Modern Oblomov

Modern Oblomov
@fgmli

Modern Oblomov

, bir kitap okudu
Puan vermedi·680 syf.·
Beğendi
·
2021 1. kitabı
Fernando Pessoa
8.4/10 · 14,5bin okunma
Reklam
Puan vermedi·94 syf.··
2021 5. kitabı
Flaubert'in 17 yaşında yazdığı ilk gençlik eseri. Yazar eğitim gördüğü süreçte bu kitabı kaleme almış. Doğal olarak konusu da 19. yy Fransa'sında çoğunluğu yakın çevresini kapsayan - sınıf arkadaşlarına, yaşadığı çevreye, ailesine- eleştirilerinden oluşmuş. Üslubuna baktığımda yaşının getirdiği hayata karşı isyanı; ergenliğe özgü benmerkezciliği, yer yer kişisel efsaneleri belirgin olarak görülüyor. Hayatını anlamlandırmaya çalışması ve sorguladıkça kendi deyişiyle içine çeken hiçlikte kayboluşunu isyan ederek beyan etmiş. Her ne kadar bu kitapta toyluğu belirgin olarak görülse de yaşına ve çağına göre hepimizi geride bırakacak eser çıkarmış bence. İçerikte yalnızlıktan şikayet etmediğini hatta gurur duyduğunu hissettirmek ister fakat esasen muzdariptir, sevgi yoksunluğu çekmektedir. Dolayısıyla aşklarında ergenlikte görülen dürtülerine ek olarak bu yoksunlukların da eşlik etmesi, hayatında savruluşu daha kolaylaştıracaktır. Bu kitabın değeri yaşınıza göre değişir. 18 yaşında okuduğunuzdaki değer yargınız ile 30 yaşında okuduğunuzdakinden çok farklı olacaktır. Ancak yazarın ismini bir an bir kenara koyarak 17 yaşında bir insanın bu cümleleri yaratabilmesi benim açımdan takdire şayan.
Bir Delinin AnılarıGustave Flaubert · Sel Yayıncılık · 20222,570 okunma
Puan vermedi·538 syf.··
2021 4. kitabı
Uzunca bir süre okumam için kütüphanemde beni sabırla bekleyen bir kitap. Kitabı okumaya karar verdiğimde düşüncelerimin bu denli değişeceğinden haberim yoktu tabi. Kitabı okuduğunuz süre boyunca adeta efsunlanıyorsunuz. Ara vermeniz gerektiğinde içine düştüğünüz dünyaya adapte olabilmek için biraz çaba sarf etmeniz gerekiyor. Okuduğum yüzlerce kitap arasında bitmesini istemediğim, sayfalar ilerledikçe üzüldüğüm tek kitap oldu. (Bitmesin diye bilerek elime almadığım günler bile oldu.) :) Zaten bir çırpıda okunabilecek bir kitap değil. Bu süre zarfında kitabı sindirmek için zamanınız oluyor. Sizi meraklandırmayı başardıysam kitap hakkında konuşabilirim artık. :) Kitap, “vahşi kadın”a ulaşmak için kadınların unuttuğu, unutmaya zorlandığı doğasını tekrar hatırlatmayı hedefliyor. Bu yolda yapılması gereken ilk şeyin, kadının içindeki susturulan doğal sese kulak vermesi olduğu söyleniyor. Bu uzun, çetrefilli, dengeli psişeye ulaşma sürecini anlatırken de kadın ve kurtların doğal yabanıllığıyla bağlantılar kuruyor. Kitap 16 bölümden oluşuyor, her bölümde mitleri de içinde barındıran bir masal(öykü) anlatılıyor. Öykülerden hareketle kadının, özgür ve kendi olabilmesinin önündeki engeller ve bu engelleri aşmanın öğretileri Jung'cu psikanalizden de yararlanarak okuyucuya sunuluyor. Öyküler aracılığıyla kadın psişesinin derinliklerine iniliyor, birçok açmazdan kurtulmaya yardımcı olarak masal tadında terapiler uygulanıyor. Ancak bunu, okuyucuya “Şunu yap, şunu yapma.” diyen basit bir kişisel gelişim kitabı olarak algılamayın. Her öyküde kadınların içine düştükleri durum, okuyucuya sezdiriliyor; böylece yazarın psikanalitik yaklaşımdan hareketle öyküye dair analizleri için bir nevi okuyucu hazırlanmış oluyor. Her öyküde kendinizden bir parça bulacak, bazen kendinize kızacak,
Kurtlarla Koşan KadınlarClarissa P. Estes · Ayrıntı Yayınları · 202110,7bin okunma
Logoterapi Işığında Varoluşun Anlamı
Puan vermedi·166 syf.··
2021 6. kitabı
