“Sanıyor musun ki sevdiklerimiz ölünce bizi gerçekten de terk ederler? Zora düştüğümüzümüzde onları her zamankinden de berrak bir şekilde hatırlamadığımızı mı sanıyorsun?”
Garip şekilde tasarlanmış bir evin planı üzerinden ilerleyen bu hikâye, başta oldukça merak uyandırıcı bir fikirle başlıyor. Ev planındaki küçük detayların fark edilmesiyle birlikte olaylar büyüyor ve giderek bir aile sırrına bağlanıyor. Kitap kesinlikle akıcı, çok kısa sürede okunabilen, merak duygusunu sürekli canlı tutan bir roman.
Ancak Japon edebiyatıyla çok bağ kurabilen bir okur değilim. Özellikle isimler ve kültürel farklılıklar okuma deneyimimi biraz zorlaştırabiliyor. Bunun yanında hikâyenin anlatımı bana oldukça soğuk ve mesafeli geldi.
Kitap boyunca bir gerilim ve gizem hissi var ama bu daha çok okuyucunun merakından kaynaklanıyor. Hikâyenin içinde ise neredeyse hiç duygu yok. İnsanlar ölüyor, önemli olaylar yaşanıyor fakat karakterlerin tepkileri oldukça mesafeli kalıyor. Tepki yok sanki olağanmış. Bilmiyorum garip.
Fikir olarak ilgi çekici olsa da hikâyenin vardığı nokta benim için çok çarpıcı değildi. Japon işi töre kitabı olmuş sanki bir yerde Yine de akıcılığı sayesinde kolay okunan ve merak uyandıran bir kitap.