Fakat huzursuz ruh, Noraliya'nın "temaşa" diye tercüme ettiği Contemplation devresine girip huzura kavuşunca, ben'in fırtınaları duracaktır. Çünkü inziva içinde, başka ben'ler tarafından fırçalanmayacak ve azdırılamayacaktır. Büyük hayal kırıklıklarından sonra, arzu etmekten ürken ve kendi kabuğu içine çekilen ben, bütün felaketlerin sebebini kendinde, kendi arzularında bulduğu için artık kendi kendini yemeye başlar. Temaşa ( Contemplation ) merhalesinden fena ( Mortification ) merhalesine geçmek üzeredir. İskenderiye okulundan beri, Katolik ve İslam tasavvufunda, alâik 'ten tecerrüd 'den fenfillâh 'a kadar giden mertebelerin türlü derece ve isimleri vardır. Noraliya'nın hayatında ve defterlerinde temaşa ve fena merhalelerini açıkça görüyoruz . Kendisini Allah'tan ayıran karanlık duvarların benlik olduğunu anlayınca, onu atıp kâinatın ruhuyla birleşmek özleyişini duyuyor. Muhiddin-i Arabî'nin Fütuhat-ı Mekkiye 'sinde tavrı sâlis dediği hal budur. Cüzînin küllîye dalışıdır. Bütün Philosophia Prennis 'in mevzuu da budur. Bize şimdi süblim bir karikatür gibi görünen Matmazel Noraliya'nın koltuğu, onun yalnız kendi ben'ine değil, bütün benlere, mücerret ben'e isyandır. Bütün dinlerin, fikirlerin ve politikaların tarihi bu isyanın tarihidir. Dinler, insanın -iştah, şehvet,kazanç hırsı ve kibir hâlinde- kuduran ben'ini Allah'ta eritmeye çalışmışlardır. Hümanizm, onu, insanlık idealinde uyuşturmaya savaşır. Nasyonalizm fena fil'millet 'i emreder. Ben'in Allah'ta yok olmaya koşması azizleri, insanlıkta yok olmaya koşması dahileri, millette yok olmaya koşması kahramanları yaratmıştır. Bütün bu ideallerde müşterek olan şey ben'in fenasıdır. Fakat burada fenayı (fâni olmayı) lügat manasıyls anlamak doğru olmaz. Bu, mecazi bir yok