...anladığım kadarı ile milena ikimiz de çok çekingen ve ürkek kişileriz. birbirimize gönderdiğimiz mektuplar o kadar çekingen o kadar korku dolu ki. cevaplar dersen onlar ayrı bir korku kaynağı ikimize de doğuştan gelmemiş bu özellikler ama ben de huy edinmiş artık.
bir odadayız milena. birbirine bakan iki kapının ardındayız ama ayrı ayrı. biri açacak olsa diğeri hemen ürküp kapıyor kapıyı. halbuki bu iki kişi ürkeklik olarak bu kadar benzemeseler, biri diğerine hiç aldırış etmese açsa kapıyı çıksa dışarı odayı düzenlese. ama hayır o da en az diğeri kadar ürküyor ve saklanıyor kapısının ardına ve o güzelim oda bomboş kalıyor ortada...
"Düşündü; Victor Hugo'nun sözünü hatırladı: 'Faziletle fezahat arasında kalın bir duvar varsa, bu duvarda da bir insan geçecek kadar büyük bir delik vardı. En fena adam bu delikten fazilete, en iyi adam da yine bu delikten fezahate geçebilirdi.' "
Sürüncemede kaldığım her işte Hume’nin sorusuyla kendimi kandırmaya çalışıyorum; “Eğer burada durup daha ileri gitmeyeceksek, niçin bu noktaya kadar geldik?” Fakat vazgeçmek de yola ait; devam etsek de vazgeçsek de, en nihayetinde tek bir hakikat var; yol bizim yazgımız…
"Üretmeden tüketen tek yaratık insandır. Süt vermez, yumurtlamaz, saban çekemez, tavşan yakalayacak kadar hızlı koşamaz. Yine de, tüm hayvanların efendisidir."