İslam'ın kaynağında kadın algısı
9/10
·240 syf.··
Beğendi
·
2025 11. kitabı
·
33 günde okudu
·
Okunma: 09 Haziran 2025 12:40
Kur'an'ın bütün bu hitap tarzlarında erkeğin kadına ön­celenmesi, kuşkusuz Arap dilinin sentaktik ve morfolojik yapısından kaynaklanmaktadır. Dilin (lisan) insan ve toplumun hayat felsefesini yansıtan bir ayna olduğu ve Hz. Peygamber'e gelen vahiylerde de ilkin belli bir topluma belli bir dille hitap­ta bulunulduğu gerçeği göz önüne alındığında, Kur'an'ın dil sistemindeki ataerkilliğin bu boyutunun dinsel değil, dilsel bir olgunun tezahürü olduğu anlaşılır. Dolayısıyla Kur' an, Roger Garaudy'in ifadesiyle, "evrensel mesajını yedinci yüzyılın Arap­larına ilan eder. Yani Ortadoğu'nun 'ataerkil' geleneğinden olan bir topluluğa ... Kadının esas itibariyle erkekten aşağı görülmesi­ni kutsal bir inanç gibi benimseyen İbrani soyunun temsilcisi bir halka ... Saint Paul'ün (Aziz Pavlus), aşın derecede kadın düşma­nı Hıristiyanlığının anlayışındaki bir kavme ... Kısacası, erkeğin hakimiyetine bağlı kabileci geleneği içinde hayatını sürdüren Arap Yanmadası'nın Araplanna ... " (Roger Garaudy, İslam ve İnsanlığın Geleceği, çev. Cemal Aydın, İstanbul 1995, s. 191) Kuran'ın kız çocuklarına bakışı: Kur'an, miladi yedinci yüzyıl­da hayli kalabalık bir tanrılar/ tanrıçalar panteonuna sahip olan Arapların kendi kız çocuklarına yönelik bakış açılarını şöyle be­timlemiştir: Onlardan birine kız [çocuğu] müjdelendiği zaman, öfke­den yüzü kapkara kesilir. Kendisine verilen haberin kö­tülüğünden dolayı kavminden gizlenir ve [bu sırada kara kara düşünür]: Onu aşağılık duygusu içinde yanında mı tutsun yoksa toprağa mı gömsün! Bakın ki verdikleri hü­küm ne berbat bir hüküm! ( Nahl 16/58-59.) Öte yandan evliliği, bir tür kölelik ve esaret olarak gören Gazali, kadının ev merkezli yaşantısında riayetkarlığına gereken adabı da şu şe­kilde özetlemiştir: "Kadın evinin en kuytu yerinde oturup
KadınMustafa Öztürk · Kırmızı Kedi Yayınevi · 202458 okunma
Kur'an Esma'ül-Hüsna'nın tefsiridir
10/10
·477 syf.··
Beğendi
·
2024 110. kitabı
·
759 günde okudu
·
Okunma: 31 Aralık 2024 22:50
Bismillahirrahmanirrahim... Kur'anı Kerim bildiğimiz üzere tam olarak inen ilk sûre Fatihanin ilk ayeti besmeleyle başlar. Yani kitabımızın başındaki ilk ayet besmeledir. Her hayrin başı, anahtarı, miftah-ı genc-i kadîm, Bismillahirrahmanirrahim. Besmelenin manası şudur; "Rahman ve Rahim olan (rahmeti herkesi ve her şeyi kuşatan, isimlerinde ve fiillerinde her zaman rahmeti tecelli eden) Allah'ın adıyla/ Allah adına" El-Esma'ül-Hüsna da "En güzel isimler"demektir. Kuran'da Allahu Teala, en güzel isimler Allaha aittir buyurur. Yine ilk nazil olan ayetler ise Alak suresinin ilk beş ayetidir(veya 8); bize Rabbimizi tanıtır ve Rabbimizin ismiyle bakmayı, okumayı, yaşamayı emreder. Rabbini tanı kendini tanı der; "Oku, (zatı ve sıfatlarıyla tecelli edip tüm mevcudatı, seni zahiren bir kan pıhtısından, manen de sevgisinden,) alakasından yaratan Rabbinin adıyla!"