"Doğaya uygun" mu yaşamak istiyorsunuz? Ah sizi asil Stoacılar, nasıl bir laf kalpazanlıgı bu! Doğa gibi bir varlık düşünün, savurganlıkta sınır bilmez, aldırışsızlıkta sınır bilmez, amaçsız ve saygısızdır, merhamet ve adalet nedir bilmez, hem verimli hem çorak hem de belirsizdir; aldırışsızlığın bir güç olduğunu düşünün -nasıl yaşayabilirdiniz bu aldırışsızlığa uygun olarak? Yaşam tam da bu doğanın olduğundan farklı olmayı istemek değil midir? Küçümsemek, tercih etmek, haksız olmayı, sınırlı olmayı, farklı olmayı istemek değil midir yaşam? Hem "doğaya uygun yaşamak" buyruğunuz, aslında "yaşama uygun yaşamak" anlamına gelse bile nasıl yaşayamazdınız ki bunu? Bizzat olduğunuz ve olmanız gereken şeyi bir ilke haline getirmek niye? Gerçekte durum tamamen farklıdır: coşkuya kapılmış bir halde, yasanızın düzenleyici ilkesini doğadan aldığınızı öne sürerken, aslında tam tersini istiyorsunuz, sizi tiyatrocular ve kendini aldatanlar! Gururunuz sizin ahlakınızı, sizin idealinizi doğaya, evet doğaya bile dikte etmek ve ertelemek istiyor; doğanın "Stoa'ya uygun olarak" doğa olmasını talep edıyor ve her türlü varoluşu yalnızca kendi suretinize göre var kılmak istiyorsunuz Stoacılığın olağanüstü bir ebedi yüceltilmesi ve genelleştirilmesi olarak! Bütün o hakikat sevginizle öyle uzun bir süre, öyle inatla, öyle hipnotize olmuş, kaskatı bir halde zorluyorsunuz ki kendinizi, doğayı yanlış, yani stoacı bir bakışla görmeye, sonunda onu başka türlü göremez oluyorsunuz, ve herhangi bir uçurumun gururu, sonunda bir de kendi kendinize zulmetmeyi bildiğiniz için -Stoacılık kendi kendine zulmetmektir- doğanın da kendisine zulmedilmesine izin vereceğine dair tımarhaneliklerin umudu doğuyor sizde: Stoacı da doğanın bir parçası değil midir? Ama bu eski ve sonsuz bir öyküdür. O zamanlar