Murakami ile ilk karşılaşmam değil bu. Önceden beri ona karşı var olan ön yargılarımdan arınmaya çalışıyorum her defasında. Ama bir şekilde ön yargılarımın haklılığı ile çarpışıyorum. Sahilde kafka çok sürükleyici çok zevkli bir kitap, evet. Ama anlamlandıramadığım bir çiğlik var eserde .Bu kitabı 15 yaşımda okusaydım bayılırdım. Bana çok yüce, derin, ulaşılmaz muhteşemlikte bir kitap gibi gelirdi. Buna eminim çünkü biraz çocuksu hayallerle bezeli bir hikaye ile başlıyor. (içinde o sürekli bahsedilen metaforlar olsa da) Hangimiz ergenligimizde evden kaçıp bizi kimsenin tanımadığı bir yerde yeni bir hayata başlamak istemedik ki? Ormanın içindeki münzevi kulübe fikri mesela, bana gerceklikte yaşayan 15lik bir delikanlının evden kaçma "hayallerini" okuyormuşum gibi hissettirdi :) (!) Devamındaki kütüphanede yaşama fikri de keza.Üstelik kitaplarla ilgili olağandan fazla ilginiz, rüyalarınıza giren kütüphaneler varsa yaşamınızda... Benim hayallerimi süslerdi muhtemelen, şimdi de okurken çok masumane ve çocuksu bir hayal olarak görüyor ve gerceklikten çok uzak buluyorum. Bir eser tabiki de gerçeklikle paralel olmak, gerçek hayattan enstanteneler barındırmak zorunda değil. Sonuçta kurgunun büyüsü biraz da bu. Bu bir kıstas olmayabilir. Yine de öyle hissetmeme engel olmadı bu.
Çiğ bulduğum bir kısım buyken bir diğeri Oşima adlı karakter. dediğim gibi henüz yunan tragedyalarıyla, belli başlı mitlerle tanışmamışken bu karakteri okumuş olsaydım vaoov ne kadar kültürlü, bilgili bir karakter derdim, bahsettiği tüm kitapları not alır, mitolojilere göz atardım ve benim için iyi bir başlangıç olabilirdi, lâkin 24 yaşımda bu içerik bana çok yüzeysel geliyor. Çünkü esere kaliteli bir şekilde yedirilmediğini düşünüyorum. Bazı noktalarda akışa pek fayda sağlamayacak,