( 1-2) Buyurdu Allahu Teala. "Oku (anla, idrak et ki), senin Rabbin Ekremdir (zatında kerim olan, kullarına kerim olmayı ikram eden / en cömert, lütuf sahibi olandır). (3) O ki (kulluğu insanın fıtratına kudret) kalemiyle (yazıp) öğretti (ve talim ettirdi). (4) İnsana (daha önce kendini, Rabbini ve hiçbir şey bilmezken) bilmediklerini öğretti. (5) Yani dedi ki seni sevdiği için yarattı. Bütün bu alemlerin Rabbi, sana değer verdi, en şerefli varlık, insan olabilmek üzere yarattı. O Rabbindir. Seni talim ve terbiye ile yetiştirecek Hz. insan, Allah'ın temsilcisi, halifesi kılacaktır. Alemlerin Rabbine kul olmak, en sevgiliye sevgili olmak şereftir, değerdir, bilirsen vazgeçilmezindir, her şeyden çok ihtiyacındır her şeyi yaratanın yakınlığı... Hayır (sizin zannettiginiz gibi değil)! Muhakkak ki insan, kendini müstağni (kendi kendine yeterli ve Allah'a karşı ihtiyaçsız) gördüğü için (haddini aşarak) azar."
El Esmau'l Husna (7 Cilt Takım)Muhammed Hüseyin (R.A.) · İkranur Yayıncılık · 20199 okunma
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Ötelere Doğru İlâhî İlimlerin Nûrları
Puan vermedi·456 syf.··
2024 4. kitabı
·
13 günde okudu
·
Okunma: 20 Ocak 2024 17:47
Ötelere Doğru İlâhî İlimlerin Nûrları ❈ ❊ ❈ Müslümanların rehberi, Allah (c.c.)’in kelamı, mesajı Kur'ân-ı Kerîm Zişan; ömür sermayesinin hidayete ermesi, dünya ve ahireti kurtarması için hissiyatın lisan dilinin bulmuş hâlidir. İnanan Müslümanların nesilden nesile hayat ve hassasiyetle aktardığı, baş tacı ettiği Kur'ân’ı Kerîm; anlam, algı, hâl, ufuk ve lisan boyutu zengin bir çeşitlilikle akmaktadır. Hayatın hareket ve keşfi çeşitli boyutlarla ne kadar sayısızken buna cevaben ve karşılık ile Kur'ân-ı Kerîm ayet ve sürelerinde tefsiri içinde akla, topluma, metafiziğe, bilime, kozmolojiye, hukuka bir diyaloğu ve duruşu vardır. Aklın ve hissiyatın gelişim ile direncini geliştirmesi için ayetlerin her bir yorum ve yoluna büyük bir ihtiyacı var. Tarihsel deneyim içinde insanlığın medeniyet gelişimine köklerini oluşturan ve geliştiren ayetlerin anlam ve hissiyatındaki gücü ile etkisi olmuştur. Medeni birey ve toplum inşasında eğitimi ve selâmeti Kur'ân ayetlerinin derin manalarından istifade olmakla olmuştur. Fars havzasının Safevîler döneminde Şîrâz şehrin zenginlerinden ve siyasetçisinden olan İbrâhîm Kavâmî’nin tek oğlu olan Molla Muhammed Sadrâ, Kur'ân tefsir etmesinde buna bir örnektir. Meşşâî, İşrâkî ve İrfânî ekollerin birleşimiyle yeni bir sentez geliştiren Molla Muhammed Sadrâ (1571 – 1640); Mîr Dâmâd ve Bahâeddin Âmilî’nin öğrencisidir. Kum’un Kehek köyünde on beş yıl inzivâ ve eğitim faaliyetinde bulunarak Şiraz'da da eğitim ve öğretim verdi. Kelâm, tefsir, hikmet, felsefe, mantık ve hadis alanlarında kırka yakın eser kaleme alan Molla Sadrâ; en meşhur felsefî eseri “el-Esfârü'l-erba'a”dır. Vahiy, nübüvvet ve velayet nuru esaslarıyla temelde ise ilâhî bir hikmet ve evrensel bir hakikat felsefesine sahip olan Molla Sadrâ; Kur'ân âyetlerinin
Tasavvuf Felsefesi
Kur’an Ayetlerinin Sırları ve Açıklamalarının NurlarıMolla Sadra · Önsöz Yayıncılık · 20239 okunma
Ne zor şeydir hayat ve ölüm hakkında yazmak.
