El üstünde tutulmak istiyorsan her yerde yetişmeyeceksin dedim içimden, narin olacaksın, nazılı olacaksın, toprağını, suyunu, havanı beğenmeyeceksin, çabuk küseceksin, çabuk solacaksın ki solma diye üstüne titresinler. Bir avuç gübreye tamah edip yediverene dönüşmeyeceksin, mezarlıklara dikemeyecekler seni, mezarlık gülleri gibi yabani olmayacaksın.
Şirketin doğru zamanda doğru iş kolunu seçtiğini o an ilk kez anladım. Yaptığımız iş son derece aptalca, saçma sapan geliyordu ama kapı açılınca bir çeşit aydınlanma yaşadım. Yaşlı insanlar, kapıcıların ve satıcıların dışında, sadece kendileri için, biraz mütebessim ve şefkatli bakan, oraya gelmiş olmaktan son derece mutlu, bunun için az ya da çok çaba sarf etmiş ve nihayet ziyarete gelmiş gibi duran birileri zillerini çalsın istiyorlardı. Profesyoneller, bunun için hatırı sayılır miktarda para ödenebileceğini çok geçmeden keşfetmişlerdi. Bunun aslında parayla alınıp satılan bir şey olmadığının elbette farkındaydılar ama aynı zamanda parayla satın alınabilir olmayan bir şeye insanların daha çok para verebileceklerini de gayet iyi biliyorlardı. Büyük pazarlar böyle oluşuyor; kozmetik, sağlık ve estetik uygulamalarla, ölümsüzlüğün bu kadar çok para etmesi de bundan. Parayla ölçülemeyeni, çok çok parayla satın almak mutluluğu ve elbette ayrıcalığı.
…Şebnem için yazmaya başladığım şarkıyı anımsadım. Önce kolay sanmıştım aşkı,sonra anladım ki çetin cevizmiş. Bitirebilseydim adını çetin ceviz koyacaktım. Işıklara bakarken, ansızın çetin ceviz olanın aşk değil , yaşamımın kendisi olduğunu anladım.
Güçlü bir özdeğer taşıyan insanlar bilinçli bir yaşam sürer. … En önemlisi, kendilerini ve başkalarını hızla bağışlarlar. Geçmişi geçmişte bırakır, gareze takılıp intikam peşinde koşarak şimdiyi geçmişe uydurmaya kalkmazlar. Hapishanede en fazla zaman geçirenin tutuklular değil, gardiyanlar olduğunu anlamışlardır. Birini duygusal rehininiz etmişseniz tutsak siz olursunuz. Şifa bağışlayıcılık kapısından geçer.