Ülkede herkes cinnet geçirmiş durumda. En ufak bir tartışmanın bedelini canınla ödüyorsun resmen. Herkes birilerini vuruyor, asıyor, kesiyor… Öldürüyor… İnsan canının o kadar ucuz olduğu bir dönemden geçiyoruz ki, ben daha önce böyle bir dönem görmedim. İnsan izlerken, okurken nefesi yoruluyor… Herkes çok sinirli. Herkes çok mutsuz. Herkes sanki kaybedecek bir şeyi yokmuş gibi pimi çekilmiş bomba gibi dışarda. Sana fiziken zarar vermeyi göze alamayan da diliyle yapıyor bunu. Patavatsızlığıyla, hakaretiyle, hasetliğiyle, bakışlarıyla Karamsar bir tablo çizmek değil niyetim. Ama görünen köy klavuz istemiyor. Eve hiçbir zarar görmeden gelmek gerçekten büyük nimet. Kazanan sensin. Allah cidden bize akıl fikir, sakinlik versin.
Erken Cumhuriyet rejimi döneminin ulus-devlet inşa süreçlerindeki milletleri homojenleştirme pratikleri, uzun yıllar süren kültürel inkâr politikaları ve özellikle 1984 sonrasındaki sıcak çatışma sarmalı, tüm devlet mekanizmasının tek bir amaca kilitlendiği bir "beka" anlatısını çok güçlü şekilde besledi. Cumhuriyet elitlerinin en büyük yapısal korkusu, ülkede bir sosyalist devrim olmasıydı. Erken Cumhuriyet'in temel iktisadi misyonu bir "milli burjuvazi" yaratmaktı. Bunun ana yakıtı da 1915 tehciri ve 1923 mübadelesinden kalan gayrimüslim mülkleriydi (Emval-i Metruke). 1942'deki Varlık Vergisi de bu sermaye transferinin zirve noktasıydı. Eğer Türkiye Sovyet blokuna dahil olsaydı ya da içeride bir sosyalist dönüşüm yaşansaydı, özel mülkiyet tasfiye edilecek, kamulaştırma yapılacak ve o mülklerin üzerine oturan yeni zengin yerli burjuvazi yok olacaktı. Dolayısıyla antikomünizm, vatan savunmasından ziyade bir sınıfsal mülkiyet savunmasıydı. Türkiye’nin İkinci Dünya Savaşı boyunca izlediği "aktif tarafsızlık" politikasının Nazi Almanyası ile olan ekonomik ve diplomatik işbirliği boyutu tarihsel bir vakadır. Krom Ticareti ve 1941 Paktı: Türkiye, Nazi Almanyası'nın savaş sanayisi için hayati olan kromu Almanya'ya satmaya devam etti (Clodius Anlaşması). Hatta Barbarossa Harekatı'ndan sadece birkaç gün önce, 18 Haziran 1941'de Berlin ile bir Dostluk ve Saldırmazlık Paktı imzaladı. 1936 Montrö ve Sovyet Desteği: Sovyet Dışişleri Bakanı Litvinov’un Montrö’de Türkiye’ye verdiği destek hayatiydi. Çünkü Moskova, İngiliz ve Fransız donanmalarının Karadeniz’e serbestçe girmesini engellemek için Boğazlar kontrolünün (uluslararası bir komisyonda kalmasındansa) Türkiye’ye verilmesini kendi güvenliği için daha doğru buluyordu. Selim Sarper’in o meşhur 7 Haziran 1945 Moskova
Tarih
Reklam
Sizce?
Emin olun ki genel olarak kabul gören her fikir ve toplumun onayladığı her kavram eninde sonunda salaklığın daniskasıdır; çünkü çoğunluğun ilgisini çekmeyi başarmıştır. Chamfort
Düşünce
Öncelikle öcü değilim🙏🏻 cekineceginiz kadar tehlikeli bir panelci de değilim, her şeyi yargılayan biri hiç değilim (egoist biri olduğumdan şüpheleniyorum suan ama sorun değil!🥳) ya neyse işte ana fikir cekinilecek biri değilim, tüm ön yargılarını bir kenara bırakıp cesaretlendigini düşünüp bana yazicaksan hoş karşılarım sadece tek bir ricam var🥰.. Lütfen gece geç saatlerde bu cesareti bulup yazma çünkü 00.00 itibariyle tabiri caizse bir mala dönüşüyorum, ters cevap veriyormuş gibi hissediyorum cevaplarıma sonradan bakınca...Bu kadardı tskrlr🙏🏻🥰
Kim istemez ki; bir fikrin ince gülü olmayı..
Şiir
çıkar dolu ilişkilerinizin bir parçası olmadığımdan ötürü dışlanıyor olmam sizin hakkınızda doğru fikir sahibi olduğumu gösterir
İnsan ve Hayat
Reklam
Reklam