Yarabbî vê dinyay ji xweyîkirina zarokan dijwartir tiştek tine , çiqas dijwarin, çend roja xwarzîyê xwe xweyî kirim ez mirim , Xwedê sebrê , taqet, hiş û aqil bide dayîkan . Zehf zorin ne xibera meriv dikin , ne dizankn rûnênê , anca feş dibin , har dibin , digrîn û nexweş dikevin , cîhê dayîka bihûşte ji ber zaroka be jî ;))
Kurdî
Fes başıma fes başıma püskülü ben olayım.. Ahhh duvar başıma, başım duvara!… #kemal sunal#
Reklam
Eski Turkofiller (Pierre Loti, Claude Farrère gibi isimler), hayranlıklarını Türk modernleşmesine değil, "Eski Şark"ın estetiğine, mahalle hayatına, o yavaş ve ağırbaşlı tevekküle dayandırıyorlardı. Cumhuriyet, "modern, rasyonel ve Batılı" bir ulus inşasını hedefledi. Batı için "ilginç ve egzotik" olan ne varsa (fes, kalpak, dervişlik) tasfiye edildi. Batılı gözünde Türkiye, hayranlık duyulacak bir "öteki" olmaktan çıkıp, taklit edilmeye çalışılan ama asla tam olarak "onlardan" sayılmayan bir "modern devlet"e dönüştü. Hayranlık duyulacak o gizemli perde kalkınca, Turkofillik de yerini daha soğuk bir siyasi müttefikliğe bıraktı. İmparatorluk dönemindeki Turkofillerin bir kısmı, Osmanlı’nın yıkılış sürecindeki o trajik güzelliğe meftundu. "Hasta Adam"ın asaletini savunmak, Batılı aydın için romantik bir başkaldırıydı. Cumhuriyet bu trajediyi reddetti ve masaya bir "kazanan" olarak oturdu. Reel politik düzlemde Türkiye artık korunmaya muhtaç bir "kadim dost" değil, sınırları ve kuralları belli bir bölge gücüydü. Romantizm, yerini stratejiye bıraktı. Turkofilliğin beslendiği ana damar, Osmanlı-İslam medeniyetinin o yüksek kültürüydü. Mevlevîlik, hat sanatı, klasik şiir ve o dönemdeki yüksek diplomasi dili, Batılı entelektüel için keşfedilmeyi bekleyen bir hazineydi. Harf Devrimi ve dil sadeleşmesiyle birlikte o kadim dünyaya giden köprüler daraldı. Sadakatle çevrilen metinlerin azlığı, Batılı araştırmacıyı bu derinlikten kopardı. Bugün bir yabancı için Türkiye; ya bir tatil destinasyonu ya da jeopolitik bir veri seti haline geldi. Cumhuriyet sonrasında kişisel bir tutku olan Turkofillik yerini, üniversite kürsülerindeki soğuk bir disiplin olan Türkolojiye bıraktı. Duygusal bağın yerini, metin analizleri ve tarihsel veriler aldı. Bernard Lewis gibi isimlerin yaptığı şey
1000Kitap
Günümüzün Şiiri Olsun
Hin Avibi/ BİR NEVİ NEOROMANTİK ŞİİR kız dedim uçurumum ol gel kalbimi kuşlara ufala eski su, derin kin, içli ırmaklı suskun kız kız gel senin hiçin olayım fes ve horoz kırmızısı aşk yok olmanın sonötesi rengi kız dedim gel sana perişân olayım içimde bir ordu at sürüyor sen salındığında evimizin önünde kız gel benim vatanım ol ay büyüyor içimde ay büyüyor sana karşı kız dedim gel güzel iki kızımız olsun ayaklarım beni arıyor çarşıda sensiz kız ellerini bana ver bulaşıkları kaynanam yıkasın
Şiir
Cılız bacaklarının dizden altı çırçıplak... Bir ince mintanın altında titriyor, donacak! Ayakta kundura yok, başta var mı fes? Ne gezer! Düğümlü alnının üstünde sâde bir çember. Nefes değil o soluklar, kesik kesik feryâd; Nazar değil o bakışlar, dümû’-i istimdâd. Kûfe/Mehmet Akif Ersoy
Ahir Time
O manifesto gurubu derhal Fes edilicek! Biz kaliteli basarili daha giyimi asil tasiyan Durus istiyoruz Millet sizi cope bile atmaz sizi sevenin haberi olsun💪🏼⏰👈🏻☝🏻
Reklam
Reklam