Mini tüyolar, büyük farklılıklar..
9/10
·320 syf.··
2026 33. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 05 Haziran 2026 10:40
Tip 1 diyabet ve hemşire olarak bu kitap ile karşılaştığım için çok mutluyum. Hem kendine hemde çevremdeki insanlara ufak tüyolarda olsa verebilecek olmak güzel bir şey. Ve kitabın yazarını yazmaya iten sebep de hem kendisine hemde çevresine yardımcı olma isteği. Arkadaşları ile tatilde iken şelaleden atlayıp omurilik zedelenmesi yaşaya , ameliyat olup zorluk çeken, fiziksel ve zihinsel sorunlar yaşayan yazar daha sonrasında kendi bedenini tanımak isteği ile araştırmalara girip hayata uyarlanacak küçük tüyolar ile hem kendinde hemde çevresinde büyük değişikliklere neden olmuş. Sadece kan şekerini dengelemek için değil;kilo vermede kolaylık, PKOS semptomlarını iyileştirme, kan şekerini dengeleme, tiroid sorunlarının getirdiği semptomları iyileştirme, tip 2 Dm gelişme riskini önleme, dengeli bir ruh hali oluşturma, ciltte düzelmeleri sağlama, menapoz olumsuz semptomlarını önleme gibi güzel gelişmelere neden olan günlük hayata uygulanabilir gerçekler ile gerçekçi bir kitap olmuş. Gelin bu değişikliklerin oluşturulma sıralamasını yapalım; 1-yiyecekleri doğru sırayla yiyin: öğüne başlarken önce lif(sebze),sonrasında protein ve yağalar ve en son nişasta ve şekerler yani karbonhidratlar tüketilmeli. 2-bütün öğünlerinize yeşil başlangıç ekleyin: ufacık bir salatalık, domates, biber ya da bir brokoli ,avokado kan şekerini dengeleme ve glikoz eğrisi daha düzenli gitmesi bakımından en uygun kullanımdır. 3-kalori hesabını bırakın; bir salatadan da ya da bir kurabiyeden de aynı kaloriyi alabiliriz. Önemli olan kaloriyi aldığımız besinlerin içeriğidir. 4-kahvaltı eğinizi düzeltin: kahvaltıda fazla miktarda karbonhidrat tüketmek yorgunluk, halsizlik, kan glikozunda ani artış ve glikoz eğrisi çok daha dalgalı olmasına ve gün içerisindeki eğriyi etkilemede olumsuz etkiye neden
1000Kitap
Glikoz DevrimiJessie Inchauspé · Pegasus Yayınları · 2023296 okunma
Bir kahve içtiler ve…
9/10
·192 syf.·
2020 26. kitabı
- Her şey huzursuzlukla başlıyor. Kitabı bölüm bölüm incelemek istedim. Her hikayede aslında tıpkı vahdeti vücut gibi aynı ana yola ulaşan tali yollar gibi kısa mesajlar var. I. BÖLÜM 1) Aynalı Baba ile Konuşma ilk çatışma: “Kalbimle inkâr ettiğimi aklımla, aklımla inkâr ettiğimi kalbimle kabul ediyordum.” “Yalnızca ben “var”ım. Çünkü “hiç”im ve “yok”um. Varlığım mutlaktır. Yokluk, bağımlı olan için vardır. Mutlak “varlık”tır, “var”dır.” ↳ Vahdet-i Vücud (varlığın birliği) “Ben” insan egosu değil, ilahi varlığın bir yansımasıdır. Tasavvufta insan kendi başına bir varlığa sahip değildir. Bir aynanın içindeki görüntü gibidir. Ayna çekilirse görüntü yok olur. Kişi kendi benliğini yok saydığında geriye kalan tek gerçeklik Allah’tır. - Benliğimden vazgeçtiğim an, gerçek varlığın bir parçası olduğumu anlarım. - Eğer bir şey mutlak ise onun dışında bir varlıktan söz edilemez. Evrende her şey tek bir kaynaktan geliyor. Mutlak varlık için yokluk diye bir kavram yok. Eğer bir şey mutlaksa, onun zıttı yokluk imkânsızdır. Özet: ölmeden önce ölünüz. Benim bu küçük, sınırlı ve aciz benliğim aslında koca bir hiçtir. Ben bu hiçliği kabul ettiğimde aslında her şey olan o Mutlak Varlık ile birleşirim. Gerçekten var olan tek şey O’dur ve ben O’nun bir yansımasıyım. Kitabın ana felsefesi budur. Bu anlayışla yazılan diğer eserleri toparlamak gerekirse en bilinenleri: (1) Muhyiddin İbnü'l Arabî = Fususü'l Hikem (fikir babası - en büyük şeyh) (2) Mevlana = Mesnevi (3) Yunus Emre = Ete kemiğe büründüm, Yunus diye göründüm (4) Hallac-ı Mansur = “Enel Hak” - Ben Hakk'ım. Canını vermiştir. (5) Spinoza = Etika → Mantıkut Tayr (Kuşların Dili) → Hay Bin Yakzan → Dünyanın ilk felsefi romanı → Siddhartha 2) Yokluk Tepesi Filibe’yi biraz araştırınca– Bulgaristan / Plovdiv (Alimler yatağı) Meriç
A'mak-ı HayalFilibeli Ahmed Hilmi · Pozitif Yayınları · 201122,3bin okunma
Reklam
Bencilliğin bedelini çocuklar ödüyor..
