Ehl-i Sünnet’i Müdafaa ve Bid’atleri Tenkid
3 şehir görmüş kitabımı bitirmek Çanakkale’ye nasipmiş Ankara’da, başlayıp (2014 Aralık), İstanbul’da devam ettirdiğim bu kitap makale ve incelemelerden oluşuyor. Farklı konularda yazılan makaleler ve kitap/tez/köşe yazılarının değerlendirmelerinden oluşan yazıları ihtiva ettiği için uzun okuma zamanı olumsuz bir etkiye neden olmadı. Bazı makaleleri okurken çok faydalandım, bilgi sahibi oldum, fikir edindim. Bazı makaleler ise yordu. Çünkü örneğin bir makalenin dipnotları metinden daha fazla yer teşkil ediyordu. Konu “Ahmed Efendi” diyelim. Metinde o hocanın ismi geçiyor ve oradan dipnotla okuyucuya hocasının hayatı anlatılıyor. Bu arada hocasının ders verdiği medresenin adı geçince uzun uzun o medresenin büyüklüğü, duvarlarını şekli, ne zamana kadar açık kaldığı gibi konuyla alakası olmayan ayrıntılara giriliyor. Bu da akla “dipnot şişirmesi” olgusunu akla getiriyor. Ama tikel örnekler haricinde diğer makalelerin bir çoğu okunmaya değer.
19. yüzyılda başlayıp 20. Yüzyılda ivme kazanan ve günümüzde yoğun şekilde varlığını sürdüren modernizm ve dini reform hareketlerinin açmazları, yanlışları, Ümmet-i Muhammed için söz konusu olan tehlikelerine dikkat çekilen yazılar ehl-i sünnet zaviyesinden kaleme alınmış. Bazı makale konuları: “Tarihi proje: İslam Gerçeği” ve “Yaşar Nuri Öztürk”, “Muhammed Abduh Ve Reşid Rıza: Bahâilik Üzerine Bir Muhavere”, “Fazlurrahman”, Acı Bir Tecrbe: Mut’a (Geçici Evlilik) ve Gerçekler, “Nüzûl-i İsa”, “On Maddede Cemaleddin Afgani Gerçeği”, “Mezheb İmamları ve Onlara Uymanın Lüzumu Hakkında”, “Dücane Bey Rehberine Reddiye”, “Ömer Çelakıl, Kur’an-ı Kerim’in Şifresi”, “Modernistlerin Sünnet Anlayışı.”…
Kitabı ilim aşıklarına tavsiye ediyorum ama sanırım şu an satışı yok.
Bir kadının kendisinden yaşça büyük bir adama duyduğu planotik aşkı çok güzel bir şekilde işleyen roman. Stefan Zweig’in okuduğum bu ikinci kitabında da yoğun depresif hava vardı. Sanırım 1920li yılların dünyasında bu havaya kapılmamak mümkün değildi. Ayrıca Zweig’in ilerleyen yıllarda kapıldığı bunalımdan kurtulamayarak intihar ettiğini okuduğumda kitaplarında gözüme çarpan o depresif havanın sebebini az da olsa anladım sanırım. Evet intiharı çok zaman sonra vuku bulmuş ama sonuçta bazı intiharlar bir sürecin sonucudur. Uzun yılların yükünü sırtlayamamanın, hayatın kendisine yüklediği roller, kimlikler, acıları kabullenememenin neticesinde hayatının fişini çekmiş nice insan vardır. Kitaba dönecek olursak bir tarafta bir kadının kurtulamadığı (belki de kurtulmak istemediği) saplantısı, diğer taraftan bu saplantıyı bırakın karşısındakinin sevgisinden zerre haberi olmayan bir adamın hikayesi. Belirli bir yaşın altındaki kimselere tavsiye etmemekle beraber bir solukta okunabilecek nefis bir eser.