Puan vermedi·208 syf.··
Beğendi
·
2026 2. kitabı
Daha ilk sayfadan beni etkiledi. Bu kitabı okuduktan sonra tuhaf bir ruh hali içindeyim. Bir yanım didik didik herkese her ayrıntısını anlatmak istiyor bir yanım büyük bir merakla herkes okusun istiyorum. Bu kitapta asla pes etmemeyi öğreniyorum. Burda önemli olan insanın dayanma eşiği sanırım …. Ahhh Mafalda çok üzüldüm duyguların o kadar saf ve açıktı ki kendim o duyguları hissetmeden okuyamadım Bütün çocuklar karanlıktan korkar ve bende karanlıktan korkuyorum. Çünkü benim için karanlık, oyun için gözlerime taktığım ve bir daha çıkarmadığım bir fular gib….(alıntı) Koyu mavi gökyüzü, tertemiz, parlak ve bulutsuz gözüküyordu. Bulutlar benim gözümdeydi ve kutup yıldızını gizliyordu.
1000Kitap
Kiraz Ağacı ile Aramızdaki MesafePaola Peretti ·  Genç Timaş Yayınları · 202015,7bin okunma
9/10
·372 syf.··
2026 19. kitabı
Bugün sevgili Serap hanımın "Camlı Teras" serisinin ikinci kitabı olan #ağaçincirkuşu kitabı ile geldim. İlk kitapta Flora Ali'ye Sofia'dan mektup getirdiğini söylemişti ve kitabımız sona ermişti. Bu kitapta Sofia atın üzerinden düşüyor ve boynundaki fular ağaca takılıyor. Fular uçurumun kenarındaki bir ağaçta bulunuyor. Sofia'yı her yerde aramalarına rağmen hiçbir yerde bulamayınca onun öldüğünü düşünüyorlar. Sofia'nın kaybolmasından sonra Ali kendini işine veremiyor. Zor dönemlerden geçiyor. Ali'nin içinde bulunduğu ruhsal durumlar, en yakın iş arkadaşı Kürşad'ın aşkı için başka bir ülkeye gitmesi fakat orada aradığını bulamaması, Sofia'nın Ali'ye karşı hissettiği güçlü duygular ve geçmişten gelen bir takım sırlar kitapta belli bir duygu derinliği içerisinde anlatılıyor. Kimi zaman kendinizi polisiye bir koşuşturmacanın içinde bulurken kimi zaman da yeşilçam tadında bir aşkın ortasında buluyorsunuz. Bu ikinci kitabımızda bir kaç tane de yan karakterler eklenmiş. İlk etapta bu farklı hayatlar bakalım nasıl birleşecek desem de yazar sağlam bir kurgu oluşturduğu için her şey yerine oturuyor. Hem duygu yoğunluğu hem polisiye seven gençlere tavsiyemdir.
Ağaç İncir KuşuSerap Tiryaki · Mavi Nefes Yayınları · 202538 okunma
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
8/10
·109 syf.··
Beğendi
·
2026 10. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 17 Nisan 2026 16:07
"Kayıp ilanını gördüğüm zaman artık çok geç olduğunu anladım. O şiş yüzü ismi olmadan da tanırdım, o kısık gözleri ve o tuhaf gülümsemeyi; hiçbir şeyin yolunda gitmediği apaçıkken, 'Her şey yolunda' demeye çalışan o yorgun yüzü, bana düşmanca değilse de umutsuz gözlerle bakan, ulaşılmaz bir yere çekilmiş o yüzü; 'Hiçbir şey yapamayacaksın' diyen bakışı. Gerçekten de hiçbir şey yapamadığımı o gün anladım. Fotoğrafta iri ilmekli, beyaz bir hırka giymişti, boynundaki fular bluzunun üzerine sarkıyordu, uygunsuz bir kıyafet, sekiz yaşında bir çocuk kıyafeti değil, bir erişkinin kıyafeti; ama hepsinden öte, o tuhaf duruşu; kollarını kendine farklı bir hava vermeye çalışır gibi garip bir biçimde kavuşturmuştu. Fotoğraf bana, her tarafı acıdığı halde iyiymiş gibi görünmeye çalışan o dokunaklı halini hatırlatıyordu, acısı sakar hareketlerinden, gergin kollarından ve bacaklarından belli olduğu halde; içinde bir şeylerin paramparça olduğu hemen