Savaşın getirdiği harabiyet altında güneşi yakalamanın peşinde olan iki kadın. Zaten kitaba başlarken konusunun kadın olduğunu bilerek güzel bir beklentiyle başlamıştım ve bitiminde beklentimi karşıladı. Hatta erkek bir yazarın kadınları bu kadar güzel yazmasına da şaşırdım açıkçası. Meryem'in çocukluğundan süregelen dezavantajlı hayatı ile Leyla'nın mutlu çocukluğunun arkasından gelen sarsıcı günlerin birleştiği sayfalar.. İki kadının zor şartlar altında birbirine dayanak olması, bana göre başlangıçta Meryem'in Leylaya olan haksız muamelesinin Azize ile anne kız ilişkisine dönüşmesi, aynı yerden sınandıkları için birbirlerini anlayabilmeleri,Meryem'in yaptığı fedakarlıklar, Leyla'nın sevdiklerine olan vefası, onların hatıraları adına kara gecelerin ardından doğan güneş gibi yeniden doğuşu, kitapta okurken içimin cıvıl cıvıl olduğu tek sahne olan Tarık ve Leyla'nın sevdaları, en yaşlısından en gencine en zengininden en fakirine herkesi çok şiddetli etkileyen savaş ortamı , Afganistan'daki o dönemin zor şartları... Bütünüyle bakınca benim için zevkli bir okumaydı kalın bir kitap olmasına rağmen okurken hiç sıkılmadan sonraki sahneleri bekledim. Ayrıca kitaba adını veren o meşhur dizilere ve ardındaki anlama gelince :
"Bu şehrin ne çatısını aydınlatan aylarını sayabilirsiniz
Ne de duvarlarının gerisine gizlenen bin muhteşem güneşini"
Bir şehrin gerçek değeri sadece görünen güzelliğinde değil, görünmeyen hayatlarda özellikle kadınların yaşadığı ışıkta gizlidir. "Ne de bin muhteşem güneşini" Meryem ve Leyla gibi kadınlarını.
Bin Muhteşem GüneşKhaled Hosseini · Everest Yayınları · 2026119,3bin okunma
Her şeyin karşılığını vermek zorundaydım. Hemen durum eşitlenmeliydi. Kimseye gebe kalmamalıydım. Bir yemek bile ısmarlamamalıydı kimse bana , ödeşmeliydik anında. Böyle biriyim ben.
Kalemini beğendiğim için ikincisi olarak yazarın bu eserini okumuştum, bana üçüncüsünü getirtecek... Samimi ve anlaşılır anlatımıyla empatimi inanılmaz yüksek seviyelere çıkaran bir eser. Bir yaşam döngüsünde annesiz kalmış bir genç ve çocuklarından ayrı bir anneyi aynı noktada birleştirip ailesinin yokluğuyla sınanan iki kadın. İkisinin de ismi 6 harfli. Bana kalırsa acı hayat tecrübelerinin içinde Selime ve Meltem ikisi de 6 harfli bir tatlı. Eksik noktalarını birbirleriyle tamamlayıp, kırıldıkları yerdeki açığı birbirlerinin hayat yorumuyla kapatmaya çalışmaları , hikayelerindeki karşı tarafları birbirleriyle anlamaya çalışmaları güzel bir tesadüfün sonucuydu. Yine hiç bir şeyin göründüğü gibi olmadığını, aslında her olayın arka planında nelerin döndüğünü bilmeden yorumladığımızı bize gösteren bir eserdi. Ekstra olarak okurken fazla empati kurup o yaşlı psikolojisini çok hissettim, kendi büyüklerimi ve kendi geleceğimi düşünerek Selime Teyzeye çok üzüldüm. Meltem'in o piyango biletini saklamasını (o günden sonra şansının değişmiş olması ve onu somut olarak o şekilde saklamak istemesi) da kendimle özdeşleştiriyorum. Genel olarak zevkli bir okumaydı. Şermin Yaşar'ın kalemindeki o doğallığı çok beğeniyorum benim için sürükleyici bir okuma oluyor. Anadolu insanını, ülkemizdeki o kesimi tüm gerçekleriyle anlatımı çok yerinde. Hani kitap karakteri değil de kendi babaannemle, bir ablamla, evime gelen bir misafirle, komşumla konuşuyor gibi hissediyorum. Diğer eserlerini okumak için sabırsızlanıyorum.