"Şu oğlan sana büyüteç bulmayı düşünüyor," dedi. "sen ne dersin?" Karanlıklar Efendisi'ni "oğlan" olarak çağırması o kadar tuhafıma gitti ki söylediklerini hemen anlayamadım. anladığımda da içim rahatladı ve umutlandım. Büyüteç! Bu neden daha önce aklıma gelmemişti? Neden akıllarına gelmemişti? Baghra ve Karanlıklar Efendisi, canlı büyüteçler oldukları için gücümü çağırmama yardım edebiliyorlardı. O zaman benim de tıpkı Ivan'ın ayı pençesi, Marie'nin boynunda asılı fok dişi gibi bir büyütecim olmalıydı. "Bence harika bir fikir!" diye haykırdım birden.
Sayfa 185 - Alina - Baghra - Karanlıklar Efendisi·Kitabı okuyor
Dostum sen hastasın ya.
Karışıklıklar, korkular, sapıklıklar, ölüm, bedensel ya da tinsel düzende ayrıksılıklar, yadsıma düşüncesi, alıklaşmalar, istencin kullandığı sanrılar, sıkıntılar, yıkım, altüst oluşlar, gözyaşları, doymazlıklar, uyarmalar, kazıcı imgelemler, romanlar, beklenmeyen, yapılmaması gereken, ölü bir yanılsamanın leşini gözetleyen gizemli akbabanın kimyasal tuhaflıkları, mevsimsiz ve başarısızlığa uğrayan deneyler, tahtakurusu bağalı karanlıklar, gururun korkunç saplantı deliliği, derin uyuşuklukların aşısı, ağıt söylevler, kıskançlıklar, ihanetler, zorbalıklar, inançsızlıklar, kızgınlıklar, terslikler, saldırgan çılgınlıklar, bunama, nedensiz sıkıntı, usçul korkular, okurun duyumsamamayı yeğleyeceği garip tedirginlikler, yapmacıklar, nevrozlar, mantığın başarısızlığa uğratıldığı kanlı haddeler, abartmalar, içtenlik yokluğu, testereler, bayağılıklar, karanlık, iç karartıcı cinayetlerden daha kötü doğumlar, tutkular, ağır ceza mahkemeleri romancıları kabilesi, trajediler, odlar, melodramlar, sonsuzca sergilenen aşırılıklar, ıslıklanması cezalandırılmayan us, ıslak tavuk kokulan, tadını kaçırmalar, kurbağalar, ahtapotlar, köpek balıkları, çöllerin samyeli, uyur gezer olan, şüpheli, gecesel, uyutucu, gecekuşu, yapışkan, konuşan fok, ikircil, veremli, kasılmalı, kuvvet macunu, kansız, kör, hünsa, piç, albinos, oğlancı, akvaryum olgusu ve sakallı kadın, sessiz yılgınlığın esrik saatleri, düşemler, acılıklar, canavarlar, bozguncu kıyaslar, pislikler, çocuk gibi düşünmeyen, yıkım, anıksal mansenila, güzel kokulu çıbanlar, kamelyalı kıçlar, hiçlik bayırında yuvarlanan ve sevinç çığlıklarıyla kendinden nefret eden bir yazarın suçluluğu, vicdan azapları, ikiyüzlülükler, sizi anlaşılmaz çarklarında öğüten belirsiz görünümler, kutsal belidere ciddi tükürükler, pire ve onun girişken
Sayfa 232 - Poésies·Kitabı okudu
Reklam
Ama Emek Adası'na ilk ayak basanın biz olmadığımızıda öğrendik. Bizimkini izleyen ikinci koyun kumsalında bir sandalın parçalanmış enkazına rastladık;kürek lumbarları tirneleyle bağlandığı,pruvanın sancak tarafında bir tüfekliği bulunduğu için bir fok avlama sandalı olmalıydı bu.
Alıntı
O noktadan geçerken bütün koy gözlerimizin önüne serildi, üzerinde kocaman bir dalganın patladığı ve sayısız fokla kaplı yarımay şeklinde bembeyaz bir kumsaldı. O güçlü böğürme seside onlardan geliyordu "Bir fok kolonisi" diye haykırdım
Alıntı
Yalnızlığa övgü
... Edebiyatın harfleriyle betimledim yalnızlığı, kitaplardan kopyaladığım kravatı taktım ona, düş gömleğini giydirdim, fakat bir tek yalnız kaldığımda tanıştım onunla. Ben böyle bir canavar görmedim: Kıllı örümceğe ve gübre sineğine benzemekle birlikte deve ayaklarında su altı yılan vantuzları vardı, kahverengi fok ve fare derilerinin asırlar boyu çürüdükleri ufunet içinde bir depo. Yalnızlık, kitapların ağzından yalan söylemeye devam etmeni istemiyorum. ...
Sayfa 238·Kitabı okudu
Reklam
Reklam