Hüzünlü bir hikaye, baştan sona dertli bir kitap... Kemankeş Kenan'ın bir istasyondan son istasyona hızlıca ilerleyen tİren misali hızlı ve sarsıla sarsıla ilerleyen acılarla dolu öyküsü. Edebi yönüyle ilgili bir şey söyleyemem ama Mustafa Kutlu'nun dili çok ağdalı değil. Hikayelerini halk diliyle yazdığı için okunurluğu yüksek.
Bu hikayede hepimizi üzen ama içine çeken kekremsi bir tat var. Herkesin hayatı mutlulukla, neşeyle dolu olmayabiliyor. Acıyla başlayıp acıyla tamamlanan o kadar ömür var ki etrafımızda biz farkında olmadan. Kapalı kapılar, örtülü perdeler neler saklıyor arkasında bilmiyoruz ki.
Velhasıl Tİrende Bir Keman, kulaklarımıza böyle hayatların notalarını duyurmakta...
Tirende Bir KemanMustafa Kutlu · Dergah Yayınları · 20154,779 okunma
Stefan Zweig’in, hiç bir eğitimi olmayan ama satranca büyük yeteneği olan Mirko ile satrancı Nazi zulmüne uğramış, hapisteki hücresinde bir kitaptan öğrenen Dr.B'nin karşılaşmasını anlattığı kısa ama çarpıcı öyküsü. Birbirine tamamen zıt olan karakterlerin iç dünyasında yaşadığı buhranlar, savaştan bahsetmeden savaş psikolojisi ustaca öyküye yansıtılmıştır. 60 küsurluk bu kitap bir solukta okunabilecek nefasette. Hatta bittiğinde biraz daha uzun olsaymış keşke demekten insan alamıyor kendini. Ayrıca bu kitap, Zweig’in intihar etmeden önceki son yapıtıymış.
SatrançStefan Zweig · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2020279,7bin okunma
Haksız mı? Epiktetos da bunu söylemez mi? "Herhangi bír şey konusunda °Onu kaybettim' deme. 'Onu iade ettim' de. Çocuğun mu öldü? Onu geri verdin. Karın mı öldü? Onu da geri verdin. Tarlanı mı elinden aldılar? İşte yeni bir iade! Fakat onu elimden alan kötü bir adamdı' deme. Onu sana veren elin falanın ya da filanın aracılığıyla onu geri almasının ne önemi var? Onu sende bıraktığı müddetçe sana ait değilmiş gibi istifade et ondan, tipkı yolcuların hanlardan yararlanışı gibi."
Hiç kimse gece olup da yatağına yattığında, yetiştirdiği buğdaylar gerçekten mutlu mu, ekmek oldukları için hayatlarından memnunlar mı acaba, diye düşünmezdi.