Puan vermedi·312 syf.·
2023 28. kitabı
Hayata ve ölüme dokunmak,hissetmek,duyumsamak.Biri-yani hayat- her an içinde olduğumuz, fazlasıyla iç içe yaşadığımız ve modern zamanlarla birlikte gittikçe ‘’an’’laşan bir olgu iken; diğeri-yani ölüm-tasvir edilemeyen,tahayyül edildiğinde dahi insanın bir türlü kendisine yakıştıramadığı ve yaklaştırmadığı hakikat.Hangisinin hakkını layıkıyla verebiliyoruz ki?Ya da hangisini daha fazla kanıksıyoruz? Rasim ÖZDENÖREN sözü güzel söyleyen,sözü edep dahilinde ve belli bir gayeye müstenit olarak söyleyen önemli mütefekkirlerimizden biridir hiç şüphesiz. Müstefid olduğumuz/olacağımız eseri bizce hayatın çeşitli vecheleriyle alakalı olarak, okuyana önemli açılımlar sağlayacak, müslümanca düşünme kaygısı taşıyanlara yol haritası olabilecek önemli bir eserdir. Kitaptaki yazılarının her defasında hedefe teğet geçtiğini ifade ederek söze başlıyor Rasim ÖZDENÖREN. İnsanın ne meleksi bir masumiyet, ne şeytansı bir isyan ve ne de hayvansı bir insiyak üzere duruyor diyerek devam ediyor. İnsanı tanımlamak en zor işlerden biri hiç şüphesiz. Tarih boyunca tanımlanmaya çalışılmış ve çoğu kez bir vechesi üzerinde durularak bütünü gözden kaçırılmıştır. Kimine göre eşya yapabilen hayvan, kimine göre konuşan hayvan, kimine göre ise isyan edebilen bir varlık olmuş. Tanımlama cehdine kim girdiyse kendi meşrebine göre bir tasvirde bulunmuş. Murad-ı İlahinin rızasına muvafık bir hayatı gerçekleştirebilecek donanıma sahip olduğu için halife olarak tavsif edilen; göklerin, yerin ve dağların kabul etmekten kaçındığı emaneti-akıl ve irade emanetini- yüklenmekten kaçınmayan, Ahsen-i takvim olarak yaratılan, bilinçli/iradi eyleme hususiyetinden yani icbar altında kalmadan yaptığı sahih tercihlerinden ötürü önünde meleklerin yere kapandığı mükerrem bir varlık fakat ,aynı zamanda ,hem takvası hem de
Din
Ben ve Hayat ve ÖlümRasim Özdenören · İz Yayıncılık · 1998451 okunma
Ahlakın Ufuk Çizgileri
Puan vermedi·332 syf.··
2023 1. kitabı
·
74 günde okudu
·
Okunma: 05 Mart 2023 08:59
Ahlakın Ufuk Çizgileri          ❊ ❊ ❊ Medeniyetler arası etkileşimin önemli bir örneği mağripler havzasında tarihsel süreç boyunca kendini göstermiştir. Zihinsel faaliyetlerin teknik ve teorik gelişim ve aktarımı İslâmî değer ve kaideleriyle mağrip kültürünün karakteristik oluşumunu yüksek bir temsil boyutuna getirdi. Avrupa ile Afrika bağlantı konumu; mağrip havzasını kültürlerarası kaynaşma ve geçişin merkezi haline getirdi. Batı eli, klasik