ÂŞÛRÂ GÜNÜ NELER YAPILIR?
Âşûrâ günü, eve ufak tefek erzak alınırsa bir sene boyunca evde bereket olur. En az on Müslümana birer selam veya bir Müslümana on defa selâm verilir. Fakir fukarâ sevindirilir. Âşûrâ günü gusledenler, bir sene ufak tefek hastalık görmezler. 10 defa şu dua okunur: “Sübhânallâhi mil’el-mîzân ve müntehe’l-ılmi ve mebleğa’r-rızâ ve zinete’l-arş.” Âşûrâ gününe mahsus olmak üzere kuşluk vaktinde 2 rekât namaz kılınır: Her rekâtte 1 Fâtiha-i şerîfe, 50 İhlâs-ı şerîf okunur. Namazdan sonra da şu salevât-ı  şerîfe 100 defa okunur: “Allâhümme salli alâ seyyidinâ Muhammedin ve alâ âli seyyidinâ Muhammedin ve Âdeme ve Nûhin ve İbrâhîme ve Mûsâ ve Îsâ vemâ beynehüm mine’n-nebiyyîne ve’l-mürselîn. Salevâtüllâhi ve selâmühû aleyhim ecmaîn.” Öğle namazı ile ikindi namazı arasında 4 rekât namaz kılınır: Her rekâtte 1 Fâtiha-i şerîfe, 50 İhlâs-ı şerîf okunur. Namazdan sonra: 70 istiğfâr-ı şerîf, 70 salevât-ı şerîfe, 70 defa da “Lâ havle velâ kuvvete illâ billâhi’l-Aliyyil-Azîm” denilir. Sonra da ümmet-i Muhammed’in hidâyeti ve kurtuluşu için dua edilir. (Duâ ve İbâdetler, Fazilet Neşriyat) 24 Haziran 2026 Fazilet Takvimi
Aşura günü
Bayburtlu Konstantin Abiniz Olarak...
Bu hafta yine memlekette iki şeyi umutla bekledik: Birinin gelişini, bir diğerinin ise nihayet siktir olup gidişini... Yani üstümüze çöken o organize kasvetin, derdin, kederin bu topraklardan sökülüp atılmasını. Ah be canım memleketim; gidiyorsun, geliyorsun ama bıraktığın yerde tiyatro hep aynı, dekor hiç değişmiyor. Bir huzur, bir mutluluk sinyali yakalayalım diyoruz, tam o esnada sahneye bir başka arsızlık, bir başka sömürü dalgası fırlıyor. "Bir saniye Bahadır Beyciğim, siz şu vedayı bir neticelendirin, benim içeride kısa bir pisliği temizleme işim var, hemen döneceğim" kıvamında bir curcuna... Hatice ablamız çıkmış gelmiş, "Bacımı kim ortadan kaldırdı, kim kanını yerde bıraktı?" diye feryat ediyor. Şüphe okları doğrudan hanenin içine, o kirli ilişki ağlarına dönük: Gelinleri Güneş ve onunla gizli kapaklı işler çeviren, ailenin içindeki kuzen Fatih. "Ablam ölmeden önce aralarındaki o yozlaşmayı, o gizli oynaşmayı gözleriyle gördüğünü söyledi" diyor. Tam burada sistemin ve toplumun o ikiyüzlü ahlak duvarına şu soruyu vurmak gerekiyor: Peki, bu pislik dönerken o evin asıl reisi, yani yengenin kocası, o erkeklik taslayan figür tam olarak neredeydi? Yanıt tam bir taşra klasiği: "Ağzını dilini bağladılar, muskayı yedirdiler." Kendi acizliğini, kendi cehaletini ve korkaklığını büyüyle, muskayla aklamaya çalışan bu zihniyete bakınca, insan sormadan edemiyor: Yahu siz nasıl sefil, nasıl çürümüş, nasıl omurgasız hayatlar yaşıyorsunuz? Derken maliyenin başındaki o soğuk rasyonellik, Mehmet abimiz sahne alıyor. Bu ara evlerde rahat nefes almak, huzurla oturmak ne mümkün; kapılar tık tık çalınıyor. Büyük vurguncuların, ihale arsızlarının, milyarlık vergi borcu bir gecede silinen yandaşların peşini bırakanlar, bu kez üç kuruş kira alan küçük mülk sahiplerinin kapısına dayanmış.
Siyaset
“Yeterince kitabın var” diyenlere cevabımız hazır.
Zihin fukara olunca, akıl ukala olurmuş. - Namık Kemal
1000Kitap
Eksik etmeyelim yürekten sevgiyi Sizinle bir insan portresi paylaşmak istiyorum 80 yaşının üzerinde olan bir Diyarbakırlı ekmek parasını kazanmaya çalışıyor bütün şehri dolaşarak çağa naif bir şekilde karşı çıkıyor ekmek teknesiyle Atlas sayı 166 ocak 2007 Diyarbakırda ufuk amca 80 yaşında Ekmeğini kazanıyor taştan fukara Bir insan portresi kuru bir ekmek dilimi Diyorki 80 yaşındayım ey güzel evlât Neler neler yaşattı şu acı tatlı hayat Güler yüz sevgi insanlığın simgesidir Sen Allah yolunda çalış o kuvver verir İtile kakıla geldik 80 yaşına Bir ekmek teknemiz var babadan kalma Yaşlı değil genciz ekmek peşindeyiz Bir deriz Ehad deriz Allaha iman ederiz Bir ekmeğin olsun bir de alınterin Ey ufuk amca Diyarbakırda simgesin Cenabı Hak seni hep gülümsetsin Ekmek teknesi onurlu bir duruştur Rızkını arayana Cenabı Hak yardımcı olur 80 yaşına gelsekte çağı kirli görsekte Bir tebessüm bir güzel söz kalsın geride Güneydoğunun incisi diyarbakır Diclenin suları insanı tefekküre daldırır Diyarbakır ne güzelsin bağlarınla Salkım salkım üzüm asmalarınla Amida diyarbakır şehrinin eski adı İnsan büyüklerini küçüklerini hatırlamalı
Şiir
Ölüm bu, Fukara ölümü Geldim, geliyorum demez. Ya bir kuşluk vakti, ya akşam üstü, Ya da seher, mahmurlukta, Bakarsın, olmuş olacak. Bir hastan vardı umutsuz, Hayreti uykularda, Hayreti soğuk sularda. Gayrı, iki korku çiçeğidir gözleri, İki mavi, kocaman korku çiçeği, Açar, derin kuyularda... Ahmed Arif
ölüm bu, fukara ölümü geldim, geliyorum demez ya bir kuşluk vakti, ya akşam üstü ya da seher, mahmurlukta bakarsın, olmuş olacak... Ahmed Arif