Renoir, ta ya'daki gezisi boyunca, Tiziano, Michelangelo, Bernini ve Raffaello gibi büyük ustaların sanatları karşsında hayrete düşmüş, Pompei'li fresk sanatçılarının sınırlı renk pigmentleriyle elde ettikleri inanılmaz renklerle şaşkına dönmüştü. İtalyan peyzajının ışık ve renklerinden çok hoşlanmıştı. Tüm bu talya deneyimi, Renoir'ın üslubunda değişime neden olan etmenlerden biriydi. Seyahatleri öncesinde elde ettiği, yakalanması güç başarıyı tehlikeye atmak istemeyen Renoir, Fransa'ya döndüğünde izlenimcilerden ve onu devrimci olarak yaftalayan ilişkilerden uzaklaşmaya başladı. İlerleyen yıllarda, o dönemde zaten "İzlenimciliğin onu götürebildiği yere kadar gitmiş" olduğunu söyleyecekti.
Buna çok katılıyorum.
“Badanacı renkleri tanır,” dedi. “Badanacı eğitimden geçerse fresk, mozaik yapabi­lir. Duvar sıvamadan dekorasyonun ne olduğunu öğrene­mezsin. Bu Torinolu ressamlar kimin için resim yapıyor­lar, ne biçim resimler yapıyorlar? Çevreleri yok. Yaptıkla­rı kimsenin işine yaramıyor. Kimsenin giymeyeceği, yal­nızca vitrinde kalacak bir giysi dikmek ister misiniz siz?”
Can Yayınları·Kitabı okudu
Alıntı
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
«"Atina Okulu'nu bilir misin?" "Karşımızdaki mi?" "Evet, işte Vatikan'dayız, 1510 civarı resimlenmiş bu eserin önündeyiz. Rafael bütün antik felsefeyi temsil edecek şekilde, farklı dönemlerde yaşamış yirmi düşünürü tek bir fresk üzerinde bir araya getirmiştir. Tanıştığın Sokrates, birazdan yolunun kesişeceği Diyojen ve niceleri. Tablonun ortasında, üzerinde kırmızı giysisi, uzun beyaz saçlarıyla Platon ve yanında, çok daha genç, sakallı ve mavi giyinmiş Aristoteles durur. İkisinin de elinde kalın kitaplar vardır."»
Sayfa 76
Edebiyat
Hayal dünyamın büyülü imgeleri, zihnimin duvarlarına solmuş freskler gibi yapışmıştı. Canlanmıyorlardı.
Kendimle geçinemiyor, kimselere açılıp konuşa­mıyor ve günden güne çekilmez bir insan oluyorum. İçedönük yapım yalnızca durgunlaşmış bir görüntü­yü yansıtırken, içimde fırtınalar kopuyor. Yaşamın ayrıntıları içinde yitip gidiyorum. Her şey bir fresk sanki, kimi yerleri silik, dökülmüş ve ben, bir o par­çada buluyorum kendimi, bir öbür parçada.
Michalangelo ile benim hayata karşı nah çekme oranımız bir ama freskinde böylesine betimlenmesini beklemezdim