Bu kadar kısa ve bu kadar dolu dolu kitaplar yazmayı başaran Zweig ustayı selamlıyorum.
Okumaya başladığım andan 2. Sayfaya geçene kadar hikayeleri beni içine çekiyor. Bambaşka bir seviye bu…
Bir cacık anlamadığım bir kitap. Dili sade değil, anlatılanlar karmaşık. Belki de konu bana çok uzak. Yoksa acılarımdan mı kaçıyorum :)
Bu puanı kesinlikle haketmiyor…
Yok babacım bu modern şiir kavramı beni içine çekemiyor. Bir şeyler anlatmak istiyor ama cümle düzeni bir acayip. Devamı gibi ama değil.
Anne şiirleri çok güzeldi çok hoşuma gitti.
Onun dışında bu puanı kesinlikle hak etmiyor.
Yazarın çevirdiği iki kitabı okumuştum. Bu ne saçma şey demiştim. Meğer yazarımız kendi şiir kitaplarını da yabancı dilden çeviriyor gibi yazıyormuş…
Şiir bu olmamalı. Anlam bütünlüğünü bir türlü kuramadım. Anlamlı cümleyi bırak doğru düzgün cümle yok yahu. Bir şey anlatmıyor, bir şey hissettirmiyor… boş hem de bomboş.
Kitap okuma yarışması için belirlenen kitaplardan biri olması sebebiyle tanışmış bulundum. İlk sayfalardan itibaren sert düşünceler beni etkisi altına aldı. Gündelik hayatta duyup gördüğümüz ama detayına pek inmediğimiz ve standart romanlarda karşılaşmadığımız karakterler ve hikayeleri mevcut.
Kitabı okurken sanki yan komşumuzun oğlunun hikayesini okuyordum ve iç dünyasında neler olduğunu dinleyebiliyordum.
Kitaba ön yargılı başlayıp ağzımda ekşi tatlı bir tat ile bitirmiş bulunmaktayım.
Kitap okuma yarışmalarının en güzel yanı bu sanırım, belki de hiç okumayı düşünmeyeceğim bir kitabın okunmasına fırsat tanıyor.