Türk Damarı
10/10
·88 syf.··
Beğendi
·
2026 32. kitabı
Uzun zamandır okuduğum en samimi, en ayakları yere basan tarihi biyografik romanlardan biri oldu Türk Damarı. Yazarın harita mühendisi olması ve coğrafyayı, köyleri, eski adıyla Meğri (Fethiye) bölgesini tasvir edişindeki titizlik kitaba ayrı bir derinlik katmış. Kitap edebi bir kurgudan ziyade, yaşanmışlığın verdiği o yalın ve vurucu gücü arkasına alıyor. Hamit Çavuş'un Yemen'de ilk kıblemiz Mescid-i Aksa'da ettiği duadan, Çanakkale siperlerindeki ağır kokuya ve ölümle burun buruna gelişine kadar her detay büyük bir saygı ve duygu bağıyla aktarılmış. Özellikle Hamit Çavuş'un 13 aylık esaretten dönüp "firari" damgasıyla divan-ı harbe çıkarıldığı andaki o gururlu duruşu ve vücudundaki süngü izlerini kumandana gösterdiği sahne (Sayfa 46) vatan sevgisinin kelimelerle anlatılamayacak bir portresi gibiydi. Hafızasını kaybetmeden babasının mirasını bugüne taşıyan 85 yaşındaki Recep Erel'e ve bu kıymetli anıları bizlerle buluşturan Alim Serkan Cesur'a teşekkür borçluyuz. Geçmişini, bu toprakların nasıl kazanıldığını unutmak istemeyen her okurun listesinde olmalı.
Türk DamarıAlim Serkan Cesur · İkinci Adam Yayınları · 202610 okunma
Garip, çok garip... Gölgeler bazen sahiplerinden önce geliyor
10/10
·136 syf.·
2026 46. kitabı
Bu kitabı övmek için "güzel", "etkileyici" ya da "başarılı" gibi sıfatlar yetersiz kalıyor. Bazı yazarlar vardır; onları okurken yalnızca sizden daha iyi yazdıklarını düşünmezsiniz. Aynı zamanda sizinle aynı çağda yaşadıklarından, aynı havayı soluduklarından bile şüphe edersiniz. Bu kitaptaki hikâyeler ve hikâyelerin etrafında dolaşan isimler, edebiyatın gündelik zekânın çok ötesinde bir uğraş olduğunu yeniden hatırlatıyor. Binlerce kitabın konuşulduğu bir platformda bile insanların büyük çoğunluğunun metinlerle kurduğu ilişkinin ne kadar sığ olduğunu görmek şaşırtıcı değil ama yine de üzücü. Bir yazarı "Kafka değil, Orwell değil"* diyerek değersizleştirmeye çalışanlar, bütün eleştirisini "zaman kaybı" gibi boş bir hükme indirgeyenler ya da anlamadıkları her şeyi "edebiyat değil" diyerek kenara itenler arasında dolaşırken insan, okuma eyleminin her zaman anlama eylemine dönüşmediğini fark ediyor. Bu yorumların çoğu kitaptan çok yorum sahibinin ufkunu ele veriyor; çünkü metinle hesaplaşmak yerine onu birkaç ezber yargıyla mahkûm etmek, eleştiri değil yalnızca entelektüel tembelliktir. Son zamanlarda bu nedenle, vakit geçirmekten keyif aldığım bu platformda bile eskisi kadar bulunmak istemediğimi hissediyorum. Çünkü kitapların sayısı arttıkça okurluğun derinleştiğini değil, çoğu zaman yalnızca kanaatlerin çoğaldığını görüyorum. Bir eseri anlamaya çalışmaktan çok ona hızlıca hüküm vermenin teşvik edildiği bir ortamda, yorumların sayısı artsa da edebiyat üzerine düşüncenin aynı ölçüde derinleşmediği açık. Bu hikâye kitabı ise bütün bu gürültünün arasında sessiz ama kalıcı bir ağırlığa sahip. Beğenmekten öte, insanın zihnini incelten, okuma ölçülerini değiştiren kitaplardan biriyle karşı karşıya olduğumu düşünüyorum. Edebiyatın hâlâ