fark ediliyordu.” #AlexandreSeurat , 2009 yılında Fransa’da yaşanan gerçek bir olaydan yola çıkarak kaleme aldığı #Sakar kitabıyla, aile kurumuna sorgusuz sualsiz kutsallık atfedilmesinin yıkıcı sonuçlarını yalın ve sarsıcı bir anlatımla gözler önüne seriyor. Sekiz yaşındaki Diana’nın (Asıl adı Marina Sabatier) kayıp ilanı haberini gören öğretmeni düşünüyor bunları. Şiş yüzünü ilk gördüğünde, aklına annesinin gebelikte alkolik olabileceği gelmiş. Morlukları ve şişlikleri onun tehlikede olduğunu biliyor ama hiçbir şey yapmamış olduğu için bağışlanmak istiyordu. Ve ardından aile fertleri ile labirentin içine ilerliyoruz. Anneanne (telaşlı, müdahaleci, kendisi boğulurken çocuklarını koruduğunu iddia eden bir anne) , teyze (kötücül, edepsiz, ayağı yere basan) , anne (her zaman önce her şeye atlar, sonra düşünür ve ardından kahredici düş
SakarAlexandre Seurat · Metis Yayınları · 20255,7bin okunma
9/10
·109 syf.··
Beğendi
·
2026 27. kitabı
·
7 saatte okudu
·
Okunma: 16 Mart 2026 00:28
OKUDUM - BİTTİ! Kitap Adı : SAKAR Yazar Adı : ALEXANDRE SEURAT Sayfa Sayısı : 110 Kitap Puanım : 10 / 9.5 Kitap İncelemem : Bir çocuğun sakarlığı sandığımız şey, aslında neyin haykırışıydı? Bitti. Ve kitabı kapattığımdan beri o fotoğraf gitmiyor gözümün önünden: Sekiz yaşında bir çocuk, üzerine olmayan bir hırka, olmaması gereken bir fular ve o "her şey yolunda" der gibi yaparken içindeki kıyameti gizleyemeyen o yorgun, şiş yüz. Alexandre Seurat hiç sesini yükseltmeden anlatıyor. Sadece gösteriyor. Bir kayıp ilanından başlayıp bir çocuğun paramparça oluşuna götürüyor bizi. Ama öyle bir ustalıkla ki, her cümle boğazında düğümleniyor insanın. Aile dediğimiz o kutsal kurumun ardında neler olup bittiğini, en yalın, en acımasız haliyle koyuyor önümüze. 2024 Notre-Dame de Sion Edebiyat Ödülü'nü alması hiç de boşuna değil. Ama ödüllerden önce, bu kitap bir çocuğun gözlerine bakmaya cesaret eden herkesi sarsacak güçte. Fransa'da yaşanmış gerçek bir olaydan yola çıkıyor. Belki de en çok bu vuruyor insanı: Bunlar sadece kurmaca değil. Bir yerlerde bir çocuk gerçekten böyle haykırmış, ama duyan olmamış. Puanım: 9.5/10 (Neden tam 10 değil? Çünkü bittiğinde insanı öyle bir boşlukta bırakıyor ki, saatlerce başka bir şey düşünemiyorsun. Belki de en büyük başarısı bu.) Bu kitap bir çocuğun yüzünde saklı bütün sırları fısıldıyor. Ama duymaya hazır mısınız? #Sakar #AlexandreSeurat #MetisYayınları #OkudumBitti #KitapYorumu #Edebiyat #ÇağdaşRoman #NotreDameDeSionÖdülü #Aile #Çocukluk #Travma #GörünmeyenYaralar #9.5 Alexandre Seurat Sakar
SakarAlexandre Seurat · Metis Yayınları · 20255,7bin okunma
9/10
·96 syf.··
2026 11. kitabı
Merhabalar sevgili kitap severler, nasılsınız? Bugün sizlere Mine Ölce ’nin “Oysa Hiç Karşılaşmamıştık” adlı öykü kitabını tanıtmak istiyorum. Toplam 23 öyküden oluşan bu kitap, gündelik hayatın sıradan ayrıntılarını birer sembole dönüştürerek okuru hem kendi yaşamına hem de başkalarının hikâyelerine ayna tutmaya davet ediyor. Sayfaları çevirdikçe karşımıza çıkan öyküler, küçük ayrıntılarla büyük duyguların nasıl iç içe geçtiğini gösteriyor. “Bir Limonata Daha?”da evlilik vaatlerinin çöküşü, mutfak işleri ve sessizlik arasında sıkışmış bir kadının hikâyesi anlatılıyor. “Sessizce”de yazma