Otuzun üzerinde yabancı dile çevrilen İnsanın Anlam Arayışı’nda Victor E. Frankl, İkinci Dünya Savaşı sırasında Yahudi toplama kamplarında yaşadığı, şahit olduğu insanlık dışı uygulamaları, kurucusu olduğu logoterapi öğretisi bağlamında ele alır. Frankl'ın 1945 yılında dokuz günde yazdığını söylediği kitabının ilk baskısında ismi yer almaz. Yazar, kitapla edebi bir ürün sağlamak yerine, insanlara yaşamın en acınası durumlarda bile potansiyel bir anlam taşıdığını anlatabilmeyi amaçladığını dile getirir. Kitabı, sonraları en çok satanlar listesine girince yaşamın anlamına ilişkin çok az şey vaat eden bir kitaba yüz binlerce insanın başvurmasını, çağımızın içinde bulunduğu acınası durumun bir dışavurumu olarak değerlendirir. Üç bölümden oluşan kitabın ilk bölümünde toplama kampı deneyimleri anlatılır: Çalışamayacak kadar zayıf olan tutukluların krematoryum veya gaz odalarına gönderilmesi, iki yüz kişilik barakaya bin beş yüz kişinin ”tıkıştırılması”, günde bir kez verilen -bazen onun da olmadığı- kuru bir ekmek, tutuklular arasındaki tifüs salgını, soğuk ve açlıktan gelen ölümler... Bu bölümde yazar, kamp sakinlerinin kamp yaşamına yönelik ruhsal tepkilerinin üç evresi olduğundan bahseder. Birinci evre, tutuklunun kampa alınışını izleyen şok dönemi. Lessing'in “Aklınızı kaybetmenize neden olacak şeyler vardır ya da kaybedecek aklınız yoktur.” dediği türden olaylara şahit olan tutuklular, hâlâ kamptan kurtulabilmeyi ümit etmektedir. Ancak haftalar sonra bir tutuklu için, acı çekenler, can çekişenler ve ölümler o kadar sıradanlaşır ki bunu duygu yitiminn egemen olduğu ikinci evre izler. En insanlık dışı, onur kırıcı olaylara karşı geliştirdiği duyarsızlaşma, bu evrede tutuklunun adeta koruyucu kabuğu haline gelir. Tutuklunun serbest bırakılmasını izleyen -ki bu sayı
İnsanın Anlam ArayışıViktor E. Frankl · Okuyan Us Yayın · 202651,3bin okunma
Üretme Arzusunun Tükettiği Bir Ressam
Puan vermedi·252 syf.··
2020 3. kitabı
Kitabı okumaya karar vermemde Vincent Van Gogh’un ressam yönünü tanımaya çalışmaktan ziyade, bir insanı intihara sürükleyen toplumsal ve psikolojik sebepleri onun penceresinden görmek ve belki de onu anlamaya çalışmak etkili oldu. Henüz on altı yaşında resim satışı yapan bir şirkette işe giren ve birtakım anlaşmazlıklar yüzünden yedi yıl sonunda işine son verilen Vincent, bu tarihten sonra öğretmenlik ve vaizlik gibi meslekler dener. 1872'de başlayıp 1890'da ölümüne dek kardeşi Theo’ya yazdığı mektuplarda Vincent’in, sadece resim sanatı hakkındaki görüşleri değil toplumsal birçok olgu ile ilgili fikirleri, aşkları, hayatı anlamlandırma çabaları, doğaya olan bağlılığı, umutsuzluk ve ruhsal bunalımlarını buluyoruz. YKY’den çıkan baskıda kitap altı bölüme ayrılmış. Birkaç mektubun yer aldığı ilk bölümde Vincent’in, özellikle vaizlik yaptığı yıllarda Tanrı hakkındaki düşünceleri ve ona olan tam teslimiyeti dikkat çekici. Genel olarak düzenli bir gelirinin olduğu bu yıllarda yaşamdan, talihten şikayet görülmez yazdıklarında. Bu ilk yılların sonunda nihayet 1880'de ressamlığı meslek edinmeye karar vermesi için sonradan “Resim yapmaya yaşamımın oldukça geç bir döneminde başladığım yetmiyormuş gibi önümde bundan sonra yaşayacak pek uzun yıllar da olmayabilir.” diyecekti. Vincent resim yapmaya, vaizlik için gönüllü olarak gittiği kömür madenindeki işçileri çizmekle başlar. İleride Theo’ya yazdığı mektuplardan birinde “Çalışmalarım halkın yüreğinden kopmuş gibi geliyor bana, tabana yakın bulunmalıyım hep.” demesi belki de madende bulunduğu yılların sanatını etkilediğini gösterir. Kitabın ikinci bölümünde Vincent’in Hollanda'da bulunduğu yıllardaki yaşantılarını görüyoruz. Sadece resim yapmakla uğraştığı için ona gelir sağlayan herhangi bir işten yoksun olması ve tam da bu
Theo'ya MektuplarVincent Van Gogh · Yapı Kredi Yayınları · 20168,1bin okunma
Reklam