İllüzyon çağında kuklacılık ve kuklalar...
Bir düşünürün söyle bir sözü kalmış hatırımda, mealen diyordu ki:"...eski zamanlarda kuklacı da kukla da, kuklanın ipi de görünürdü seyirciye...", peki ya şimdi, kukla ortada ipi de görünmüyor kuklacı da...hatta kukla kendini öylesine kaptırmış ki, kukla olduğunu unutmuş giydirme şahsiyet kazanmış gibi...seyreden ise hiç birinin farkında değil !... Bu tespit ile giriş yaptık mevzuya, tam olarak içinde yaşadığımız "illüzyon çağının" ve modern insanın varoluşsal trajedisinin kalbine dokunuyoruz bu yazıda. Bahse konu sözün ruhundan ilham alarak, bu derin fikri ve ardındaki manzarayı şu şekilde devam ettirelim: Görünmez İplerin Çağı: Şahsiyet Sanrısı Eski zamanlarda seyirci, izlediği şeyin bir kurmaca olduğunu bilirdi. Kuklacı perdenin arkasındaydı, ipler bazen ışıkta parlardı; sahne ile hakikat arasında estetik bir mesafe vardı. Seyirci oyunu izler, hissesini alır ve evine dönerdi. Kukla da kukla olduğunu bilirdi, çünkü varlığı ancak o görünür iplerin gerilmesiyle can bulurdu. Ya şimdi? İpler o kadar inceldi, o kadar şeffaflaştı ki; artık onları görmek için göz değil, çok derin bir basiret ve şuur gerekiyor. Kuklacı sahnede değil, kuliste değil; bizzat kuklanın zihninin iç çeperlerine gizlenmiş durumda. Algoritmalarla, dayatılan modern paradigmalarla, konfor alanlarıyla ve sahte başarı illüzyonlarıyla örülmüş bu görünmez ipler, kuklaya yukarıdan aşağıya değil; içeriden dışarıya doğru hareket yaptırıyor. Kuklanın Trajedisi: "Giydirme Şahsiyet" En tehlikeli esaret, esir olduğunu bilmeyenlerin esaretidir. Bugünün insanı (modern kukla), kendisine sunulan hazır şablonları, düşünce kalıplarını, beğenileri ve hatta isyanları bile kendi hür iradesiyle seçtiğini zannediyor. Üzerine geçirilen kimliği, o "giydirme şahsiyeti" o kadar çok benimsiyor ki; aynaya baktığında bir
Şuanda hiç bilmediğim bi sahilde tek başıma oturmuş en sevdiğim şarkıyı dinlerken hayat hiç bu kadar anlamlı gelmemişti.. Anlamdan kastım şu insan hep tek bu hayatta onu demek istiyorum.. Etrafımızdaki herkes figüran sanki .. Her neyse bu da böyle bi nottu..
Duygu ve Düşünce
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Eğer hiç uykusuz bir gece ağlayarak geçirmediysen, çünkü kendini onun gözlerinde görmedin diye aşık değilsin. Eğer derisinin kokusunu tam olarak algılamıyorsan. Eğer aynı kazağı 100 kez giymediysen, sadece sana iyi oturduğunu söylediği için. Kalbini kollarınla açmazsan, göğsüne sıkıca tuttuğun zaman aşık değilsin. Eğer onun öpücüklerinden, okşamalarından, gülümsemelerinden ve sesinden doydunuz. Bir mesaj beklemiyorsanız, cep telefonunuza bir dakika içinde 10 kez bakarak. Uyumadan önce ağzını ve ellerini üzerinizde hayal etmezseniz aşık değilsiniz. Onunla seks yaparken hiç uçuyormuş gibi hissetmesen. Eğer hiç isimlerinizi evlendirmediyseniz, uyandığınızda uykulu öpücükler ve geceleri ateşli okşamalarla dolu bir gelecekte. Eğer uzun süre başka yerlere baktığınız için aklınızı hiç kaybetmediyseniz, aşık değilsiniz. Eğer onun dünyasının merkezi olmak ya da senin için sadece bir tane yaratmak istemiyorsan. Eğer onu iyi hissettirmek ve zihnin Eğer onun acısının karşısında kendini zayıf ve çaresiz hissetmeseydin. Eğer elini tutmadı ya da her yeni yerde yapmayı düşünmediysen. Onun yanında olmadan güçlü hissettiysen aşık değilsin. Yarım saatten fazla düşünmediyseniz. Kalabalıkta onunkinden daha güzel gözler gördüğünü sanıyorsan. Gece uykuya daldığında dünyanın en şanslı insanı olduğunu düşünmüyorsan aşık değilsin. Yorgun hissediyorsan ama yıldızlara götürecek kadar yorgun değilsen. Sessiz bir filmde figüran olmak istemiyorsanız ama birlikte yapabileceğiniz en iyi filmin baş kahramanıysanız....e giren canavarları uzak tutmak için zaman, enerji harcamazsan. Eğer onun sessizliğine saygı duymadıysan ve gülümsemesini görmek için her şeyi yaptıysan aşık değilsin.
"Sınırını bilmen güzel" dedi. Senaryo üzerinden kelime türetip konuşan figüran... "Zaman kaybı değildi, senarist kötüydü" dedi bir izleyici. Gişesi bol olsun. Her eleştiri fikir değildir; bazıları yalnızca ekran süresidir. (A.ka)
1000Kitap
Kendi masalımda figüran seçildim
Her adımda biraz daha eksildim kendimden, Bir haber bekledim o eski günlerimden.
Alıntı
evde bulabildiğim en tatlış deftere bütün korkularımı ve reddedilişlerimi yazacağım. bu reddedilme yeni bir challenge oldu önce basit bir isteğiniz reddediliyor sonra daha büyük bir şeyden reddediliyorsunuz mesela linkedin başvuru reddinin bir sonraki adımı olarak nuri bilge ceylan'a filminde figüran olmak istiyorum diye mail atıyorsunuz ve reddediliyorsunuz falan