İstanbul’a geldiği günler aslında ittihatçıların firar gezdiği zamanlardı. Hükümetin tüm baskısı ittihat ve Terakki üzerinde toplamıyordu. İç ve dıştaki başarısızlık bir yana itilmiş, ülkede İttihatçı avı başlamıştı. Talat’ın nerede olduğunu kimseler bilmezken bazı ittihatçılar ise yurtdışına çoktan firar etmişlerdi. Fakat Enver’in ittihatçi kimliğinden başka taşıdığı unvanları onu tek başına dokunulmaz kılıyordu. Tam da böyle bir günde ayağının tozuyla ittihatçıların azılı düşmanı Dahiliye Nazırı Reşid Beyi ziyaret etmekten çekinmemişti.
Sayfa 210 - Kronik
Tarih
- Ay ışığıyla aydınlanmış gökyüzü de Gönül sayfam gibi.. Firar ettim rahat bir uykudan Uykuya değişmem hayalini..
Şiir
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Bilmem şu şehirde ne kar eylesem Yitirdim aklımı başım dererken Dedim başım alup firar eylesem Birine rast geldim çıkıp giderken
Cami ve Mescitlerde Dünyalık Konuşma
Bir zaman gelecek, mescitlerde dünya işlerini konuşacaklar, Allah katında onların bir değeri yok. Sakın onlarla düşüp kalkmayın. Hz Muhammed AS
Sayfa 503 - Bedir Yayınevi·Kitabı okuyor
Her dudakta aynı rezil şikâyet: Yaşanmaz bu memlekette! Neden? Efendilerimizi rahatsız eden bu toz bulutu, bu lâğım kokusu, bu insan ve makine uğultusu mu? Hayır, onlar Türkiye'nin insanından şikâyetçi. İnsanından, yani kendilerinden. Aynaya tahammülleri yok. Vatanlarını yaşanmaz bulanlar, vatanlarını "yaşanmaz"laştıranlardır. Türk aydını, Kitâb-ı Mukaddes'in Serseri Yahudisi... Hangi Türk aydını? Kaçanlar ne Türk, ne aydın. Bu firar bir Kabil kompleksi.
Sayfa 97·Kitabı okuyor
20) Vesvese (Vesvâs) Bir başka nüshada "takva" geçer. Her ikisi de birbirinin gereği olduğundan tek bir anlamda birleştikleri kabul edilebilir. Çünkü vesveseci (olan şeytan), kul ancak takvada derinlik kazanmaya başladığında ona yanaşır ve onun eksikliğini ve kusurlarını görür. Bu süreçte kul içten içe celal ve kahra düçar olduğunu düşünür ki bu durumun nefiste bıraktığı etki kabz (daralma) hali olarak belirir. Kabz insanı bast (genişlik) haline ulaştırır; çünkü kabz ve bast, gece ve gündüz gibi peş peşe gelen ve birbirinin zıddı olan iki haldir. Vesvese duyan insanın işi, ibadet ve ibadet edilen hakkında kuruntuya kapılmaktır. Vesvese insana tam olarak yerleşirse, bu hal kendisini deliliğe ve aklın bütünüyle ortadan kalkması haline ulaştırır. Allah'ın insana verdiği en büyük lütuf Akıl ve edeptir, bunu bil Mertlik o ikisine bağlı, bir kez yok olmasınlar Ölüm daha iyi gelir insana İnsanın durumu şiddetlenip gönlü daraldıktan sonra inayet yetişir ve Allah her işi bırakarak kendisine dönmeyi ve kaçışı (firâr) ilham eder. Bu kaçma "Bütünüyle Allah'a firar ediniz."¹ ayetinde belirtilir. Bazen de samimi, gönlü geniş ve saadete eren kardeşlerle oturup vesveselerden uzaklaşmayı kendisine ilham eder. Bu durum onu bast halini sevmeye, Allah'a yönelme haline ulaştırır. Çünkü bu haldeyken açık düşman olan şeytanla savaşmaktan kurtulur. Kalbine de ki vesveseler artarsa Vesveseci olmuştu İblis taşkınlığa saptığında Özetle, kabz halinin sebebi, kötü işleri düşünmek, Mevla'dan habersiz kalmak ve gafil olmaktır. Kalbini arındıranlar ise sadece temizlik halini müşahede ederler. Bu nedenle Hz. Peygamber (sav) şöyle buyurur: "Kim üzüntüye
Sayfa 59 - ¹ Zâriyât, 51/50.
Din