en karanlık olan tarafa gidiyorduk. gecenin en karanlık yerine. güneşin attığını düşündüğümüz turun tersini atıyorduk. dikiz aynasında birkaç ışık vardı. açık camdan içeri giren, okyanusun rüzgârla savrulan damlacıkları yüzüme çarpıyordu. radyoda ise Tom Jones’tan “I’m Coming Home” çalıyordu. coming home… bulsak o evi, biz de döneriz bir gün belki…