Yapay zorlamalar(ım)la iletişim kurduğum insanlar, aynayı lekeliyor. Baldırına iğne batırıp, tekmeler savurduğum yansımalarımı göremez oldum. Kaldırın şu yeryüzünü, nefesim tökezliyor. Kalbim, zihnim, hiçliğe direnen pamuk ipliği. Üzerinde fi(i)ller tepiniyor. "Ruhuma kukuletalar bakıyorum, sen de alır mısın? Mutlaka takmalısın..." Karanlık merdivenin birbirine kayıtsız, sayısız çarpık büyük basamakları... Sol ayağımın kilometresi bitmiş, ne bir değnek ne bir halden anlayan insan evladı. Göz kapağım düşmüş, gören var mı? Oturdum dinleniyorum. Kimse yok bağırsam ne çıkar, nefret sesinin imdadı, sayıklamalar... Çıkmak istemiyorum ki zaten. Lakin mecburum biliyorum. "Kim yamulttu lan basamakları?" Gelecek yalnız orda. Rengin şarabi olsun mu tasam? Yukarı uzatıyorum başımı, şimsek çakıyor. Kim bilir yine neye dellendi? Benle alakası yoktur herhalde. Çağrı atacağım bir dakika. =) Evet. Başımı uzatıyorum, al tekrar... Ölümsüzleştirici bir hâlim mi var? Neyse çek bakayım. "Hevesini alsın gider, dert etme." Bir gün havasını alan olur ama görürüm ben onu. Al beyaz havlu! Şurada bak, getirsene. Görmüyor musun camına asmış Nefakat teyze -yağmurun bol olsun manyak kadın. Hepsi senin için, gökyüzü ağlasın diyedir derdimiz-. "Al." Mersilerden bir demet... Attığım gibi yanmaz mı beyaz havlu? Birine bin kattığımın göğün yüzü! Neyse. Bekleyelim. "Kümülüsler üfürsen?" Külüstürde bir gelenek artık. Attığımı gönderiyor. "Nasıl yapalım?" Ben uyuyacağım, uyandırma. 14 Haziran 2026 00.08
youtube.com/watch?v=oI6VUJQ... Uzakların nesi var Çağırmışlar seni bu kadar Yanımda tahtın tacın vardı Kimse bilmez Kıymetini bu kadar
Şarkı
Reklam
Günün Hadisi
🕌 GÜNÜN HADÎSİ Arapça: الرَّاحِمُونَ يَرْحَمُهُمُ الرَّحْمَٰنُ، ارْحَمُوا مَنْ فِي الْأَرْضِ يَرْحَمْكُمْ مَنْ فِي السَّمَاءِ Okunuşu: "Er-râhimûne yerhamuhümü'r-Rahmân. İrhamû men fi'l-ardı yerhamkum men fi's-semâ." Mânâsı: Merhamet edenlere Rahmân olan Allah merhamet eder. Sizler yeryüzündekilere merhamet edin ki, semâda olan da size merhamet etsin. 📖 Kaynak: Tirmizî, Birr, 16; Ebû Dâvûd, Edeb, 58 (Abdullah b. Amr'dan rivayetle) #Hadis #Merhamet #Rahman
Din
bu bir araştırmadır herhangi bir toplumu kötüleme değildir
Gülbank veya gülbang; yapılacak bir işin hayırla sonuçlanması, sağlık, esenlik, başarı veya şükür amacıyla toplu halde okunan, belirli bir ritmi ve kalıplaşmış ifadeleri olan dualara verilen isimdir. Kelime anlamı olarak "bülbül sesi, güzel ses, zafer narası" gibi manalara gelir.Gülbank duası hakkında öne çıkan bazı özellikler şunlardır:Okunuş Şekli: Genellikle yüksek sesle, ahenkli, secili (iç kafiyeli) ve melodik bir yapıda okunur. Duanın sonunda genellikle "Allah, eyvallah", "Hû" veya salavat getirilir.Kullanım Alanları: Geleneksel Türk ve Osmanlı cemiyet hayatında, özellikle tekkelerde, tarikat ayinlerinde, esnaf toplantılarında (ahi teşkilatı) ve yemek dualarında sıkça kullanılmıştır.Günümüzdeki Yeri: Günümüzde en yaygın örneklerini Alevi-Bektaşi cem ibadetlerinde (cemselâm, lokma duaları vb.) ve bazı büyük camilerde (özellikle Cuma namazı öncesi müezzinler tarafından okunan dualarda) görmek mümkündür.Detaylı metin yapıları ve ritüeller hakkında bilgi almak için TDV İslâm Ansiklopedisi kaynağını inceleyebilirsiniz. Gülbank duası, tek bir kalıplaşmış metinden ibaret değildir; okunduğu yere, amaca ve geleneğe (Alevi-Bektaşi, Mevlevi, Yeniçeri/Mehter, Cami müezzinliği) göre farklı sözleri ve çeşitleri bulunur. Gülbankların ortak özelliği, genellikle ritmik, kafiyeli (secili) bir dille yazılması ve katılımcıların aralarda yüksek sesle "Allah Allah" demesidir. [1, 2, 3, 4] Kullanım alanlarına göre en bilinen gülbank sözleri ve örnekleri şunlardır: ## 1. Alevi-Bektaşi Geleneğinden Genel Gülbank Örneği En yaygın olarak cem ibadetlerinin başında, sonunda veya yemeklerden (lokmalardan) sonra okunan standart bir gülbank şu şekildedir: "Bismişah, Allah Allah! Akşamlar hayrola, hayırlar fethola, şerler defola. Müminler ber-murat ola, münkirler matola, münafıklar berbat
1000Kitap
Biz ne olacağız? Bizim yaşadıklarımız ne olacak? Hiç mi yaşamamış sayacaklar bizi? Onca geçip göçülenden bir şeyler kalmalı; her ne kadar, 'el hayru fi ma vakaa' derlerse de iş sona erince dönüp sorarız... Boşuna mı geçirdik bunca yıl sırtımızdan vapurları? Leyla Erbil Leyla Erbil
Edebiyat
Reklam
Reklam