medeniyeti yıkarak Batı merkezli bir medeniyet uğraşına girdi. Kavramlar, idrak ve yasayışımızda etkisi ve aktarımı güçlü bir meseledir . Ahlâk kavramı Batı ve İslâm inancı çerçevesinde değişim ve dönüşüm, uzlaşım ve çatışmaları olmuş, buna felsefî, epistemolojik yorum getirmek mühimdir. Mağrip Devletlerden Faslı dil, mantık ve ahlak filozofu Taha Abdurrahman (1944 Cedide – ... ); İslâm dünyasındaki felsefe pratiğini yeniden biçimlendirme girişimiyle farklılaşıyor. Bütüncül bir bakış açısına ve sistemli bir filozof olan Taha Abdurrahman; İnsan, bilgi, yaşam ve varoluş konularını her şeyle ele alarak zihnini parçalamamış, bütün bu alanları tek hakikat olan tevhide, Allah'a kulluğa, ahlâka, manevî yetkinliğe ve ruhun tezkiyesine bağlamıştır. Taha Abdurrahman’ın ileri sürdüğü tezlerden bir tanesi de “Ahlâk Sorunsalı - Batı Modernitesinin Ahlâkî Eleştirisine Bir Katkı” kitabındaki günümüzün ahlâk krizine büyük ölçüde ahlâkî öz benliğin teşekkülü üzerindedir. Böyle ki hususlardan bir tanesi: insan, aklıyla değil, ahlakıyla hayvanlardan ayrılır, ileri sürer. Ahlakın geniş ufuklarının karakteristik yönleri bulma çabaları; genel geçer kaidelerin var oluş sancısıdır. Ortak değerlerin sonsuz fiiller ve olduğundan önce idrak; ahlakın karakteristik ufkunun çizgileridir. İnsan yapısının ahlak değerinin hakikat arayışında dinamik ilişki
Felsefe
Ahlak SorunsalıTaha Abdurrahman · Pınar Yayınları · 202054 okunma
Puan vermedi·296 syf.·
2023 2. kitabı
Çok bilinen ama anlaşılması noktasında hakettiği yerde olmadığı halimizden belli olan kıssa. Etkilendiğim birkaç noktasına değinsem de tabii ki tamamı etkili olan kıssası. Bir öğreti yolu olarak kıssalar. Kur’an’da; Ashab-ı Kehf Kıssası Zülkarneyn Kıssası Hz. Musa ve Hızır Kıssası Fil Kıssası Hz. İbrahim Kıssası Hz. Yusuf Kıssası Harut ve Marut Kıssası İsrailoğullarının İnek Kesme Kıssası Karun Kıssası Sebe Melikesi ve Hz. Davud Kıssası ... Kur’an kıssalar anlatır. Yusuf Suresi 3.ayet “Biz, Sana bu Kur'an'ı iletmekle, daha önce hakkında bilgi sahibi olmadığın kıssaları en doğru şekilde bildirmiş oluyoruz.” ‎نَحْنُ نَقُصُّ عَلَيْكَ أَحْسَنَ الْقَصَصِ بِمَا أَوْحَيْنَا إِلَيْكَ هَذَا الْقُرْآنَ وَإِن كُنتَ مِن قَبْلِهِ لَمِنَ الْغَافِلِينَ Nahnu nakussu aleyke ahsenel kasası bima evhayna ileyke hazel kur'ane ve in kunte min kablihi le minel gafilin. Kur’an kıssaları anlatma nedenini de açıklar. Allah der ki;
Mısır'a Sultanı Kuyudan GelirYasin Pişgin · Timaş Yayınları · 20251,504 okunma