"Rien ne forme un jeune homme comme une liaison avec une femme comme il faut.” (Genç bir erkeği hiçbir şey düzgün bir kadınla ilişkisi kadar şekillendirmez.)
Sayfa 7 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları, I. Basım, Ekim 2022·Kitabı okuyor
Huzur İslam’da mıdır, bilmem -ki sanmıyorum- ancak aşkta değil. Aşk iddialı oldu, sakinleşmiş, kendi ezberini yaratmış kadın erkek ilişkisi bile huzurun fazlasını taşıyamıyor. Oysa kime sorsanız huzur istiyor, hayat yorgunu, coşkunu, bedbahtı, ihtiraslısı, herkes huzurun peşinde. Huzurun anlamı “gönül rahatlığı hissetme.” Hikâyenin koptuğu yer burası olsa gerek, gönül rahat sevmiyor hatta rahat batıyor, hırpalanası var, kendi varlığını hissetmek için canını yakanlar gibi, acısı arttıkça var oluyor.
İyidir, kötüdür, severiz sevmeyiz ancak bu gerçeği kabul etmeliyiz ve iyi tanımalıyız. Herkesin bahtına bir anne ve bir baba düşer. Herkes bahtına düşen ana babayla önce tanışıp sonra kabul buyurma faslına geçmekle mükelleftir.
Evlilikle ilgili “akıl, mantık” başlangıçlı cümlelere hastayım. Sen kalk tüm hayatını aynı insanla geçirme sözü ver, hayatın diğer seçeneklerini yok say ve sonra yaşadığın bu hikâyeyi akılla anlamaya-anlatmaya çalış. Olmaz. İstek, ihtiyaç, onaylanma, yalnızlık ahbaplığı hepsi kabul. Hepsinin evliliğin keyfinde de, derdinde de yeri var. Karşımızdakini anlarken de, problem çözerken de malzeme bu. Ne vakit isteği paslıyoruz, akıl oyunlarına giriyoruz, olmuyor. Kadın diyor ki, “Beni sevdiğini söylemeni istiyorum”, adam diyor ki, “Çok mantıksız evlendiğime göre seviyorumdur.” Adam diyor ki, “Annem konusunda zayıfım”, kadın diyor ki, “Mantıksız bu, olmasın.” Büyük harflerle, evlilik bir istek oyunudur, istek istektir, akılla okunmaz, gönülle okunur. İstek kritize edilmez. Yapılır yahut yapılmaz.