Aklıma İstanbul'da tanıdığım, hapisten yeni çıkmış bir seyyar köftecinin birbiri ile dalaşan taksicileri sakinleştirmek için söylediği o sihirli söz geldi.
"Herkesin kendine göre bir şeyi var"
Öyle bir laftı ki kimse hayır diyemezdi.
Zaten hep böyledir. Bir ülkenin vatandaşı başka bir ülkede kendi vatanına daha çok yaklaşır. Önceleri doğduğu topraklarda sahip olmadığı yöresel özellikleri başka yerlerde daha çok benimser. Türk Almanya'da daha çok Türk'tür.
Her birimiz, bu geldiğimiz dünyayı sonsuz olasılıklar diyarı olarak görmemizi sağlayan özel bir yetenekle doğarız ama içinde bulunduğumuz sistemler çok güçlüdür ve maalesef çoğu kez buna galip gelirler. Bu büyülü tarafımızı elimizden alırlar. Elimizde kalan tek seçenek mevcut sisteme adrote olmaktır. Çoğumuz sonunda adrote oluruz.
Kör bir sebat, sadakat hatta saadet ile feza da yörüngesi boyunca seyreden göktaşları benzeri kafalar, ferman gibi siyasi, fetva gibi dini, emir gibi askeri veya itme gibi fiziki bir kuvvet uygulanan bilardo topları gibi, ıstaka çarptığı anda birbirleri ile tokuşarak, masadaki altı deliğin hepsine birden girebilmekteydi.