Garip, Çok GaripKolektif · İthaki Yayınları · 202525 okunma
Reklam
7/10
·63 syf.··
2026 9. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 17 Haziran 2026 18:19
CENGİZ AYTMATOV YÜZYÜZE Merhaba #kitapsever dostlarım Cengiz Aytmatov'un "Yüzyüze" (Yüz Yüze) adlı eseri, yazarın erken dönem eserlerinden biri olmasına rağmen savaşın insan psikolojisi ve ahlakı üzerindeki yıkıcı etkisini oldukça sarsıcı bir şekilde ele alır. İsmail, sadece devletine değil, aynı zamanda zor şartlar altında savaşan köylülerine ve ailesine de ihanet etmiş durumdadır. Başlarda ona acıyan ve yardım eden Seyde, zamanla kocasının bencilleşmesine ve insanlığını kaybetmesine tanıklık eder Köydeki diğer kadınlar ve yaşlılar açlıkla ve kayıplarla mücadele ederken, İsmail'in saklanarak onların rızkına ortak olması ahlaki bir çöküşü simgeler. Seyde karakteri üzerinden sadakat, sevgi ve doğru olanı yapma arasındaki o ince çizgi işlenir. Seyde'nin yaşadığı içsel değişim, kitabın en güçlü yanlarından biridir. Kitabımızın konusuna gelecek olursak İkinci Dünya Savaşı sırasında geçer. Cepheden kaçan (firari) İsmail ile onun köyde kalan karısı Seyde'nin yaşadıklarını anlatır. İsmail, savaşın dehşetinden korkup kaçarak köyüne döner ancak yakalanmamak için bir mağarada saklanmak zorunda kalır. Seyde ise kocasını beslemek ve korumak için büyük bir vicdan azabı ve toplumsal baskı altında kalır. "İnsan birini seviyorsa, bu sevginin gerçek boyutu ancak ayrılık sırasında anlaşılır." "Kimseye güvenilecek zaman değil,hiç kimseye...." #kitapsevgisi
YüzyüzeCengiz Aytmatov · Ötüken Neşriyat · 20185,6bin okunma
Puan vermedi·136 syf.··
2026 4. kitabı
·
2783 günde okudu
·
Okunma: 12 Haziran 2026 14:21
@tarik_tufan ın #biradamgirdişehrekoşarak ve #vesenkuşolurgidersin kitaplarının ardından #kekemeçocuklarkorosu okuduğum üçüncü kitabı oldu. İlk okuduğumda iz bıraktığı için okumaya devam etmemden de anlaşılacağı üzere seviyorum kalemini. Çok güzel bir radyo programına konuk oldum bu kitabıyla. Anlattıkları sizden, bizden, hep içimizden ama çoğunlukla sustuklarımızdan derlenmiş. Tebessüm ettiğim de oldu, gözlerimin dolduğu da. Rahmetli Yadigar Ejder... Anlattıklarından sadece biri. Hikayesini bilmeme rağmen, öyle bir hatırlattı ki tokat gibi çarptı. Sahi ne çok gülerdik o dayak yerken. "Yüzleri tanıdık ama adları bilinmeyen insanlar vardır hayatın bir yerinde... Makyajsızlar... Figüranlar... " demiş anlatırken. Hayatımızda da yok mu böylesi insanlar? Okumadıysanız boşuna vakit kaybediyorsunuz derim. Alıntılarımı bırakıp müsadenizi istiyorum. "Gecenin bir vaktinde, bir radyo istasyonunda avuçlarıma doldurduğum kelimelerden hayat izleri arıyorum. Tanımadığım sesler değiyor yüzüme, eskitiyoruz birbirimizi ve bir sözcüğün uğruna gözlerimizi feda ediyoruz. Firari düşlerin gettosu oluyor gece..." "Hayatı bir kitap okur gibi geriye yaslanıp okuyamazsın. Direniş ayakta filizlenir, yürüyüştür ayakta kalmanın besini..." "...çocukların yalnızca yere düşen dondurmalarına, kirlenen pantolonlarına, kırılan bisikletlerine, yırtılan kitaplarına ağlamalarını diliyorum..." "Ben hayatı üniversite de öğrenmedim..."
