Ve bitti!
Öyle bir ikilemdeyim ki şimdi...
Bir tarafım neden bu kadar geç kaldım diyor, bir tarafım nereden okudum seni!
Ben şimdi nasıl unuturum okuduklarımı ve nasıl devam ederim eskisi gibi!
Nereden başlayacağımı, nasıl başlayacağımı bilemiyorum. Okurken nasıl okuyacağımı da bilemedim. Dinlene dinlene okudum eseri. Daha iyisi gelmedi elimden. Araya beş farklı kitap soktum okuma sürecimde. Ancak onlar dağlayabildi eserle birlikte yanan yüreğimi...
Öncelikle şunu söyleyeyim!
Ne olur spoiler vermeden incelememi beklemeyin bu eserden beni. Zira her şeyi paylaşacak kadar duygu yüklüyüm şimdi.
Gazap Üzümleri
Bir kahramanın ailesinin yanına dönüşü ile başlıyor eser.
Bazen hayat öyle bir yere sürükler ki seni, istesen de dönemezsin. Dönsen de bıraktığın gibi bulamazsın. Her şey değişir zamanla... Ve birçok şey hep eskisinden daha kötü olur.
"Uykuyla dinlenemeyecek kadar yorgunum artık." (s. 314)
Eserde en çok geçen kelime budur belki de: yorgunum. Mücadele etmek yoruyor insanı. Açlıkla mücadele etmek, sevdiklerinin kaybıyla mücadele etmek, sorumlu olduğun insanlar için mücadele etmek...
Ekonomik kriz yılları, bankalar tarla sahiplerini borçlandırıp ellerindeki toprakları almışlar, geriye yalnızca umutları kalmış: Batı'ya gidip üzüm tarlalarında, şeftali tarlalarında çalışmak... İnsan her şeyi olmadan yaşayabilir, umudu olmadan yaşayamazmış. Peki umut her zaman yaşatmaya yeter mi?
Joad ailesinin hikayesi bu...
Küçük ama sıcak hayalleri olan, yegane arzusu çalışmak, küçük bir ev ve toprak sahibi olmak olan geniş bir ailenin hikayesi.
Giderek daralan bir ailenin hikayesi...
İnsanın doğduğu, anne babasının doğduğu, çocukluğunun geçtiği topraklardan ayrılmak zorunda kalması oldukça zor değil midir? Bazen gözler hep arkada kalır, ya eski topraklarında ya eski zamanlarında. En
Yarım bırakmamak için çok çabaladım. Kitabı okuyup geçemedim bir türlü çünkü 300 kusura kitabın yarısı olay - durum anlatmıyor.
Bu kitabı Körlük kitabının devamı olarak yazan Saramago, dört yıl sonra yasanan boş oy olayını Körlük salgınındaki durumlarla bağdaştırıyor.
Kitap çok ağır aksak ilerliyor son 100- 120 sayfa biraz daha akıcıydı ve hani bazı kitaplar okuma zevkini köreltir ya bende o durum oluştu. Körlük kitabını ve konusunu sevsem du bu kitabı sevemedim. Kırmızı Kedi yayınevi bence bir konuşma çizgisi, bir tırnak işareti kullanıp kitaptaki diyalogları daha düzgün aktarabilir.
Kitap bu sene okuduğum en ağır aksak kitap. Okumasam olurmuş.
"Olmasaydı sonumuz böyle!"
Şiştt...
Sakin.
Spoiler falan vermedim.
Ama ne olur benden bu kitabı spoiler vermeden incelememi beklemeyin, yine de elimden geleni yapacağım. En son Martin Eden beni bu kadar yakmış, yıkmıştı. Ama Martin için üzülmüştüm o kitapta. Bu kitapta kime tutunduysam kaldı elimde.
Ağaca güvendim çürüdü. İnsana güvendim öldü, öldürdü, öldürüldü.
İncelememin henüz başında bir uyarım olsun: Bu kitap ruh sağlığınıza zarar verebilir. Dileklerin ulaşamayacağı yerlerde saklayın!
En son ne dilediniz hayattan hatırlıyor musunuz?
Ya da en içten dileğiniz neydi?
Gerçek olsaydı ne olurdu düşündünüz mü hiç?
Her şey çok güzel olurdu.
Hadi canım sen de!
Bir gün bir söz okumuştum ve çok hoşuma gitmişti. "Bazı şeyler yokken güzel." Bu kitaptan da şu dersi çıkardım: Bazı dilekler yalnızca dilek aşamasında kalınca güzel. İstediğimiz her şey gerçekleşse daha mutsuz olur, o yükü taşıyamazdık.
İnsanın düşünceleri yüzüne yansırmış. Çirkin düşünceler çirkin suretler doğururmuş. Ve bu suretler ele verirmiş kendini, bizi çirkin düşünenlerden korurmuş.
Dorian'a da çok haksızlık etmek istemiyorum. (İçimden beter olsun diyenleri de duymuyor değilim.) Derler ki güzellerin bahtı kara olurmuş. Dorian güzel yüzünden kaybetti belki de. Güzel yüzünün getirdiklerinden. Güzel yüzüyle edindi kendini yakacak insanları ve yine güzel yüzüyle yaktı onları. Gerçek olan dileği yine güzel yüzüyle ilgiliydi. Olmasaydı, olmayacaktı sonu böyle, ne onun ne de sonunu getirdiklerinin.
Yazıldığı dönemde birçok tartışmaya neden olmuş bir eser. Eşcinsellik bunlardan biri. Dorian'a taparcasına bağlanan erkekler var. O dönemde bunu dile getirmek bir yazar için oldukça cesur diye düşünüyorum. Şu dönemde bile öyleyken... Ve sonradan öğrendim ki eser sansüre uğramış. Orijinal hali nasıl bilmiyorum ama