Doğrusu kitaba çok büyük önyargıyla başladım çünkü yazarın ilk kitabı tekrar edeceğine dair bir his vardı içimde ve ilk kitabı bu kadar büyük bir başarıya ulaşmışken bu başarının gücüne güvenip 2.yi yazması, üstüne yetmiyormuş gibi bir de 3.yü yazması ona karşı sadece 'ticari kaygılar taşıyan bir yazar' gözüyle bakmama sebep olmuştu. 3. kitaba karşı hala çok beklentisizim tabii ama bu kitap beklentilerimin üstünde çıktı:)
İlk olarak yazarın anlatım tarzını övmek istiyorum. Gereksiz betimlemeler yok, süslü püslü, sadece kitabın sayfa sayısının artmasını sağlayan anlamsız cümleler yok, karakter tahlilleri yeterli, gerilim hissedilebiliyor, bölümler kısacık ve su gibi akıyor!!! Yani hiçbir şey için olmasa bile yazarın sade ve akıcı kalemiyle tanışmak için okuyun bu seriyi.
Ama kitapla ilgili bazı sorunlarım var tabi. Aslında o kadar gözüme batmadı bu sorunlar ama belki de son zamanlarda bu türde normalde okuduğumdan daha çok kitap okumaya başladığım içindir, her şey çok tahmin edilebilir geldi bana. İlk bölümü okurken bölümün kimin ağzından olduğunu daha karakterleri tanımadan anladım yani. Ama tahmin etmediğim ve beni -çok olmasa da- şaşırtan 2 ters köşe vardı.
Bir de kitapla ilgili bir diğer sorunum; MİLLİE! Daha doğrusu Millie'nin değişken duygu durumu, yani dengesiz. İlişki durumumdan bahsetmek istemiyorum bile, kalbinde başka bir erkek varken bir başka erkeği oyalamsı, her defasında 'tamam bu sefer her şeyi anlatacağım' deyip çocuksu bahanelerle geçiştirmesi, partnerine ciddi anlamda hiç değer vermemesi ve bu olayların sonucunda bize bu ilişkide suçlu olanı partneri olarak lanse etmesi ... Katlanılacak çile değilsin Millie. Bazen değilsin yani. Eh bir de Millie (spoiler sayılabilir geçin lütfen) birini öldürdüğünde sanki daha önce yapmadığı şeymiş gibi çok