23.5.942
Gece . . . Dışarda ilgisiz bir kurbağa peydahlandı. "Vırak vırak vırak," diye bağırıp duruyor. Öyle bet bir sesi var ki cenabetin. Sanki gırtlaklanıyormuş gibi. Buna Nazım Hikmet de alınıyor:
"Kendini kuş zannediyor pezevenk," dedi. "Böyle kendi sesi
hakkında iyi niyet sahibi hayvan olmaz . . . "
Tam bu esnada -Cenabı Allah'ın işi yok- hayvan büsbütün
yüksek perdeden bağırmaya başladı. Nazım Hikmet ilave etti:
"Bak, duymuş gibi kerata . . . "
İnsan son derece mutsuz, huzursuz, derinden sarsılmış olabilir ve yine de bir mutluluk anı yaşayabilir, hatta son derece mutsuz olduğundan bunu çok yoğun
yaşayabilir, sadece bir an için değil, saatler ya da Slovakya'da olduğu gibi iki gün boyunca.
Çılgınlığın boyutları yok. Sallanan, boyutsuz bir boşluk. Orada daha yüksek, daha geniş, daha derin algılanıyor, boyut yok. Oluşumunu yaratan spermalara dek geri gidebilir düşüncen. Kendi embriyonluğunu anımsayabilirsin, annenin karnında geçirdiğin
ayları, orada kalıp gün ışığını görmek istemeyişini. Çılgınlığın evreninde yükselmeye başladığın anlar ne büyük acı verir. Gövdenin ayrıldığı anlar.