İki yüz yirmi bir
Kim bilir, onu bıraktığım yerde hangi çiçek açtı, nasıl bir yağmur yağdı oraya apansız hangi sinema yapıldı da hangi flm oynuyor kimler yer gösteriyor şimdi orada bölünüp çoğalan yalnızlığa...
Sayfa 83 - Can yayınları·Kitabı okudu
1000Kitap
Bu manzaranın adı çaresizlikti. Sürekli aynı konuların tekrar edildiği bir sohbet, uzayan sahnelerle dolu bir flm , sonu gelmeyen bir nakarata bağlanan şarkilar..Hep aynı çaresizliği hissettirir insana ve insanlar çaresizlikler karşısında zayıf yaratıklardır.
İnsan ve Duygular
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
"Ya Rab! Sen hayırlı iman ver, sen hayırlı çevre ver!" Bütün bu kudsi dualarla o dergâh-ı ilahiyeye geliyorum. "Ettahiyyât kimle geliyor? Canlilarla. "Elmübarekât?" "Barekallah"deyip şaşırtan her şeyle. "Essalavat?" Bütün dualarla. Ardından Ettayyibât" diyoruz. Yani güzel söylenmiş bütün sözlerle, güzel olmuş bütün davranışlarla. Yani "Bütün bu kâinatta kim kime güzel bir cümle etmişse, kim kime hangi mutlu edeceği hediyeyi vermişse hepsiyle beraber geliyorum ya Rab!" Farkında misınız? Bunları namazda söylüyoruz. Biliyor muydunuz?İşte bütün bunlara karşılık Cenab-ı Allah, Resulüne, "Esselâmu aleyke yâ eyyuhe'n-nebiyyu ve rahmetullâhi ve berakâtühu." Yani"Allah'ın selamı, rahmeti ve bereketi senin üzerine olsun ya Nebi!" Peki, böyle mükemmel bir sohbeti kâänatın yaraticısı Cenab-ı Allah ve kâinattaki en yüksek makamdaki zât Efendimiz (a.s.m.) konuşurken kim dinliyor? Cebrail (a.s.). Ve diyor ki: "Şahidim ki!Allah'tan başka ikinci bir kudret eli bu kâinata dokunamaz. Ve Efendimiz (a.s.m) O'nun habercisidir. O'nun peygamberidir. O'nun kuludur." Namazda bunları dediğimizi biliyor muydunuz? Ne kadar eksik bir namazımz varmış öyle değil mi? Peki, neden bu konuşmalar? Bütün namazlarımız suratımıza çarpılmasın diye! Korkmuyor musun kardeşim? Daha önemli neyin var? Çağır yedi ceddini de altmiş yıl sonra kabirde de yardımci olsunlar sana.Biz de dünya hayatına dalinca, o lükslere, o şehvetperest,hayatperest, haneperest, yatakperest şeylere bir dalıyoruz ki, "Ya aman, Alah' birileri anlatır" diyoruz. Bir de acıyarak söylüyoruz.Çünkü Hayalhanem'deki insanlar daha mülayim, daha masum, dahadurgun değil mi? Belki maddi hayattan daha az çekmişler. Belki dünyayı kullanmaları daha kisır olduğundan acıIyan gözlerle bakıyoruz.Kardeşim, bu dünya bir film! Filmde çile çeken, ceza çeken, eza
Sayfa 119 - Genç Nesil Yayınları·Kitabı okudu
Din
Bu yeterince garip değilmiş gibi programda da bir tuhafiık vardı. Başım televizyona dönük, öylece kalakaldım.Programı sunan adam, ülke çapında oldukça ünlü birçok flm ve dizide oynayan bir oyuncuydu. Bu adam bir izdivaç programı mı sunuyordu? Hiç fark etmenmiştim. Yaşlıca bir kadın, paravanın sol tarafinda dik bir şekilde oturuyordu. Yüzünde pek makyaj yoktu ve gayet sade giyinmişti. Diğer tarafinda ise yașça ondan çok daha küçük bir adam, şık bir takım elbiseyle kambur bir hâlde oturuyordu. Saçını başını özenle yapmiş, sinekkaydı tıraşı olmuştu. "Evet," dedi sunucu, heyecanlı ve güler yüzlü bir sesle. "Sadık Bey, ne dersiniz, açalım mı paravanı?" Sadık Bey oturuşunu değiştirdi, hafifçe sunucuya doğru döndü. "Valla ben merak ediyorum Makbule Hanım'ın evi var mi, arabası var mi, ayda ne kadar kazanıyor? Beni yaşatabilecek mi? Benim tıraş masraflarımı bile kaşılayamayacak biriyse ben paravanı açmaya gerek görmem!" Bu sözleri seyirciler arasında büyük bir şaşkınlğa ve garip fisıldamalara yol açarken sunucu, seyircileri sakinleştirmek için iki elini kaldırarak insanları susturmaya çalıştı. Ardından adamın sorduğu soruyu ciddiye alarak kadına döndü.
LUKA
İncil'e göre Luka bir hekim (Kol.4:14), Pavlus'un bir arkadaşı (Flm.24), Mesih'in yaşamı ile ilk Inanlılar Topluluğu'ndan söz eden iki ciltlik bir tarih kitabının yazarıydı (Luka, Elçilerin İşleri). Luka, günahsız bir yaşamı eşsiz bir biçimde sunduğundan hem inanlı hem de inanlı olmayanların büyük beğenisini toplamayı başarmıştur. Markos gibi Luka da, Mesih'in ilk öğrencileri arasında değildi.
Büyüksün.
“Biz Adana ’dayken hava çok sıcak olunca geceleri dama çıkılırdı. Evimizin önünde gazino gibi bir şey vardı; orada bir gün bir flm oynattılar: Biz de damdan seyrediyorduk. Fakat fillmler hep yabancı dilde konuşuluyordu. Ben o zaman biraz Fransızca biliyordum fakat konuşulanları anlamıyordum. Yanımızda Fransızca bilen genç bir hanım vardı ve bizim damda toplanan gruba filmi tercüme ediyordu. Annem babam da ‘Bak işte sen de böyle Fransızca öğrenirsen bunu sen de yapabilirsin. ’diyerek beni teşvik etmeye uğraşıyorlardı. Onlara 'Ben yabancı dil öğrenmeyeceğim. ’dedim. Nedenini sorunca, 'Çünkü öyle çalışacağız ki onlar bizden öğrenecek, keşifleri biz yapacağız. ’diye cevap verdim. Toplumun güçsüzlüğünden ızdırap duyan dokuz yaşındaki bir çocuğun hisleriydi bunlar.”
Sayfa 32
Bilim