Ressam olmak için
Kadife ceket gerek
Bir fular, kareli yelek
Ressam olmak için
Sakallı olmak şart
Yağlı gömlek, sabunlu suya
Düşman olmak.
Uzağa dalmak bakışlarla
Dahi olup anlaşılmamak
"Bütün çocuklar karanlıktan korkar ve ben de korkuyorum. Çünkü benim için karanlık, oyun için gözlerime taktığım ve bir daha çıkaramadığım bir fular gibi."
O ikinci el eşyacıdan alınan ve üzerinde ders çalışıp yazı yazdığımız o minicik mutfak masasından "çalışma masası" diye söz ettim iyi mi. Zaten tam o esnada sırtımda ropdöşambır, boynumda fular, ağzımda pipo vardı. Ben, yeşil eşofmanım ve Yeni Harman. Hepsi bu.
Soru: Babanız Mahmut Yıldırım, yani herkesin bildiği adıyla "Yeşil" nasıl bir babaydı? Evde nasıldı?
Cevap: Evde çok sert bir disiplini vardı. Ama dışarıdaki o korkulan adamdan eser olmazdı bazen. Çok az konuşurdu. Gelirdi, dinlenirdi ve tekrar giderdi. Biz onun ne iş yaptığını tam olarak yıllarca bilemedik. Sadece "devlet için çalışıyor" derdik.
Soru: Eve para getirdiği, çuvallarla paradan bahsediliyor. Bu doğru mu?
Cevap: Evet, doğru. Eve un çuvallarıyla, şeker torbalarıyla para geldiği zamanlar oldu. Ama babam bize hep şunu derdi: "Bu paralara dokunmayın, bunlar benim değil, devletin parası." İnanın o kadar paranın içinde biz bazen yokluk çekerdik çünkü o parayı kendine harcamazdı.
Soru: Babanızın hayatta olup olmadığını biliyor musunuz? En son ne zaman gördünüz?
Cevap: 1996 yılının Kasım ayıydı sanırım, o tarihten sonra bir daha ne sesini duyduk ne kendisini gördük. Öldü mü kaldı mı bilmiyoruz. Ama ben cesedini görmeden öldü diyemem. Devletin bazı birimlerinin onun nerede olduğunu bildiğini düşünüyorum.
Soru: JİTEM veya MİT içindeki konumu neydi? Kimin adamıydı?
Cevap: Babam kimsenin adamı değildi, o sadece devletin adamıydı. Hem askerle çalışırdı hem istihbaratla. Ama bir süre sonra o kadar çok şey öğrendi ki, her iki taraf için de "istenmeyen adam" haline geldiğini düşünüyorum.
Soru: Babanızın operasyonlardan döndüğündeki fiziksel durumu nasıldı?
Cevap: Perişan halde gelirdi. Ayaklarının altı patlamış, cımbızla taş toplardık derisinden. Günlerce uyumazdı. Bir keresinde kaburgaları kırık halde gelmişti ama yine de şikayet etmezdi.
Soru: "Yeşil" ismini neden kullanıyordu?
Cevap: Operasyonlarda gözlerine yeşil lens taktığı ya da yeşil bir fular kullandığı söylenir ama asıl mesele telsiz koduydu. "Yeşil" dendiği an herkes onun geldiğini anlardı.
Bütün çocuklar karanlıktan korkar ve ben de korkuyorum.
Çünkü benim için karanlık, oyun için gözlerime taktığım ve bir daha çıkaramadığım bir fular gibi.