Maceranın daha başlarında olduğunu ileri sürmek ne büyük saçmalık ! Aslında adeta doğaüstü bir enkaz halinde, uç bir duruma doğru gidiyor: bilgeliğin kemirdiği bir bilge. Evet
çürümüş, evet kangren olmuş, hepimiz öyleyiz. Hep birden benzersiz bir keşmekeşe doğru ilerliyoruz, çırpınıp duran ahmaklar gibi, halüsinasyona kapılmış kuklalar gibi birbirimize dikleneceğiz, çünkü her şey herkes için imkansız ve soluk alınamaz hale geldiğinden, hiç kimse artık tasfiyeyi, kendi tasfiyesini sona erdirme haricinde, yaşamaya tenezzül etmeyecek. Bundan böyle bizi galeyana getirebilecek yegane şey sonun cinneti. Ardından nihai durağanlık gelecek, bir kere roller oynandıktan, sahne terk edildikten sonra, sırf zevkine, final bölümünü dilediğimiz kadar zihnimizden geçirip durabiliriz.
"Benim için yazdığın kitabı artık bitirmelisin. Okumayı çok istiyorum. ”
“Son düzlükteyim, bitmesine az kaldı. ”
“Ne kadar az kaldı? ”
“Sadeee finali kaldı. ”
“Aklında nasıl bir final var?"
“Artık yanımdasm, benimlesin ve bana gitmekten bahsetmiyorsun. Aklımdaki mutlu bir son. ”
Toshack, Türkiye'de kaderine terk edilmişken, bu sezon Madrid'in yeni teknik direktörü, yani son Avrupa şampiyonu unvanına sahip bir takımın sorumlusu oldu. Bu şahsın görevinde kalıp kalmayacağını bilmiyorum, ama favori kulübümün felaketler tarihinde kendine şerefli bir yer edindi bile. Bu kuruma, onun kişiliğine, hissiyatına dair hiçbir şey anlamayacak kadar ahmak olduğunu ortaya koymuş bu kişiyi asla unutmayacağız. Ben bu olacakları, Valencia'ya karşı oynanacak Kral Kupası yarı final maçının hemen öncesinde sorulan o vahim soruya cevap verdiğinde anlamıştım: "Bu kupayı kazanmak ile La Liga ikincisi olmak arasında kalsanız, hangisini seçerdiniz?"
Herhangi bir Madrid çalışanı, bir merengue çocuk, hatta en yontulmamış ve kafasız taraftar bile bu sorunun tek bir cevabı olduğunu bilir: "Seçmeme gerek yok ki. Real Madrid için birbiriyle çelişen zaferler yoktur, biz hepsini isteriz." Ama yok: Bu zırcahil Kral Kupası'nın bir önemi olmadığını ve kendisini sadece bir sonraki La Liga maçının ilgilendirdiğini söyledi. Şimdi herkes sonucu biliyor ve hatırlayacak: Valencia 6 - Real Madrid 0. Vikingler olarak hafızamızda böyle bir tenis skoruyla alınmış bir mağlubiyet yer almıyordu. Bazı 5-0'lar olmuş olabilir (Van Basten'li Milan'a, Cruyff'lü veya Laudrup'lu Barça'ya, yani müthiş rakiplere karşı, Valencia'nın ise on sekiz yıldır kazandığı bir kupa yok).