Spoiler İçerir!
Puan vermedi·324 syf.·
2026 15. kitabı
Thomas Mann’ın bu öykü külliyatının kapağını kapattığımda masada kalan şey, alelade hikayeler değil; insanın bu sonlu dünyadaki o en büyük paradoksunun cerrahi bir titizlikle incelenmesidir. Öykülerin bütününde yükselen o ortak çığlık; toplumun, kuralların ve beklentilerin yarattığı parmaklıklar arasında uysallaştırılmaya çalışılan insanın, içindeki o kor gibi yanan vahşi arzularıyla verdiği hayatta kalma mücadelesidir. ​Thomas Mann, her bir öyküde insan ruhunun bir başka odasını ve o odanın nasıl birer zindana dönüştüğünü karakterleri üzerinden bize gösterir. Johannes Friedemann, dış dünyanın acımasızlığına karşı sanattan ve doğadan sahte bir kale inşa eden ama bastırdığı o devasa insani tutkuyla yüzleştiği an savunma mekanizmaları unufak olan bir adamdır. Onun trajedisi, toplumsal bir aşağılanma karşısında o yapay dengenin tamamen çökmesidir. Gardırop Hikâyesi’ndeki Albrecht Berlin ise modern dünyanın, zamanın ve toplumsal rollerin yarattığı boğuntudan kaçmak için düzeni temsil eden treni terk eden; gerçek dünyada bulamadığı lekesiz estetiği siyah bir gardırobun karanlığındaki masallarda arayan şizoid bir kaçışın temsilcisidir. Tristan öyküsündeki Detlev Spinell ise eylemsiz, ürkek ve kibirli bir elitizmi gösterir. O bir aşık değildir; kırılgan bir kadının trajik güzelliğini kendi zihinsel fantezisi için malzeme yapan bir estetik asalağıdır. Kadını ölüme kışkırtır ama hayatın o kaba, gürbüz gerçekliği karşısında arkasına bakmadan kaçacak kadar korkaktır. ​Külliyatın en olgun omurgasını oluşturan Tonio Kröger, ne tam bir burjuva ne de tam bir sanatçı olabilmiş, iki dünya arasında asılı kalmıştır. Sıradan insanların o saf, tasasız neşesini içten içe arzular ama zihni o toplumsal parmaklıkları bir kez gördüğü için o kalabalığa katılamaz. Yapabilecekken yapmamak onun
Seçme ÖykülerThomas Mann · Sabah Yayınları · 073 okunma
Puan vermedi·236 syf.··
2026 22. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 11 Haziran 2026 16:41
Kitap 64 adet kısa denemeden oluşan düşünce ve gözlem kitabıdır. Modern insanın içsel sıkılmışlığını ve kaçış arzusunu çok iyi anlatmış. Her denemede insan kendinden birşeyler buluyor. Değindiği konuları sanki kendisiyle oturup konuşurmuş gibi anlatmış. Bu da kitabı sıkıcılıktan kurtarmış. Adından da anlaşılacağı gibi bir kaçış bir özgürlük ön planda. Firar bazen sadece kaçmak değildir olduğun yerdeki tabuları zincirleri de kırmak da bir özgürlüktür. Bunu çok iyi anlatmış. Dili de çok akıcıydı. Bazı kitaplarındaki gibi ağır değil üstten üstten konuşma tarihi bilgi aktarma gibi değildi. Sanki Elif Şafak bu kitabıyla halka inmiş. Bu hoşuma gitti benim. Çok çok beğendim diyemem ama. Rahatlatıcı diyebileceğim arada rahatlamak için okunacak bir kitaptı. Diyebilirim. Herkese iyi okumalar ve bol kitaplı günler dilerim. Firarperest Elif Şafak
FirarperestElif Şafak · Doğan Kitap · 20186,2bin okunma
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Çarkların dişleri arasında bir yaşamla nasıl mücadele edilir?
7/10
·328 syf.·
2026 13. kitabı
Rachel Kushner, 1968 doğumlu Amerikalı bir yazar. California Üniversitesi’nde Siyasal İktisat okuduktan sonra Columbia Üniversitesi’nde yaratıcı yazarlık eğitimi almış. Genellikle siyasi gelişmeleri, toplumsal sorunları ve farklı alt kültürleri eserlerinde ele almayı tercih ediyor. İlk romanı "Küba’dan Teleks (2008)" ile dikkat çeken yazar, 70'lerin sanat ve siyaset dünyasını işlediği "Alev Püskürtenler (2013)" ve ABD hapishane sistemini anlattığı "Salon Mars (2018)" kitaplarıyla tanınıyor. Son olarak "Creation Lake (2024)" adlı romanı yayımlanan yazar, kariyeri boyunca Booker, Ulusal Kitap Ödülü, Fransa'nın saygın Prix Médicis gibi prestijli edebiyat ödüllerinde finale kalmış. Gerçekçi gözlemleri ve toplumsal konulara yaklaşımıyla günümüz edebiyatının dikkat çeken isimleri arasında yerini bulmuş. Ayrıca, Kushner’ın yalnızca bir romancı değil, aynı zamanda çok güçlü bir deneme yazarı olduğunu da belirtmek isterim. Yazarın "The Hard Crowd: Essays 2000–2020 (2021)" adlı yirmi yıllık siyaset, sanat, müzik, adalet sistemi ve kişisel anılarını içeren ödüllü deneme derlemesi ve "The Strange Case of Rachel K (2015)" adında yayımlanmış bir kısa öykü derlemesi de bulunuyor. Kushner ile ilgili bir diğer önemli ve dikkatimi çeken detay ise kitap yazarken adeta bir gazeteci gibi derin araştırmalar yapması oldu. Çünkü "Salon Mars" romanını yazabilmek için yıllarca Kaliforniya'daki kadın hapishanelerini ziyaret etmiş, mahkumlarla ve gardiyanlarla görüşmeler yapmış. Yeni romanı "Creation Lake" için ise Fransa'nın kırsalındaki aktivist komünleri ve mağara tarihini yerinde incelemiş. Bu bakımdan araştırmacı yönünü takdir ettim. "Salon Mars", Amerika’daki kadın cezaevi sistemini, yoksulluğu ve hukuk sisteminin açıklarını birçok karakterin kesişen hayatları üzerinden anlatmaya çalışan bir
