Hata, beyefendi, günahtan daha kötüdür, çünkü günah genellikle fikir veya bakış açısı, hatta zamanlama meselesidir. Buna karşılık hata gerçektir ve düzeltilmelidir.
Ancak bu pratik ve güvenli başarı yolu, yakın çalışma arkadaşlarım olarak tanınmış kişilerin bazılarıyla aramızda, zaman zaman görüşlerde, tutumlarda veya yapılan çalışmalardaki uygulamalar bakımından temel veya ikinci derecede birtakım anlaşmazlıklar, kırgınlıklar, hatta ayrılıkların da sebebi ve açıklayıcısı olmuştur. Ulusal mücadeleye beraber başlayan yolculardan bazıları, ulusal hayatın bugünkü cumhuriyete ve cumhuriyet kanunlarına kadar gelen gelişmelerinde, kendi fikir ve ruh yeteneklerinin kavrayış sınırı bittikçe, bana direnmeye ve karşı duruşa geçmişlerdir. 
Burada, çok önemli olan bir noktayı da belirtmeli ve açıklamalıyım. Ulus ve ordu, padişah ve halifenin ihanetinden haberli olmadığı gibi, o makama ve o makamda bulunana karşı, yüzyılların kökleştirdiği dinsel ve geleneksel bağlarla içten gelerek boyun eğmekte ve sadık. Ulus ve ordu bir yandan kurtuluş yolu düşünürken bir yandan da yüzyıllardır süregelen bu alışkanlılığın güdüsüyle kendisinden önce, yüce hilafet ve saltanat makamının kurtarılmasını ve dokunulmazlığını düşünüyor. Halifesi ve padişahsız kurtuluşun anlamını kavramak yeteneğinde değil… Bu inanca karşıt fikir ve görüş ortaya koyacakların vay haline! Derhal dinsiz, vatansız ve, hain ve dışlanmış kişi olur… 
Tartışmak her zaman yıpratıcı değildir. Herkes farklı kabiliyetlere farklı karakterlere sahipken, tartışma adabına uyarak fikir ayrılıkları yaşamak, tam aksine karakterleri geliştirir, dönüştürür. İnsana başka pencerelerden de bakabilme fırsatı sunar.