Naz çeker, gözyaşı siler, dert dinlerdi.
Kendisi için bir hayat kurmaya, onu başkalarından kıskanmaya, insanlarla arasına bir mesafe koymaya çalışmadı.
Gerginliğe dayanamazdı, kırılgan bir ruhu vardı.
Pişmanlıklarla dolu kavgaları, geri dönüşü zor küskünlükleri, acımasız kahkahaları.
Bütün bunlar o değildi.
Bütün bunlar benliğini törpüleyen hengâmelerdi.
Düşünmemek ona nadiren nasip olurdu.
Düşünmeden oturmak...
Sonra uyanıklık içinde bir rüyadan uyanır gibi
silkinmek, tekrar anı bir gazete okumak gibi
yaşamaya başlamak...