“Herkesin birbirini pusuda bir tehlike, sıkıcı bir yük yenilecek kötülük ya da bir zaman kaybı olarak gördüğü bir dünyada, hücrelerine işlemiş kuşkunun kaskatı ettiği bedeni, ilkel korunma güdüsünün tetikte saldırganlığı ve durmadan soğuyan sesini kırıcı uzaklığı ile konuşuyordu”
“Sonuç?” ya da “Sonra?” diyen kimi görürse mezar taşlarını gösteriyordu. “ Sonuç yok “ diyordu. “Sonuç ertelenmiş bir şimdi, sürekli devinen gerçeğin yeni bir başlangıcı, bir yanılsamasıdır bulunduğunuz yere göre. Aslolan süreçtir ve elimizdeki tek gerçek biricik şans şimdi şu an yaşadığımızdır.”
“Yalnızlığı ne kadar geniş bir alana yayarsan yay, ne kadar uzak bir zamana ertelersen ertele acısıyla ağırlığı azalmıyor. Çünkü insan yüreğini göğüs kafesinde yapayalnız taşıyor”