Durum ne olursa olsun, tartışmalı bir durum söz konusuysa kimse hakikati söyleyemez. Kişi ancak sahip olduğu bakış açısına nasıl ulaştığını gösterebilir. Konuşmacı dinleyicilerine, konuşmacının kişisel özelliklerini, önyargılarını, eğilimlerini gözlemleyerek kendilerine özgü sonuçlar çıkarma imkânını verebilir.
Dünyanın en basit, en zavallı, hatta en ahmak adamı bile, insanı hayretten hayrete düşürecek ne müthiş ve karışık bir ruha maliktir!.. Niçin bunu anlamaktan bu kadar kaçıyor ve insan dedikleri mahluku anlaşılması ve hakkında hüküm verilmesi en kolay şeylerden biri zannediyoruz? Niçin ilk defa gördüğümüz bir peynirin evsafı hakkında söz söylemekten kaçtığımız halde ilk rast geldiğimiz insan hakkında son kararımızı verip gönül rahatıyla öteye geçiveriyoruz?
"...ümitsiz hastalıkların, mukadder felaketlerin son bir ilacı vardır: Tahammül ve tevekkül. Elemlerde bir gizli şefkat var gibidir. Şikâyet etmeyenlere, kendilerini güler yüzle karşılayanlara karşı daha az zalim olurlar."
... derin bir uykudan uyandım ve bütün maskelerimin çalındığını gördüm, -kendi ellerimle yapıp yedi hayatımda taktığım yedi maske- "Hırsızlar, hırsızlar, kahrolası hırsızlar." diye bağırarak kalabalık sokaklar boyunca koştum.
... kafamı kaldırdım, güneş çıplak suratımı ilk defa öptü. Güneş ilk defa çıplak suratımı öptü ve güneşe duyduğum aşktan ruhum tutuştu, artık maskelerimi istemiyordum. Kendimden geçmişçesine haykırdım, "Şükürler olsun, maskelerimi çalan hırsızlara şükürler olsun."