Her insanın bir diğeri için bir bilinmez olmak ve engin bir sır olarak kalmak üzere tasarlanmış olması, aslında üzerinde düşünülmesi gereken çok muhteşem bir konudur. Büyük bir şehre gece girdiğimde
Zamanların en iyisiydi, zamanların en kötüsüydü, hem akıl çağıydı, hem aptallık, hem inanç devriydi, hem de kuşku, aydınlık mevsimiydi, karanlık mevsimiydi, hem umut baharı, hem de umutsuzluk kışıydı, hem her şeyimiz vardı, hem hiçbir şeyimiz yoktu, hepimiz ya doğruca cennete gidecektik ya da tam öteki yana –sözün kısası, şimdikine öylesine yakın bir dönemdi ki, kimi yaygaracı otoriteler bu dönemin, iyi ya da kötü fark etmez, sadece en üstünlük ifadeleri kullanılarak diğerleriyle karşılaştırılabileceğini iddia ederdi.