7/10
·152 syf.·
2026 61. kitabı
Kitabı bir anne olarak okumaya başladığımda, annenin karnındaki bebeğiyle neler yaşadığını az çok tahmin edebiliyordum. Çünkü annelik duygusu, çocuk dünyaya gelmeden çok önce başlar. Anne ile bebeği arasında hamilelik süresince güçlü bir bağ oluşur; annenin duyguları bebeği, bebeğin tepkileri de anneyi etkiler. Aynı bedende, adeta bir bütün hâlinde yaşarlar. Elbette her annenin annelik anlayışı farklıdır. Benim için annelik, daha hamilelik sürecinden itibaren çocuğun ihtiyaçlarını gözetmeyi, yaşamını ona göre düzenlemeyi ve sorumluluk almayı gerektirir. Kitapta ise bunun tam tersini yapan bir anneyle karşılaşıyoruz. Karnındaki bebeğin varlığına rağmen hayatını oldukça sorumsuz ve bencilce sürdürmeye devam ediyor. Bilimsel araştırmalar da gösteriyor ki anne karnındaki bebekler, annenin ruh hâlinden ve yaşadığı olumsuzluklardan etkilenebiliyor. Bu nedenle annenin hem fiziksel hem de psikolojik sağlığı çok önemli diye düşünüyorum. Kitaptaki annenin davranışları beni zaman zaman oldukça öfkelendirdi. Dokuz ay boyunca karnındaki bebeğin ihtiyaçlarını ve varlığını yeterince önemsememesi, okur olarak beni rahatsız etti. Bu nedenle kitabı okurken sık sık bebeğe karşı büyük bir üzüntü hissettim. Bu kitap bana bir kez daha ebeveynliğin ne kadar büyük bir sorumluluk olduğunu düşündürdü. Çocuk sahibi olmak yalnızca biyolojik bir süreç değil, aynı zamanda duygusal ve psikolojik olarak da hazır olmayı gerektiren önemli bir karardır. Daima kitaplarla ve sevgiyle kalın :)
Fındık KabuğuIan McEwan · Yapı Kredi Yayınları · 20171,490 okunma
Puan vermedi·204 syf.·
2026 10. kitabı
Kimilerinin her şeyin bittiğini sandığı, kimilerinin de yeni bir hayatın başladığına inandığı yerde, yüksek duvarlarla gözlerden gizlenmiş eski bir mezarlığın sessizliğinde Aynalı Baba. Ayna parçaları taktığı sarığı ve cübbesi, teneke parçaları iliştirdiği pejmürde kıyafetiyle tam bir tezat teşkil eden vakara sahip yaşlı bir adam. Ve Raci.. Pozitivizm ve maneviyat arasında sıkışıp kalmış huzursuz bir genç. Osmanlı'nın son dönem aydınlarından Şehbenderzade Filibeli Ahmet Hilmi, Amak-ı Hayal isimli kitabında buluşturmuştur bu iki karakteri. Kitap, okuru, mürşid-i kamil olan Aynalı Baba rehberliğinde irfana uzanan gizemli bir yolculuğa davet eder. Raci, yolculuğun sonunda hayallerin derinliklerinde kaybolmanın aslında kendini bulmak olduğunu keşfedecektir. Amak-ı Hayal konusu itibarıyla bir seyri sülûk kitabıdır. Ancak yazım türü olarak hangi kategoriye girdiği tartışma konusu olmuştur. İlk tasavvufî roman olduğunu söyleyenler çoğunlukta olsa da içerisindeki Buda, Zerdüşt, Brahman, Platon gibi İslam dışı unsurların varlığı onu alışılmış bir tasavvuf kitabı olmaktan çıkarmaktadır. Üslup açısından ise her ne kadar roman türüne yakın görülse de modern roman kriterlerine tam olarak uymamaktadır. Bu bakımdan Amak-ı Hayal ne tam bir roman ne de tam bir hikaye kitabı sayılabilmiştir. Muhtevası ise ne sadece tasavvuf ne de sadece felsefedir. Anlaşılan o ki Darulfununda felsefe hocalığı yapan ve tasavvufla iç içe bir hayat yaşayan yazarın bu kitapla amacı, felsefî, tasavvufî ve ahlâkî konulara ait görüşlerini okucuyu sıkmadan bir kurgu dahilinde aktarmaktır. Roman tekniğini ise sadece bir kılıf olarak kullanmıştır. Amak-ı Hayal iki bölümden oluşmaktadır. İlk bölümde Raci ve Aynalı Baba'nın tanışmasına ve Raci'nin rüya aleminde