sancısı, mahalle gürültüsü ve terapist Hakan ile yapılan konuşmalar, içsel bir mücadeleyi sahneye taşıyor. “Ah Sermet Bey, Ah” ise özlemin ve kentsel dönüşümün yıkıntılarının iç içe geçtiği bir ağıt gibi okunuyor. “Kahve ya da Kavun”da dostluk, kıskançlık ve ayrılık üçgeni; kahve ile kavun arasında sıkışmış bir hayat tadı gibi sunuluyor. “Uyumlu Bir Çift”te rutin evliliğin güvenli ama cansız yanını, kırmızı kravat ve fular motifleriyle sorguluyor. “İyi misin?” bölümünde ise basit bir sorunun, hayat kurtaran bir bağa dönüşmesi dikkat çekiyor. Ve “Soluk Sarı” öyküsü, ikizlikten ayrılığa, ölümle yaşam arasındaki ince çizgiye dokunan en çarpıcı metinlerden biri olarak öne çıkıyor. Yazarın dili, gündelik eşyaları ve sıradan sözleri birer kader işaretine dönüştürüyor. Limonata, kavun, kravat, kolonya, papatya çayı, soluk sarı lastik… Hepsi birer sahne dekoru, birer duygusal tetikleyici. Okur, bu öykülerde hem kendi hayatının izlerini buluyor hem de hiç karşılaşmadığı insanların hikâyelerinde kayboluyor. #oysahiçkarşılaşmamıştık sıradan hayatların içindeki kırılma anlarını, küçük ayrıntılarla büyük duygulara dönüştüren bir öykü kitabı. Eğer gündelik hayatın içindeki sembolleri keşfetmek,
Oysa Hiç KarşılaşmamıştıkMine Ölce · Potkal Kitap Yayınları · 202541 okunma
Puan vermedi·576 syf.··
Beğendi
·
2026 13. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 31 Ocak 2026 11:37
Beyza Aksoy kaleminden Misafir yorumumla geldim. Yazardan daha önce okuma yapmıştım fakat bu kitap açık ara favorim oldu. Baskısı, kutu içeriği çok güzeldi. Size kısaca kitaptan bahsedeyim. Eliz annesinin işlediği suç nedeniyle cezaevinde büyümüştü. Annesi hâlâ cezaevinde olsa da kendi gibi aynı kaderi paylaşan arkadaşlarıyla hayat mücadelesi veriyordu. Tıp öğrencisi olan Eliz arkadaşlarıyla gitti konserde rahatsızlanır ve nöbetçi eczane aramaya başlar. Karanlık sokaklarda görmemesi gereken bir olaya şahit olur. Olay yerinden kaçarken vurulur fakat kolay teslim olmayı düşünmez. Gördüğü bir sandığın içine saklanır ama ardında iz bırakırdığının farkında değildi. Boynundan hiç çıkarmadığı annesin hatırası olan sarı fular. Eliz'i Devrim Ali Yöner bulur ve onu evine götürür. Günler sonra gözlerini açan Eliz tanık olduğu cinayetin Rus mafya lideri tarafından öldürülen Amerikalı bir Diplomat olduğunu öğrenir. Mafya Eliz'in peşindedir ve Devrim Ali'den başka kimse onu koruyamazdı. Arkadaşları onun için endişelidir. Eliz ise yeniden tutsak bir hayatın içine düşmüştü. Bu misafirlik ne kadar sürecek belli değildi. Devrim'i okurken hep bir merak ettim. Eliz'den sakladıkları neler? Yaşanan olayların onunla alakası var mı? Eliz'in başına gelenler kolay değildi. Özellikle doktorun söyledikleri çok üzücüydü. Devrim'in kardeşleri Deha ve Demir'i çok sevdim. Ömer ise Eliz'e elinden gelen yardım yapan kişiydi. Birlikte film izlemeleri bir de videoya bakılarak yapılan ameliyat kitaptaki favori sahnelerim oldu. Kitabın sonuna doğru olanlar, Eliz'in verdiği karar derken öğrendiklerim beni fazlasıyla şaşırttı. İkinci kitapta neler olacak şimdiden merak ediyorum. ilk sayfadan son sayfaya kadar aksiyonun bitmediği, ters köşelerin olduğu bu güzel kitabı okumanızı tavsiye ederim.
MisafirBeyza Alkoç · İndigo Kitap · 2026225 okunma