Sene 1897
Atinalılar ve Türklerden nefret eden hemen bütün Yunanlar, pek çok Türk âdetini sürdürüyorlar: Öğle yemeğinden sonra Türk kahvesi içiliyor, kılık kıyafetlerinde yarı Türkvari de olsa fes takıyorlar ve son olarak Türk hamamlarına gidiyorlar.
Sayfa 95·Kitabı okuyor
Lozan’da silindir şapka giyen İsmet Paşa ve arkadaşlarının başında kalpak ve fes vardır. İsmet Paşa Türk gazetecilere vapurda açıklama yaptı. Kalpaklı, fesli fotoğraf, Tevhid-i Efkâr gazetesinin son baskısında yayımlandı.Gülcemal adlı özel vapurla Köstence’den İstanbul’a gelen Lozan heyetinin 18 kişi olduğunu belirten muhafazakâr Tevhid-i Efkâr, “Muhterem İsmet Paşamız” diye yazıyordu.
Reklam
Ünlü Osmanlı alimi Ebussuud 16. yüzyılda eğer bir Müslüman hayatını kurtarmanın dışında, başka bir sebeple gayrimüslim kıyafeti giyerse o da kâfir olur diye buyurmuştu. Tanzimat’ın sonunda, oğulları dedelerinin kaftanı ve şalvarını Avrupalıların redingot, pantolon ve kravatıyla değiştirmişler ancak fes takmaya devam etmişlerdi. Bir zamanlar kıyafet giyenin dini kimliğini işaret ederken, giyim sınıf farklarının semiyotiği oldu. Fakir şehir sakinleri ve tüm dini cemaatlerin köylüleri babalarının ve büyükbabalarının giyindiği tarzda giyinmeye devam ettiler; burjuvazinin erkek üyeleri ise, Paris ve Londra’daki emsalleri gibi giyindiler, ancak yine de fes takıyorlardı.
Sayfa 213·Kitabı okudu
Her şey akışta mıdır? Her şey sallanmaktadır! Hayat bir salıncaktır. Gerilimini veren odur. Öyle görünse bile, hep aynı kalmaz. Kâh sükûnete kavuşursunuz, kâh berhava olu-verir. Kâh her şey hâkimiyetim altındadır, kâh kaybederim hâkimiyeti. Kendimizden emin olduğumuz anları, yine ken-dimizden şüphe izler. Terk edilmiş hissetmemek için birile-rinin yakınlığını arar, sonra içime dönmek için tekrar mesa-fe koyarım. Ben'imi abarttığımda, başkalarıyla birlikte olma-yı yeniden keşfederim. Geri çekilebileceğim özel alana ihti-yaç duyduğum gibi, ortak hayata katılabilmek için kamusal alanı da ararım. Huzur bulmak için kıra gitmek, sonra dina-mizm kazanmak için şehre dönmek isterim. İrili ufaklı şen-likler gündelik hayatı salıncağa bindirirler - o şenlikli koş-turmacanın yorgunluğundan arınmayı ister hale gelene ka-dar. Hayat hiçbir coşkuyu kaçırmamak demekse, tekrar ne-fes alabilmek için ayık olmaya mecbursunuz
Sayfa 11·Kitabı okuyor
Peki örgütsüz bir devrim olur mu? Olmaz. Halkın ya da hiç değilse, halkın bir bölümünün örgüte, yani doğrudan demokrasiye dönüşmesi gerekiyor. Tabii bu da kendiliğinden olmaz. Devrim için oldukça tehlikeli bir araçla, yani, yöneticileri seçimle gelen ve sürekli değişen, profesyonel bir örgütle olur. Bu örgüt, halkın komünler şeklinde örgüte dönüşmesiyle , varlığını, örgütlenmiş halka katarak fes eder
(Fes) Pek muhtemel olarak Dalmaçya'dan İtalya'ya, oradan Fransa'ya, oradan da Kuzey Afrika'ya, geçmişti. Yani İslam uygarlığı ile hiçbir ilgisi olmayan bir başlıktır. Cumhuriyet döneminde birçok eski kafalılar fes giymenin bir din sorunu olduğunu sanmışlardı. Halbuki bir yüzyıllık bir süre önce fes giymeyi de dine aykırı sayanlar olmuştu.
Sayfa 197·Kitabı okuyor
Tarih
Reklam
Reklam