Puan vermedi·304 syf.··
2026 7. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 23 Haziran 2026 14:13
dün akşam kitabın ankara'daki oyununa gittim. oyuncu çok başarılıydı fakat ben böyle işlenmesini beklemiyordum. kitap karşımda okunuyor gibiydi, belki sinemacı olmamdan anlatış beni çekmedi. en korkuncu ise seyircilerin hareketleriydi. insanlar tiyatro izleme kültürüne sahip değil galiba anlayamadım, durmadan ses çıkaranlar, aksıran, öksüren, telefonunu ısrarla kapatmayan. üstelik bir kez de değil, defalarca oldu. çok ayıp, büyük terbiyesizlik. ankara seyircisinden umutluydum ama fiyasko çıktı. fakat eser öyle bir eser ki, ilk 2019'da üniversitedeyken okumuştum. o kadar çok sevmiştim ki yazımı, dili, karakterleri... bu tarz kitapları üniversite zamanları okumak bence kişilik gelişiminde farklı bir etki yaratıyor. lisede okumuş olsam aynı etkiyi almazdım. şimdi oyuna gitmeden tekrar okuyunca ne kadar değerli bir eser olduğunu yeniden anladım. sabahattin ali'ye bıraktıkları için minnettarım.
İçimizdeki ŞeytanSabahattin Ali · Can Yayınları · 2019209,1bin okunma
Yere Göğe Sığdırılamayan Bir Hayal Kırıklığı
5/10
·224 syf.··
2026 35. kitabı
·
15 günde okudu
·
Okunma: 23 Haziran 2026 08:34
O kadar öfkeliyim ki dayanamayıp ilk defa beğenmediğim bir kitaba inceleme yazdım! Sabahattin Ali’nin kalemine, insan ruhunu işleme becerisine başka eserlerinde hayran kalmış ve gözü kapalı tam puan vermiş bir okur olarak, Kuyucaklı Yusuf’la kurduğum ilişki benim için tam bir öfke patlaması oldu. Belki hayatımın her şeye öfkelendiğim, kötü bir dönemine denk geldi bu kitap; belki de bitiremedikçe içimde büyüyen o gerginlik kitaba yansıdı. Ama emin olduğum bir şey var: Ben bu kitaptan ve özellikle Yusuf karakterinden nefret ettim. Edebiyat dünyasının bu romanı neden bu kadar büyüttüğünü, neden bu kadar beğendiğini asla anlamıyorum. Sabahattin Ali gibi bir yazar nasıl böyle bir karakter yaratmış, hayretler içerisindeyim. ​Kitabın sonunda Ahmet Oktay’ın bir yorumu var. Onun yazdıklarından anladığım kadarıyla, Yusuf’un bu halleri "yetim olmasına, üzerinde hissettiği baskıya ve özgür olamayışına" bağlanıyor. Evet, yetim olmasının onda bıraktığı hasarı anlayabiliyorum, buna bir sözüm yok. Ama bana göre Yusuf’un kitapta hiçbir derinliği yok. Karakter bana asla geçmedi; karşımda son derece tuhaf ve içi boş bir figür buldum. ​Beni asıl çileden çıkaran ve "Bu kadarı da olmaz" dediğim şey ise Yusuf ile Muazzez arasındaki ilişki oldu. Kitabın başlarında, küçücük hallerini okurken aralarındaki o tatlı abi-kız ilişkisini çok sevmiştim. Hatta okurken içten içe "Umarım bunların arasında bir şey yaşanmaz" diye dua ediyordum. Tamam, öz kardeş değiller ama sen onu kız kardeşin olarak büyütmüşsün. Küçücük bir kızın abisinden hoşlanmasını çocukça bir hayranlık diyerek bir tık anlayabilirim belki. Ama kocaman Yusuf’un, kendi ellerinde büyüyen küçücük bir çocuğa karşı bir anda bir şeyler hissetmeye başlamasını asla aklım almıyor. ​Üstelik bu hissetme durumu da tam bir fiyasko. Yusuf,
Kuyucaklı YusufSabahattin Ali · Yapı Kredi Yayınları · 2025210,8bin okunma
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Fiyasko
1/10
·64 syf.··
2026 42. kitabı
·
10 saatte okudu
·
Okunma: 18 Haziran 2026 09:27
Serinin en beğenmediğim kitabı bu oldu. Romantik komedi olması gerekirken dram önüne geçmiş. Her sayfa kızın babannesine üzülmesinden bahsediyor. 65 sayfalık kitapta ana çiftimizin karşılaşması 50 sayfa sonra. Aşk hikayesi değil. Kitap ana karakter kız ve ölmek üzere olan babaannesi hakkında. Böyle olacağını bilseydim okumazdım çünkü romantik komedi diyerek okumaya başladım. Yazar acaba bunu yazarken ne düşünüyordu? Olmamış gerçekten. Ki üzüntü, dram kısmı da bana çok çiğ geldi. Duyguları geçirememiş yazar. Kitaptaki aşk kırıntısına dönecek olursak da hiç tanımadığı bir insana notlar bırakıp ona aşık olma fikrini de hiç sevmedim sonuçta karşıdakinin kim çıkacağını asla bilemezsin. Üç beş satır konuştuğun insana aşık olup(ki adını dahi bilmiyor) sonra ayarlarca göremediğin insanı aylar sonra gördüğünde aşkını itiraf edip mutlu sona gitmek saçmalıktan başka bir şey değil. Ve şehirde arabası beyaz honda olup hemşire olan bir sürü kadın olabilir. Mantıksal olarak beğenmedim. Hikaye akışı olarak beğenmedim. Karakterleri sevmedim. Bu seride bu kadar güzel kitap varken tam bir fiyasko olmuş gerçekten. Bana kalırsa serinin en iyileri Kuralın İstisnası ve Rosie ve Rüyaların Romeo’su Not: Kitabın teşekkür kısmında yazar, diğer yazarlarla aynı övgüleri paylaştığıma inanamıyorum yazmış. Aynı övgüyü alamazsın canım. Senin kitabın onlarınınkinin yanına bile yanaşamaz.
