"Deli olacağım, yahut ölecegim dersem yalan söylemiş olurum. İnsan tahammül edemeyeceğini zannettiği şeylere pek çabuk alışıyor ve katlanıyor. Ben de yaşayacağım... Ama nasıl yaşayacağım!.. Bundan sonraki hayatım nasıl dayanılmaz bir işkence olacak!.. Ama ben dayanacağım.. Şimdiye kadar olduğu gibi..."
Körlük Kitabı okurken körlüğün ilk anlamı olan görme bozukluğundan mı bahsediyor yoksa toplumsal anlamda bir körlük mü kastediliyor diye düşünmeden edemiyorsunuz. Olağanüstü durumlarda yöneten kesim de zarar görür veya yok olursa ya da toplumsal kuralların, cezaların bir hükmü kalmazsa insanların nasıl da acımasız olabileceklerini görmek gerçekten insanı ürkütüyor ki aslında bu düzen doğal olan düzen değilken. Asıl körlük gözlerde mi vicdan da mı?