fulya songür

23.5.942 Gece . . . Dışarda ilgisiz bir kurbağa peydahlandı. "Vırak vırak vırak," diye bağırıp duruyor. Öyle bet bir sesi var ki cenabetin. Sanki gırtlaklanıyormuş gibi. Buna Nazım Hikmet de alınıyor: "Kendini kuş zannediyor pezevenk," dedi. "Böyle kendi sesi hakkında iyi niyet sahibi hayvan olmaz . . . " Tam bu esnada -Cenabı Allah'ın işi yok- hayvan büsbütün yüksek perdeden bağırmaya başladı. Nazım Hikmet ilave etti: "Bak, duymuş gibi kerata . . . "
Sayfa 99·Kitabı okudu
Reklam
Çiçekler aslında ölülerin gizli periskopları değil midir? Acaba ölüler dünyayı toprağın altında çiçeklerin saplarından mı izlerler?
İnsan son derece mutsuz, huzursuz, derinden sarsılmış olabilir ve yine de bir mutluluk anı yaşayabilir, hatta son derece mutsuz olduğundan bunu çok yoğun yaşayabilir, sadece bir an için değil, saatler ya da Slovakya'da olduğu gibi iki gün boyunca.
Sayfa 95·Kitabı okudu
Çılgınlığın boyutları yok. Sallanan, boyutsuz bir boşluk. Orada daha yüksek, daha geniş, daha derin algılanıyor, boyut yok. Oluşumunu yaratan spermalara dek geri gidebilir düşüncen. Kendi embriyonluğunu anımsayabilirsin, annenin karnında geçirdiğin ayları, orada kalıp gün ışığını görmek istemeyişini. Çılgınlığın evreninde yükselmeye başladığın anlar ne büyük acı verir. Gövdenin ayrıldığı anlar.
Sayfa 48·Kitabı okudu
…. “Tanımadığın sürece her acı dayanılabilir.”
Sayfa 46·Kitabı okudu
Reklam