O kadar safe bir tadı vardı ki kitabın , gerçekten güven veren bir ailenin 1 yılını yaşıyormuşum gibi hissettim . Her karakterin incelemesinin yapılması, arkadaşlık ilişkisi, kardeşlik ilişkileri, anne-kız ilişkileri, verilen nasihatlerin hem yerinde ve güzel oluşu hem de veriliş şekilleri, birbirlerine olan sevgilerini saklamadan dile getirebilmeleri, her koşulda birbirlerine dayanak olmaları , kendilerini çok güzel analiz edip özfarkındalıklarının olması ve hoşlanmadıkları özellikleri üzerine gidip bunu değiştirmek istemeleri, hikâyenin sonunda herkesin eksik yönünü bir şekilde tamamlamış olması çok başarılı bir şekilde anlatılmış.Aslında oyunla soyutlaştırılan ama gerçekten var olan yüklerini , Apollyonlar'ı , heybelerini güzellikle doldurup Güzellikler Sarayı'na ulaşma serüvenlerini hepsi için aşama aşama görüp yaşadık kitapta. Nihayetinde de Bay March'ın yorumlamalarıyla ne kadar başarılı olduklarını da görüyoruz. Genel olarak çok tatlı bir havaya sahip ve akıcı bir klasikti.
SPOİLER
Bayan March... Onu övmelere doyamıyorum. Kızlarıyla o bağını hem annelik hem arkadaşlık çizgisinde o kadar güzel ayarlamıştı ki verdiği nasihatlerden tut kızların hiçbir şeyden korkmayıp her şeylerini annelerine danışmaları ve onun gücünü hep yanında hissetmeleri mükemmeldi. Aslında annelerinin varlığı onlar için soğuk Kasım'da , Noel'de bile baharın gelişi demekti. Kitap boyunca Marmee'ye bayıldım.
Meg için çok güzel bir gelişim serüveni vardı ki aslında hayalinin zengin bir yaşam olmasına rağmen kitap sonunda maddiyatı önemsemeyip duygularına güvenerek bir tercih yapması ve bunu cesurca dile getirmesi onun Güzellikler Sarayına varışıydı belki de.
Jo bence kitaptaki en duygulu karakterdi. Mutluluğu da, hüznü de, vicdanı da, empatiyi de, öfkeyi de, sevgiyi de dolu dolu yaşıyordu.