Günlük tarzında daha doğrusu birbirine bağlı kesitler şeklinde yazılmış olan Hava Durumu yazılış şekli sayesinde iklim değişikliği kaygısı -yanında diğer birçok kaygıyla birlikte- yaşayan anlatıcımız Lizzie'nin ruh halini hızlı ilerleyen biraz da bölük pörçük kurgusuyla anlamamıza yardımcı oluyor. 2016 seçimlerinde Donald Trump'ın seçimleri kazandığı dönemdeki atmosferin de etkilediği Lizzie'nin çevresinde gördüğü uyumsuzluklar, ailevi sorunları ve oğlu Eli içi hissettiği gelecek korkusu bu kaygının daha da katmerlenmesine sebep oluyor. Lizzie'nin kitap boyunca yaptığı gözlemler ve düşünceleri dönüşü olmayan noktaya hızlı bir şekilde ilerlediğimizi -belki de gerçekten yaklaşıyoruz- hissettiriyor. Ama bu tarz aynı zamanda okurun hikayeye dahil olmasına ve karakterlerle bağ kurmasına da engel oluyor. Yazarın amacı karakterler üzerinden bir hikaye anlatmak olmadığı için bunu bilinçli olarak yapmış da olabilir. Bu nedenle Hava Durumu kolay özetlenecek ve özümsenecek bir kitap değil. Karakterlerin yaşadıkları kaygı ve panik durumunda bu kadar benmerkezci olmaları da onlarla bağlantı kurmaya yardımcı olmuyor.
Farkındalık yaratması ve karakterimizin sorduğu sorular sayesinde düşünce yapımızda yeni kapılar açması açısından değerli bir kitap. Yazarın anlatım tarzı hikayeye bağlanmamda sıkıntı yaratsa da işlenen konu ve kullanılan dil nedeniyle benim için sıkıcı bir okuma deneyimi de olmadı. Yazara Türkçe'ye çevrilen diğer kitabını da okuyarak tekrar şans vermeyi düşünüyorum.
Lanetli Tavşan bazılarının bilimkurgu bazılarının fantastik bazılarının da korku diye sınıflandırılabileceği hikayelerden oluşan ama benim bu kategorilerden ziyade ortak noktalarının tekinsiz bir atmosfer olduğunu düşündüğüm hikayeler. Romanda yeri geliyor bir lanetli eşya üreticisine yeri geliyor bir canavara kurban edilen çocuğun başından geçenlerin anlatıldığı bir masala ve yeri geliyor insanlara hizmet eden androidlere tanık oluyoruz ama bence yazarın yapmak istediği ne robotlar üzerine bir hikaye yazmak ne de fantastik bir dünya kurmak. Bunlar sadece seçtiği aksesuarlar. Yazarın kitabın sonsözünde de belirttiği gibi asıl amacı onlara acımayan bir dünyada mücadele vermeye çalışan karakterlerin yalnızlığını yansıtmak ve çağımızda bu hislerle yaşadığı ortama karşı mücadele verenlere umut olmak. Sadece bununla sınırlı kalsaydı kitaptaki hikayeleri farklı bir şeyler deneyen bir yazarı da okumuş oldum dedikten sonra unutacaktım ama bu hikayeler aynı zamanda yakın zamanda okuduklarım içinde en merak uyandırıcı ve sürükleyici olanlar. Ataerkil toplumda kadın olmak, kapitalizm, gaslighting gibi farklı konularda ustaca ve sakınmasız bir şekilde yapılan tasvirlerle anlatılan hikayelerin hepsi ayrı ayrı filme çekilebilir. Yazarın hayal gücüne hayran olmamak elde değil. Zamanınızı ayırdığınız için pişman olmayacağınız bir kitap.