“bana öyle kırgın bakma.” sesinde emreden bir ton vardı. “sana gerçekleri söylüyorum.”
“yaptıklarını telafi etmeye çalışıyorsan boşuna uğraşma,” dedim gözlerimi kısarak. “kırgın falan değilim.”
ediz’in yüzü yalnızca birkaç santim uzağımdaydı. kalbim acıyla burkuldu, kırgın değil miydim? sözlerimin aksine paramparça hissediyordum kendimi.