A'mâk-ı HayalFilibeli Ahmed Hilmi · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202122,3bin okunma
Keşke Hiç Doğmasam…
Puan vermedi·152 syf.··
2026 39. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 19 Mayıs 2026 20:17
Kısa bir kitap çerez niyetine okuyuvereyim demiştim sadece. Nerden bilebilirdim ki edebiyat tarihinin en genç Hamlet’i ile tanışacağımı. Üstelik gün gün varoluşuna şahit olacağımı… Evet kitabımız bir ihaneti anlatıyor. İlk başta aaa ne var canım , her kitapta olur bunlar diyorsunuz. Sonra anlatıcıyla karşılaşıyorsunuz. O da ne ? Anlatıcımız henüz anne karnında gelişmeye başlamış bir fetüs evet evet bir fetüs Hep deriz anne karnında bebekler dışarda olan biten her şeyi anne karnında fark ederler. Ama keşke her bebek hep güzel şeylere şahit olabilse. Hamileliğinin son aşamasındaki Trudy, ihanet ettiği kocası John’u kafasının karışık olduğu bahanesiyle evlerinden uzaklaştırdıktan sonra son derece sığ, çıkarcı ve bayağı kayınbiraderi Claude’la yaşamaya başlar. Trudy ve Claude, John’a ait paha biçilemez eve konmak için planlar yaparlar. Fakat bu kumpası ilk aşamasından beri takip eden bir kulak misafirleri vardır: Trudy’ nin rahminde, kendisini bekleyen geleceğe doğup doğmama konusundaki kararımı henüz verememiş bir fetüs. Ve tüm olan şeyler sonucu bebeğimiz şöyle diyor: Keşke hiç doğmasam… Olay örgüsü çok güzeldi. Kısa ama etkileyici diyebileceğim nadir kitaplardan. Keyifle okunsun
Fındık KabuğuIan McEwan · Yapı Kredi Yayınları · 20171,490 okunma
İmera Fera Kitap Yorumu
7/10
·320 syf.··
2026 35. kitabı
“Kimsin, neredesin, beni bul gülüşü güzel bey.” #alıntı Konudan kısaca bahsedeyim. Esme Derin, içerik üretmek için Rize’ye giden ünlü bir YouTuber. Orada gördüğü ve gülüşünü aklından çıkaramadığı bir adamın fotoğrafını çekiyor. Eve döndüğünde ise bu fotoğrafı sosyal medyada paylaşıp onu bulmaya çalışıyor. “Beni bul gülüşü güzel bey” diyerek başlayan bu arayış, onu Ordu’nun çikolata ve fındık kralı Çakır Efe Ataoğulları’na götürüyor. Ama tabii işin eğlenceli tarafı şu: Çakır Efe sosyal medyayla pek arası olmayan, fenomen dünyasına mesafeli duran, güçlü bir iş insanı. Çakır Efe’nin o “ben böyle şeylerden anlamam” halleriyle Esme’nin daha hareketli dünyasının karşılaşması bence kitabı keyifli yapan detaylardan biriydi. Bir tarafta enerjisi yüksek, göz önünde yaşamaya alışkın Esme; diğer tarafta daha mesafeli, daha ağırbaşlı ama varlığıyla her sayfada kendini hissettiren Çakır Efe… İkisinin karşı karşıya geldiği sahneler gerçekten çok eğlenceli ve tatlıydı. Karadeniz atmosferi de hikayeye ayrı bir sıcaklık katmış. Sadece bir aşk hikâyesi okuyormuşum gibi değil de; o yöresel havanın ve aile sıcaklığının içinde geçen eğlenceli bir dizi izliyormuşum gibi hissettim. Ben özellikle kitabın samimi, bol bol gülümseten ve karakterler arasındaki çekimi yavaş yavaş hissettiren tarafını sevdim. Bir de bahsetmeden geçemeyeceğim; Esme’nin eltisi Dilan’la olan iletişimlerine bayıldım. Bana biraz Sen Anlat Karadeniz’deki Nefes ve Asiye dinamiğini hissettirdi. O destekleyici, tatlı ve içten kadın dayanışması kitabın içinde çok hoş durmuştu. Benim için İmera Fera, Karadeniz esintili, eğlenceli, akıcı ve yüzünüzde bir gülümsemeyle okuyabileceğiniz bir tatlı romantik komedi oldu. Özellikle sosyal medya üzerinden başlayan tanışma hikayelerini, zıt karakter dinamiklerini ve sıcak yerli
1000Kitap
İmera FeraPayelll · Parola Yayınları · 2025263 okunma
Reklam
Reklam