Leibniz yapıtlarını Latince ve Fransızca olarak kaleme alıyordu. Neden Almanca yazmadığı sorulduğunda şöyle dediği rivayet edilir: "Bu çoban diliyle felsefe yapılabilir mi?"
Türkiye'de roman okurlarının çoğunu oluşturan, dindar olmayan, Batılılaşmış kadın okurlar, başörtüsü taktığı için üniversiteye alınmayan kadınların anlaşılabilir dertleriyle ilgilendiğim için huzursuz oldular. Orta ve yukarı sınıf Batılılaşmış tanıdıklardan, aile dostlarından, "Orhan bu dincilere niye anlayış gösteriyor!" diye sitemkar ifadeler işittim o günlerde. Roman sanatının en temel ve en güçlü yanının, bizim gibi düşünmeyenlerin, bizim gibi yaşamayanların âlemini de dürüstçe anlamak, en azından anlamaya çalışmak olduğunu, böylece yaşayarak hissettim. Romancı, okurlarının bilmek, anlamak istemediği, hatta tehlikeli bir düşman olarak gördüğü "öteki"nin insanlığını da ortaya koymalıdır.
Hasan Hayri gerçeği gördükten sonra şöyle diyecektir: "Dünyada en güvensiz söz, Kemalistlerin verdiği Şeref sözüdür... Mezarım öyle bir yere yapın ki gelen geçen ibret alsın."