1000Kitap
Dünyanın En Kötü EkürisiAbby Jimenez · Olimpos Yayınları · 2024614 okunma
Puan vermedi·263 syf.·
2026 26. kitabı
"maskemin ardındaki uçsuz bucaksız boşlukta tek başımdaydım. aşıktım ve aşkımın her kelimesi yalandı. çünkü dilimi rehin bırakmıştım. yaptığım her şey sahteydi. ruhumu da bedenimi de kiraya vermiştim. kendime borçlanmıştım. ve galiba ölünceye kadar bu borcun faizini ödeyecektim. her gülücük bir fiyasko, her iltifat bir asparagas, her hediye bir skandaldı... yine de idare ediyordum. yalnızsan yalanlar sana ilaç gibi gelir, iftiralar senin için terapidir. dilara dilemma ile aramızdaki aşk karşılıklı bir iftiradan ibaretti" beni bitiren cümlelerin olduğu kitap.
Dublörün DilemmasıMurat Menteş · İletişim Yayınevi · 200517,7bin okunma
8/10
·314 syf.··
2024 6. kitabı
serinin ikinci kitabıdır. üst not: kitabın künyesi yukarda olduğu için benim kendi görüşlerim ve azıcıkta spoilerli bir tanım olacak. hala okumayan/izlemeyen varsa tanımı okumaya devam etmese iyi olur. bence bu kitap harry'nin dumbledore ile gerçek anlamda ilk temas edişi. ilk kez bilgi alıyor ondan. Dobby ile tanışıyoruz. ilerde canım dobby harry'e çok yardım edecek. karanlık sanatlara karşı savunma dersi hocalarının hep fiyasko olduğunu iyice beynimize kazıyorlar. karanlık sanatlara karşı savunma dersi, bir nevi kötü büyücü amblemi gibi. ondan pek kimse talip değil. tabii snape dışında. felsefe taşında serideki karakterleri görmüş, iyi tarafta olan kişilerin detaylarını öğrenmiştik. bunda ise, voldemort kimdir? onu görüyoruz. çok akıllı biri olduğunu, manipülasyon yeteneğinin ne denli güçlü olduğunu, ginnyi kontrol altına almasından anlıyoruz. çocukluğunu, hogwarts yıllarından ufak detayları görüyoruz. bu okuyuşumda dikkatimi çeken bir bilgi oldu ki oda, dumbledore aslında harrye onun içinde bir ruh parçası olduğunu daha bu kitapta söylemiş. tomla benzerlik yada çataldil konuşma yeteneğinin sebebini sorarken üstelik. ilk hortkuluğun olduğu kitapta tabii böylesi bir bilgiyi vermesi çok doğaldı ama, daha tüm detayları bilmezken okuduğum için sadece yetenek ve güç aktarımı olarak yorumlamıştım bu kısmı. dip not: bu kitabı okurken en çok yetişkinlerin neden bu kadar olay dışı ve beceriksiz kaldığını sorguladım durdum. 12 yaşındaki çocuğa böyle şeyler yaptırılır mı hiç dedim ama, e çocuktan al haberi modundalar biraz. ondan bir şey diyemiyorum. bu dipnotu göz ardı ederseniz keyifle okunur.
Harry Potter ve Sırlar OdasıJ. K. Rowling · Yapı Kredi Yayınları · 201949,1bin okunma
Sadık Olmayan Sadık Bey
10/10
·168 syf.··
Beğendi
·
2026 24. kitabı
·
9 saatte okudu
·
Okunma: 11 Haziran 2026 01:22
Sadık bey; ellilerinde psikolojik sanrılar yaşayan bir erkek. Yalnızlığın ve kadın arayışının karmaşası arasında , bir de ruhen yaşadığı bunalım ve güvensizlik hissi ile, iç sesine kapılıp tüm hayatını yanlışlara sürüklüyor. Dostu sandığı kişi, sevdiği etkilendiği kadın, çalıştığı arkadaşı herkes fiyasko çıkıyor. Ve başından sonuna kadar belası olan iç sesi, sadık olmayan Sadık Beyin sonu oluyor. Basit, akıcı, yalın dille yazılmış, değişik öykü tadında hafif bir kitaptı. Sadık Bey
Sadık BeyPınar Kür · Can Yayınları · 20161,077 okunma