‘’... tek gördüğüm, parçalanmış, harap olmuş bir Meksika. On iki milyon topraksız köylü ve yerli yabanci bunca işadamı, az sayida melezin aptalca ve bencilce yönetimi altinda incinip yok oluyor. Muhtesem zengin bir ülkenin, ... modern teknolojinin mümkün kıldığı trajik ölüm gereçleriyle oyun oynayan bir avuç cocuk kafalı adam tarafından ezilip kaosa sürüklendiğini görüyorum."
Hüznüm'le ben, karşılıklı konustuğumuzda, günlerimiz kanatlanır, gecelerimiz düşlerle dolardı, çünkü Hüznüm güzel konuşurdu ve ben de Hüzün sayesinde güzel konuşurdum.