Edebiyat
Salon MarsRachel Kushner · Siren Yayınları · 2024193 okunma
10/10
·312 syf.··
Beğendi
·
2026 19. kitabı
·
16 günde okudu
·
Okunma: 15 Haziran 2026 11:07
Uzun süredir okumayı düşünüp , devamlı ertelettiğim bir kitaptı. Kitapçıda cilt cilt ayrılmış şekilde görünce hemen aldım..ilk cildini bitirdim ve gerçekten kitaba hayran kaldım..Kitabın bu cildinde Genç, deniz kaptanı Edmond Dantesin en mutlu gününde sevgilisi Mersedes ile evleneceği sırada bir iftira ya maruz kalıp zindana atılmasını ,ve bu süreçte rastlantı sonucunda yer altından tünel kazarak firar etmeye çalışan Rahip Faria ile karşılaşması anlatılmaktadır. Edmond'un Rahip Faria ile yaşadığı arkadaşlığı okurken etkilenmemek elde değil...Rahip Faria'nın ölmesi Edmond Dantesin kurtuluşu olur ve Edmond firar ettikten sonra Rahip Faria'nın dediği hazineye ulaşmak için Monte Cristo adasına gider.Heyacan dolu bir yerde bitti birinci cilt ikinci cildi okumak için sabırsızlanıyorum.
Alıntı
Monte Cristo Kontu (1. Cilt)Alexandre Dumas · Kapra Yayıncılık · 202337,2bin okunma
Puan vermedi·224 syf.··
2026 71. kitabı
Gogol'ün o dâhice ve iğneleyici kalemiyle, sıradan insanların zihinlerindeki kırılmaları, toplumsal sınıfların eziyetini ve bürokrasinin absürtlüğünü kahkahalarla karışık bir hüzünle okudum. Çarlık Rusyası'nın o soğuk ve kasvetli atmosferinde, aklını yitiren bir memurdan burnu firar eden bir devlet görevlisine kadar her hikâyede insan psikolojisinin en karanlık ve mizahi dehlizlerine indim. Gerçeklik ile hayal gücünün sınırlarını altüst eden, toplumsal ikiyüzlülüğü yüzüme bir tokat gibi çarpan zamansız bir klasikti.
Bir Delinin Anı Defteri - Palto - Burun - Petersburg Öyküleri ve FaytonNikolay Gogol · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202538,5bin okunma
Bildiğim bir şey varsa o da hiçbir şey bilmediğimdir.
Puan vermedi·201 syf.··
2026 32. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 05 Haziran 2026 23:03
Sokrates’in herhangi bir eser kaleme almamış olması, aslında onun felsefesinin en tutarlı kanıtıdır. O, bilgiyi kâğıda hapsetmek yerine, yaşayan insan zihninde, karşılıklı bir diyalog süzgecinden geçirerek aramayı seçti. Platon’un kaleminden süzülüp bize ulaşan "Sokrates’in Savunması", sadece Atina mahkemelerinde geçen bir davanın kayıtları değil; insan olma onurunun, dogma karşısında verdiği o kadim ve sarsıcı mücadelenin destanıdır. Platon’un hocası için söylediği şu söz, eserin anahtarı niteliğindedir: "Sokrates, her şeyden kuşkulanmanın doğurduğu belirsizliği aşabilmek için, mutlak etik değerlere dayanarak gerçek bilgeliği aramanın gerektiğini savunur." Sokrates’in suçu, Atina’nın o dönemdeki "karanlık" huzurunu bozmak, gençlerin zihinlerinde şüphe tohumları ekmek ve "bildiğini sananların" cehaletini yüzlerine vurmaktı. Bugünün dünyasında bile "sorgulayan zihnin" neden hala bir tehdit olarak algılandığını, 2400 yıl öncesinden bizlere haykıran bir metin bu. "Bildiğim bir şey varsa o da hiçbir şey bilmediğimdir. Sokrates " Bu cümle, cehaletin en utanç verici formunun "bildiğini zannetmek" olduğunu gösteren bir bilgeliğin zirvesidir. Sokrates, ölümü bir kaçışla -firar ederek veya cezayı paraya çevirerek- erteleyebilecekken bunu reddeder. Çünkü o, ölümden değil; haksızlıktan, kendi ilkelerine ihanet etmekten ve ruhundaki o ahlaki tutarlılığı yitirmekten korkmaktadır. Onun için "kendini savunup ölmeyi, yalvarıp yakararak yaşamaya yeğ tutmak", mağlubiyet değil, felsefi bir zaferdir. Kitabın yapısını incelediğimizde; Euthyphron ile başlayan, savunmayla zirveye ulaşan, Kriton ile sadakati/hukuku sorgulatan ve Phaidon ile ruhun ölümsüzlüğüne odaklanan dört bölümlük bir "yaşam kılavuzu" ile karşılaşıyoruz. Özellikle Kriton bölümündeki o firar teklifi, Sokrates’in kendi
1000Kitap
Sokrates'in SavunmasıPlaton (Eflatun) · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202564,7bin okunma