Sabahattin Ali’yle şiirleri dışında tanıştığım ilk romandır. Onu böyle güzel bir eseriyle tanımak, karşılamak çok büyük bir şans olmalı.
Kitabı okurken hissettiğim ve düşündüğüm en temel duygular betimlemelerin muhteşemliği, ve o bütün konuşmaların ne kadar bize ait kelimeler olduğu tamamen bizim kültürümüzü göz önüne seren dile sahip olduğudur. Aynı zamanda ülkemizin küçük kesimlerinde göz ardı edilen, dillendirilmeyen olayların da bize ulaşmasını sağlamıştır.
Kitapta her şeyin yanı sıra çok naif ve büyük bir aşk konu edilmiştir. Yusuf’un kendine bile itiraf edemediği, başlarda kaçmaya çalıştığı Muazzez’e duyduğu aşk. Bu kitapta bizleri sevindiren bir detay ise her zorluğa rağmen bu aşkın karşılıklı olmasıdır.
Yusuf yaşayabileceği en büyük acıları yaşamış. Ölümü görmüş, kaybetmeyi öğrenmiş birisidir. Doğduğu yerden ayrılmak zorunda kalan her yere, her şeye özellikle de kendine bile yabancı olan bu adamın yaralarını saracak olan tek şey Muazzez’in aşkıdır.
Yusuf’un onu evlatlık edinen babasının ölümünden sonra her şeye yabancı olan Yusuf’un yapayalnız ve çaresiz kalışını o sayfaların arasında hissettiğim en derin hislerdendi. Geçim sıkıntısı ve parasızlık yüzünden en değerlisi Muazzez’i uzun günler annesiyle bırakması gerekiyordu, başına geleceklerden habersiz. …
Bir ölümle başlayıp bir ölümle son bulan Yusuf’un hikayesi sonuyla da hepimizin yüreğini burkacak. Kitabın kapağını kapattıktan sonra durup olanları hazmetmemiz gerektiğini gösterecektir..
Kuyucaklı YusufSabahattin Ali · Yapı Kredi Yayınları · 2025210,9bin okunma