Matematiğin kelime hazinesine sıfırı katmanın yanı sıra, ilkel Yunan sembollerinin ve hantal Roma rakamlarının yerine bugün evrensel olarak kabul gören sayı sistemini geçirdiler. Bu da yine lafı edilmeye değmeyecek bir ilerleme sanılabilir; ama CLV ile DCI sayılarını çarpmayı deneyin bir, o zaman bu atılımın değerini anlarsınız. 155'le 601'i çarpmak çok daha kolay. Bir bilim dalının gelişebilmesi onun iletişim ve fikir üretme yeteneğine bağlıdır; bu da yeterince ayrıntılı ve esnek bir dil gerektirir. Pythagoras ve Eukleides'in fikirleri o zamanki kullanışsız ifade biçimi nedeniyle daha az zarif değildi elbette ama Arap sembollerine çevrildikten sonra çiçek açtılar, yeni ve daha zengin kavramlar da onların meyvesi oldu.
Açık yürekli bir vedalaşmayı korkakça bir vedalaşmadan ayıran nedir? Senden açık yüreklilikle ayrılmak demek, bizim, seninle benim, aramızda ne olduğuna dair seninle bir fikir birliğine varmak için çaba göstermemiz olurdu. Çünkü kelimenin tam ve eksiksiz anlamıyla bir veda bu anlama gelir: İki insan, birbirinden kopmadan önce, birbirlerini nasıl görmüş, nasıl tanımış oldukları hususunda anlaşırlar. Aralarında neyin hedefine ulaştığı, neyin yarım kaldığı hususunda. Bunun için korkusuz olmak gerekir. Uyumsuzlukların verdiği acıya katlanabilmelidir insan. Olanaksız olanı da kabul edebilmelidir. Vedalaşmak, insanın kendi kendisiyle de yaptığı bir şeydir: Başkalarının bakışları altında kendine arka çıkmasıdır. Vedalaşmaktan korkmanın temelinde ise tapınmak yatar: Olanları altın ışığa daldırmak ve karanlığı yalanla yok etmeye kalkışmak. Bunu yaparken kaybedilen şey, en azından, karanlığı doğuran o hamlelerde kişinin kendini tanımasıdır.
Bir vakitler şaşaa, şevket ve şehameti âfakı kaplıyan islâmiyetin kuvâyi maneviyesini böyle tezelzüle uğratan Sünnîlik, Şiîlik daiyeleri, Davet-i mezhebe Buhara’da olanca şiddetiyle hükümfermadır. Ahîren mevkii iktidara gelen beyleri yani vüzera Şia olduklarından Sünnîleri ezmekten başka bir şey düşündükleri yoktur. Bu sebepten dolayı ahalide selâmet-i fikir, rahat-i kalb, hubb-i vatan (vatan sevgisi) kalmamıştır.