Kekeme Çocuklar KorosuTarık Tufan · Profil Yayınları · 20198,3bin okunma
Puan vermedi·360 syf.··
2026 33. kitabı
#HollySeddon #SakınGözleriniKapama #YabancıYayınları “Bir kez yalan söylediniz mi yolunuzu da seçmiş oluyorsunuz bunun dönüşü yoktur. ” “Bir aileyi ayakta tutan şey ortak yalanlarsa, o ev artık bir yuva değil, sadece suçun örtüldüğü bir suç mahallidir.” Geçmişin hayaleti kapınızı çaldığında; Bazı sırlar paylaşıldıkça azalmaz, aksine sahiplerini diri diri gömer." * * * * * * * * * Merhaba sevgili dostlar 🪽 Holly Seddon, bizi sadece bir gerilim hikâyesine değil; "Bir annenin, çocuklarının çığlığına sağır kalması mı daha affedilmezdir, yoksa o eve , o "canavarı" kendi elleriyle buyur etmesi mi sorusuna cevap ararken aynı zamanda , parçalanmış bir çocukluğun enkazına da davet ediyor. Hikâyenin kalbinde, birbirine zıt fakat bir o kadar da aynı trajedinin iki yarısı olan, ikiz kız kardeşler var.. Bir yanda şöhretin zirvesindeyken panik atakların pençesinde kaybolan, kendini eve hapseden ve dünyayı sadece karşı apartmanı izleyerek kontrol edebileceğine inanan Robin... Diğer yanda ise geçmişin yalanlarından kaçarken ikizine sığınmaktan başka çaresi kalmayan Sarah. Kitap, "Geçmiş" ve "Günümüz" sarkacında gidip gelirken; küçük bir çocuğun dünyasında başlayan o sessiz travmaların nasıl devasa bir yıkıma dönüştüğüne şahit oluyoruz. Ancak bu yıkımın asıl mimarı ,hikâyenin ise en can yakıcı ve mide bulandırıcı katmanı, şüphesiz ki o eve bir "koruyucu" maskesiyle giren ama aslında Robin ve Sarah’nın çocukluğunu parça parça kemiren , kendisini bir kaşık suda boğasım gelen üvey baba figürüdür.. Yazarın satır aralarına gizlediği bu şahsiyetsiz/ sıfatsız adam müsfettesi sadece bir yabancı değil; kızların masumiyetini sömüren, varlığıyla korkuyu sıradanlaştıran ,onların ruhsal evrenine sızan ve orayı içeriden çürüten ,rafine bir istilacı /
Sakın Gözlerini KapamaHolly Seddon · Yabancı Yayınları · 2021123 okunma
10/10
·284 syf.··
2024 43. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 19 Aralık 2024 23:03
Faruk Nafiz Çamlıbel’in bu eseri, Anadolu’nun tozlu yollarını ve sessiz hanlarını Türkçenin en yalın haliyle kucaklayan bir gönül borcudur. Şair, yaylı arabasıyla Kayseri’ye ilerlerken karşılaştığı kimsesiz ruhların acısını kendi kalbinde hisseder ve bu topraklara duyduğu derin hayranlığı her dizede ilmek ilmek işler. ​Firari şiirine gelince, bu dizelerin ardında vatan sevgisiyle harmanlanmış hüzünlü bir kaçış öyküsü yatar. Şiir, Milli Mücadele döneminde işgal altındaki İstanbul’dan ayrılarak Anadolu’nun kalbine, yani bağımsızlık ateşinin yandığı yere koşan bir Türk gencinin ruh halini yansıtır. Şair, bu "firar"ı korkakça bir kaçış değil, aksine özgürlüğe ve öze dönüş yolculuğu olarak kurgular. Geride bırakılan sevgilinin ve şehrin yerini, Anadolu’nun sert doğası ile istiklal umudu alır. Bu eser, bir insanın toprağına duyduğu sarsılmaz bağlılığın ve bağımsızlık uğruna her şeyden vazgeçişinin dokunaklı bir seslenişidir. Memleket edebiyatını tatmak isteyenler bu kitapta çok şey bulacaktır. İyi okumalar dilerim Faruk Nafiz Çamlıbel
Han DuvarlarıFaruk Nafiz Çamlıbel · Yapı Kredi Yayınları · 20213,531 okunma
Reklam
Reklam