" Okuduğunu tahlil etmeyen , daha önce okuduklarıyla karşılaştırmayan , her an kendi kafasını kullanmayan zekasını mahveder. Okumak , sayfanın bütününü , cümleleri , kelimeleri anlamaktır. Dikkat gevşeyince gölge düşünceler kalır kafada. Çabuk okuyan dikkatini teksif edemez ."
"Bakın Sayın Savcı, ben bir dünya yurttaşıyım. Benim, dünyanın şu ya da bu noktasında, üstelik kendi seçimim dışında doğmuş olmam, dünyanın diğer noktalarını yok saymamı, orada yaşayan ve benim gibi kendi istenci dışında orada doğmuş olan insanları küçümsememi, onlara üstünlük taslamamı gerektirir mi? Böyle bir bakış, dünyada tüm insanların yaşadıkları bölgeyi tek doğru, tek gerçek, tek iyi ve güzel sayarak birbirlerini küçümsemeleri gibi bir sonuca yol açmaz mı? Başkalarına karşı böyle bir tavır içinde olan insan, başkalarının aynı tutumuyla, yani kendi silahıyla karşı karşıya değil midir? Sizce böyle bir duygu ve davranış içinde olan insan hastalıklı bir sevgisizlikle ilk başta kendi ipini çekmez mi? Zenginlik yalnızlıktan değil çoğulluktan gelir. Kuşları düşünün sayın savcı ne büyük bir çeşit zenginliği ile süslerler gökyüzünü ve ağaçları. Yalnızca şahinleri sevip kırlangıçları düşman bilmek, en azından bizim çatı pervazlarımızın renksiz ve rüzgarsız kalması değil midir?"
Hem birey hem de tür olarak insanı merkeze almayan siyasi, iktisadi ya da dini hiçbir sistem adaleti sağlayamaz; adalet sağlanamayan yere de barış uğramaz. Günümüzde adalet ve barış kavramları çerçevesinde dile getirilen tüm söylemler ya bir devletin ya bir sınıfın ya da ideolojik bir öbeğin çıkarları etrafında şekillenmektedir; bu nedenle varlıkları başkalarının yokluğu üzerınden kurgulanmıştır. Kendi varlığını başkasının yokluğu üzerinden kurgulayan her türlü sistem yıkıcı olmak zorundadır.