Gogol'ün o dâhice ve iğneleyici kalemiyle, sıradan insanların zihinlerindeki kırılmaları, toplumsal sınıfların eziyetini ve bürokrasinin absürtlüğünü kahkahalarla karışık bir hüzünle okudum. Çarlık Rusyası'nın o soğuk ve kasvetli atmosferinde, aklını yitiren bir memurdan burnu firar eden bir devlet görevlisine kadar her hikâyede insan psikolojisinin en karanlık ve mizahi dehlizlerine indim. Gerçeklik ile hayal gücünün sınırlarını altüst eden, toplumsal ikiyüzlülüğü yüzüme bir tokat gibi çarpan zamansız bir klasikti.