Açık bir fiziksel temeli olmayan somatik semptomlar, travma yaşayan çocuklarda ve yetişkinlerde yaygın olarak görülmektedir. Bunlar arasında kronik sırt ve boyun ağrıları, fibromiyalji, migren, sindirim problemleri, spastik kolon/ irritabl bağırsak sendromu, kronik yorgunluk ve bazı astım türleri sayılabilir. Astım oranı travma yaşayan çocuklarda,
travma yaşamayan yaşıtlarına göre elli kat daha fazladır. Çalışmalar,
pek çok öldürücü astım atağı yaşayan çocuk ve yetişkinin, atak öncesi nefes alamama sorununun varlığının farkında olmadığını göstermektedir.
Travmanın ardından, dünya, farklı bir sinir sistemiyle deneyimleniyor. Hayatta kalanın enerjisi, artık yaşamın akışına katılma pahasına ruhsal kaosu bastırmaya odaklanıyor. Katlanılmaz psikolojik tepkilere karşı kontrol sağlayabilme çabası, fibromiyalji, kronik yorgunluk ve diğer otoimmün hastalıkların da arasında bulunduğu çeşitli fiziksel belirtiler olarak sonuçlanabiliyor. Bu da travma tedavisinde neden tüm organizmayı, bedeni, zihni ve beyni bir bütün olarak ele almamız gerektiğini açıklıyor.
Zihindeki kronik dağınıklık ve stres, bedende de karşılık bulur. DEB'li yetişkinlerde fibromiyalji, kronik yorgunluk veya sindirim sistemi rahatsızlıklarının sık görülmesi tesadüf değildir; beden, zihnin taşıyamadığı o sürekli gerilimi kendi hücrelerinde depolar.
§
"Vancouver Hastanesi Palyatif Bakım Servisi’nde koordinatör doktorluk görevini yürüttüğüm yedi yıl içerisinde, duygusal geçmişleri Mary’ninkine benzeyen birçok kronik hasta gördüm. Kanser veya amyotrofik lateral skleroz (ALS – motor nöron hastalığı) gibi dejeneratif nörolojik hastalıklarla palyasyon amacıyla servisimize gelen insanlarda benzer dinamikler ve başa çıkma yöntemleri mevcuttu. Özel hayatımda da ülseratif kolit veya Crohn hastalığı gibi iltihabi bağırsak rahatsızlıkları, multipl skleroz, kronik yorgunluk sendromu, otoimmün hastalıklar, fibromiyalji, migren, cilt rahatsızlıkları, endometriozis ve başka birçok hastalık sebebiyle tedavi gören insanlarda aynı kalıpları gözlemledim. Ciddi bir hastalıkla boğuşan hastalarımın hemen hepsi yaşamlarının önemli bir alanında hayır demeyi öğrenememiş kişilerdi. Bazılarının kişiliği ve içinde bulunduğu koşullar ilk bakıldığında Mary’ninkinden çok farklı görünse de, temelde yatan duygusal baskı hepsinde var olan bir faktördü."
§
Çocukken karşılaştığımız erken dönem kronik stres unsurları, kayıplar ve olumsuzluklar, yetişkinlik döneminde sağlığımızı belirle yen biyolojik faktörlerimizi şekillendirmektedir. Bu biyolojik şekillenme, kalp hastalığı, kanser, otoimmün hastalıklar, fıbromiyalji ve depresyon gibi yaşamı değiştiren yetişkinlik dönemi hastalıklarını geliştirme eğilimimizi bizlere göstermektedir.