Funda Sağ

Kimden doğduğun, nasıl bir ailenin içinde büyüdüğün önemlidir. Yazgının ilk paragrafıdır onlar. Doğduğun şehrin bile bir kodu vardır bu yazıda. Üzerine parçalar ekleye ekleye ya da sadece bunlar yüzünden eksile eksile yaş alırsın.
Sayfa 9 - Artemis·Kitabı okudu
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.

Funda Sağ

, bir kitap okudu
Puan vermedi·400 syf.·
19 saatte okudu
·
2022 27. kitabı
Gülseren Budayıcıoğlu
8.4/10 · 14bin okunma
-Babam bir an bile evden çıksa, annemle yalnız kalsak, pis pis gülerdi bana... Sonra da saçımdan tuttuğu gibi savurur, bacaklarımı tekmelerdi. Babam, bacaklarımdaki morlukları görünce, bu sefer annemi daha çok döverdi. Bir keresinde kolu kırıldı annemin... Hastanede alçıya aldılar... O ara birkaç ay bizim evde büyük bir sessizlik hüküm sürdü. Annem ne kadar uğraşsa da babamın onu dövmesini sağlayamadı. Ben de oh demiş, biraz olsun rahatlamıştım... Kırık koluyla beni de dövemiyordu... Arada bir tekmelemeye, tek koluyla beni tutmaya çalışsa da, beceremezdi çünkü ben kaçardım... Bu alçı hiç çıkmasa keşke derdim. Babam da rahatti o zaman... Ama o kavgasız günler iyi gelmedi anneme... Kendi kendine konuşmaya, sabaha kadar evde dolaşmaya başladı. Yemek de yemiyor, sanki karşısında birileri varmış gibi boşluğa bakarak konuşup duruyordu. Karşısındaki kişi çok saygıdeğer biriymiş gibi yerlere kadar eğilerek onu selamlıyor, sonra da namaz kılar gibi ellerini göğsünün üzerinde birleştirerek onu din liyor, mırıl mırıl kendi de ona bir şeyler söylüyordu. Ben onu öyle gördükçe dehşete kapılıyor, evde hayaletlerin dolaştığını düşünüyor, geceleri karanlıkta o hayaletlerin benim yanıma da gelecekleri fikrini bir türlü kafamdan atamıyordum.
Sayfa 339 - Remzi Kitabevi·Kitabı okudu
- Keşke doğurmaz olsaydım seni... Seni doğuracağıma taş doğursaydım... İblissin... Şeytansın derdi bana... Senin yüzünden geldi bu belalar başıma... Sen bana Tanrı'nın verdiği cezasın... Beni gösteren o parmağın dökülsün inşallah... Sürüm sürüm sürün... Kırk kapıdan kovul... Biraz aklım olsa, seni doğduğun gün ellerimle öldürürdüm... Bana ihanet ettin... Yüzün gibi ruhun da çirkin senin... Böyle derdi... Bedenimin çektiği acı yetmezdi ona, ruhum da acısın isterdi... Arada bir sorardım ona, anne beni öldürecek misin derdim... Çünkü öldüresiye dövüyordu beni... Babana söylersen onu da yaparım derdi... Sonunda babam fark etti durumu... Beni alıp doktora götürdü... Doktor beni soydu, her yanım çürümüştü... Beni odadan çıkardı, bir şeyler söyledi babama... Polis filan, öyle şeyler işte....
Sayfa 336 - Remzi Kitabevi·Kitabı okudu
Öyle ki çocuk, oyuncak bebeğini kişileştirip, onunla konuşup, ona âdeta bir ruh giydirip arkadaşlık kurabiliyor. Onunla sohbet ediyor, onunla dertleşip mutlu oluyor. Aynı çocuğun on beş farklı oyuncak bebeği olduğunda işler değişiyor elbet, kişileştirme yerine eşyalaştırma başlayabiliyor.
Sayfa 71 - Kronik·Kitabı yarım bıraktı